Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • müddet02.10.2006 - 08:09

    'med' denizin yükselip yer kaplaması, karaya yayılması
    'medd' uzama, yayılma
    'müddet' zaman veya mekânda uzunluk, yayılım, süre

  • icat01.10.2006 - 23:52

    bir lens icâd etmek isterdim.
    görünmeyecek kadar ufak kablolarla kalbe bağlı bir lens.
    otomatik olarak renk değiştirecek.
    üzgünsem yeşertecek dünya mı bembeyaz yapacak gördüklerimi
    çok sevinçliysemde hafiften karartacak.
    vasat bir renkte tutacak görünenleri
    'gri' olabilr mesela..
    zaten üzüntülerimiz bir zamanlar yaşadığımız mutlulukların
    çocukları değil mi?
    ve sevinçlerimiz bize kederligünlerden yadigâr değil midir?
    GRİ derim ben..
    öyle ortalarda dengelerde bir yerde..
    'derim' sadece
    ama böyle bir şey icât etsem
    bu lensi takma fikrinede gri bakardım galiba..

  • dün01.10.2006 - 23:40

    bugün hüküm sürmekte olduğu için haklı,
    gelecekteki doğrusal ilerleme çizgisini belirleyeceği için önemli;
    dün bugüne direnmekte olduğu için suçlu,
    geleceği belirleme gücünden yoksun olduğu için önemsiz-mi-dir?
    kulağa hoş gelsede
    bugünü dünden kopartmak
    biri olmadan biri olmayan iki şeyi birbirinden ayırmak gibidir.
    bugünü geçmişten kopartmak istiyorum bazen
    silmek istiyorum yaşanmışlıkları
    ve bunun için
    bugünü idâm etmekten başka çare bulamıyorum.
    düne müdahale edemiyorum çünkü..
    kimse idâm edilmesin
    dün bugün elele verip
    yarını inşâ etsin!

  • alçakgönüllü01.10.2006 - 23:27

    ey gönül!
    tüm çirkinlikler sende hayat buluyor,
    öyle ki;
    'alçak' dese birisi kavga sebebi olurken
    yanına sen gelince
    iltifat olup çıkıyor anlam..

  • insan01.10.2006 - 23:25

    dışımızda ki dünyada
    her ne oluyorsa
    insanı örnek vererek o olayları açıklayabiliyoruz.
    aynı bunun gibi kendimizde her ne oluyorsa
    dışımızdaki dünyadan kendimize örnek verebiliyoruz.
    bana bir duygu söyle ki
    kainatta onu izdüşümü yaşanıyor olmasın.
    bizim bu düya ile bir al^kamız var ama ne!

  • zıtlıklar armonisi01.10.2006 - 23:22

    zıtlıklar vardır. biri olunca diğeri olmayan
    yani biri gelince diğerinin o mekânı terkettiği
    birbirlerini sevmeyen zıtlıklar.
    karanlık ve aydınlık gibi.
    sevgi ve nefret gibi.
    ikisi bir arada olmaz.
    insan içinde geçerli
    hem sevip hem nefret edemez insan.
    'aynı anda'
    zaten insan tüm zıtlıkları kendinde toplayan yegâne canlı değil midir?
    dünya gibi
    güneş doğuyor aydınlanıyor dünyamız ve seviyoruz birisini.
    ve gece oluyor kararıyor dünyamız ve nefret kaplıyor bir zamanlar aydınlık olan silüetleri...

  • eflatun01.10.2006 - 23:07

    kızılımsı mor renk
    ayrıca yunan filozofu 'platon'un arapça söylenişi
    eflatun rengi roma/bizans dünyasında soyluluk ve otoritenin simgesi olduğu için
    'platon' yani 'eflatun' ismini bu özellikten alır.

  • müstehzi01.10.2006 - 23:03

    'hezee'
    aşağıya çekmek
    'müstehzi' aşağıya çeken, aşağılayan

  • siz01.10.2006 - 21:48

    siz!
    dünyayı yaşanmazlıkla ithâm edenler!
    sağo sola saldırıp bir lağım çukuru gibi tasvir ediyorsunuz bu dünyayı
    isyan ediyorsunuz 'çirkin' 'yaşanmaz' diyerek!
    bakın!
    bir bakın şu yazdıklarınıza
    beyaz sayfalara düşürdüğünüz sürdüğünüz kirli harflere bakın!
    küçük sanal bir sayfayı kirleten sizler
    'dünya nasıl kirlendi'
    türünden riyakâr sorularınızı alın
    ve yaratılış hikmeti düşünmek olan o muhteşem beyinlerinize sokun!

  • sting01.10.2006 - 15:47



    shape of my heart
    bu saatlerde pek gitmez ama
    sessizliğin sesinden yorgun düşme saatinde olanlar olabilir..


    'soru işaretinden sonraki boşluğu kapatın