Fenerbahçeli duayen spor yazarlarından İslam Çupi'nin, 14 Ocak 1984 tarihli Milliyet gazetesi'nin spor sayfasında kaleme aldığı 'Tarık Hoçiç' başlıklı yazısını sizlerle paylaşmak istiyorum. Böylece tarihimizde önemli yeri olan bu futbolcumuzu tanımayan kardeşlerimizin tanımasına yardımcı olmuş olacağımı sanıyorum.
Topa vururken kaleciye bakan tek forvet: HOÇİÇ! .
Hoçiç, ligin ilk yarısında futbolsevere devlet zoru ile değil, kendi rızasıyla şunu dedirtmiştir; 'Türkiye'de oynayan en kaliteli Yugoslav...'
Hoçiç, Türkiye'ye geldiği ilk yıl futbola ve Galatasaray'a pek alışık değildi. Maçlarda 30 yaşında, yüzme bilmeyen bir adamın sırtından denize itilmesinin sonunda gösterebileceği paniğin tıpkısını ceza sahaları içinde, yani karada gösterdi.
Hoçiç, Türkiye'ye gelmeden önce Avrupa'nın sayılı futbol saraylarından Ajax'ta üç yıl yedek beklemiş...
İnsan Ajax'ta üç yıl top şişirse, şişirdiği şeye nasıl vuracağını, nasıl tutacağını, nasıl oynayacağını bizden iyi öğrenir.
Ajax sarayından Türkiye kasabasına, 30'a yaklaşan yaşı ile düşen Hoçiç, bu yıl ligin birinci devresinde saray sandığında ne kadar futbol asaleti varsa, sahalara döktü..
Hoçiç, havada iyi duran ve de iyi vuran bir adam..
Kafa gollerindeki rahat portresi, kurulmuş bir oyuncak uçak görünümü vermektedir. İkili mücadelelerde kalçalarını ve sırtını rakibini hareketsiz bırakmada çok iyi kullanıyor. Özetle, ikili mücadelelerde pek vurgun yemiyor.
İki ayağında da hem kundura, hem de enteresan golleri var.
Hoçiç, Türkiye'de iki ayağıyla topa vurmadan önce kaleci hareketlerine bakan tek forvettir. Topa vurmadan önce kafası topun üstünde namaz kılmada değil, kalecinin erken hareketlerini kollamadadır.
Hoçiç'in bu yolla avladığı kaleciler koleksiyonunda, Fenerbahçeli Yaşar dahil, bir bidon ünlü vardır..
Hoçiç, özellikle gol bulma bölgesinde poziyon bulma mucididir. Türkiye'de forvetler için gol pozisyonu bulma 'Amerika'nın keşfi' kadar güçleşmişken, Hoçiç kaptan, gol denizlerinde kolaylıkla seyretmektedir.
Kusuru, kamburu, eksiği yok mu var.. Sahada, otobanlarda cirit atan BMW'lerin, Ferrari'lerin arasındaki 36 model Ford gibidir.
Ağırdır..
Ağırlığı sebebiyle depar golleri atmaya hazırlanırken, çoğunlukla tevkif edilir. Geceyi genellikle 'geri dörtlü' isimli nezarethanede geçirir.
Hoçiç sık sık ağırlığı yüzünden, tevkif edilmese, attığı golü bugün ikiyle çarpardık.
Hoçiç'in yaşı bugün 30'u geçti. Belki birileri çocuğa, 'ağır ol da molla desinler' öğüdü yapmış olmasın.
Kaynak: İslam Çupi / 14 Ocak 1984 tarihli Milliyet gazetesi, 11nci sayfa
Çocukluğumun unutulmaz, Boşnak asıllı Yugoslav forvetimizdi.. Ayrıca Türkiye'de 'gol kralı' olmuş ilk yabancı asıllı futbolcuydu. 7 numaralı formayı giyerdi. Diğer bir Yugoslav'ımız Seydiç ile mükemmel bir ikili oluşturmuşlar özellikle Fenerbahçe'nin başına resmen bela olmuşlardı.. Onun, 'Meban' reklamlı giydiği sarı-kırmızı formamızla basına verdiği pozları, 90'lı yılların başına kadar odamın duvarlarını süslemiştir.
Fenerbahçeli duayen spor yazarlarından İslam Çupi'nin, 14 Ocak 1984 tarihli Milliyet gazetesi'nin spor sayfasında kaleme aldığı 'Tarık Hoçiç' başlıklı yazısını sizlerle paylaşmak istiyorum. Böylece tarihimizde önemli yeri olan bu futbolcumuzu tanımayan kardeşlerimizin tanımasına yardımcı olmuş olacağımı sanıyorum.
Topa vururken kaleciye bakan tek forvet: HOÇİÇ! .
Hoçiç, ligin ilk yarısında futbolsevere devlet zoru ile değil, kendi rızasıyla şunu dedirtmiştir; 'Türkiye'de oynayan en kaliteli Yugoslav...'
Hoçiç, Türkiye'ye geldiği ilk yıl futbola ve Galatasaray'a pek alışık değildi. Maçlarda 30 yaşında, yüzme bilmeyen bir adamın sırtından denize itilmesinin sonunda gösterebileceği paniğin tıpkısını ceza sahaları içinde, yani karada gösterdi.
Hoçiç, Türkiye'ye gelmeden önce Avrupa'nın sayılı futbol saraylarından Ajax'ta üç yıl yedek beklemiş...
Saray'da yedeklik, herhalde gecekondudaki bekçilikten iyidir.Hoçiç yedek olarak asilleri seyrederken yeterince asaletleri almış.
İnsan Ajax'ta üç yıl top şişirse, şişirdiği şeye nasıl vuracağını, nasıl tutacağını, nasıl oynayacağını bizden iyi öğrenir.
Ajax sarayından Türkiye kasabasına, 30'a yaklaşan yaşı ile düşen Hoçiç, bu yıl ligin birinci devresinde saray sandığında ne kadar futbol asaleti varsa, sahalara döktü..
Hoçiç, havada iyi duran ve de iyi vuran bir adam..
Kafa gollerindeki rahat portresi, kurulmuş bir oyuncak uçak görünümü vermektedir. İkili mücadelelerde kalçalarını ve sırtını rakibini hareketsiz bırakmada çok iyi kullanıyor. Özetle, ikili mücadelelerde pek vurgun yemiyor.
İki ayağında da hem kundura, hem de enteresan golleri var.
Hoçiç, Türkiye'de iki ayağıyla topa vurmadan önce kaleci hareketlerine bakan tek forvettir. Topa vurmadan önce kafası topun üstünde namaz kılmada değil, kalecinin erken hareketlerini kollamadadır.
Hoçiç'in bu yolla avladığı kaleciler koleksiyonunda, Fenerbahçeli Yaşar dahil, bir bidon ünlü vardır..
Hoçiç, özellikle gol bulma bölgesinde poziyon bulma mucididir. Türkiye'de forvetler için gol pozisyonu bulma 'Amerika'nın keşfi' kadar güçleşmişken, Hoçiç kaptan, gol denizlerinde kolaylıkla seyretmektedir.
Kusuru, kamburu, eksiği yok mu var.. Sahada, otobanlarda cirit atan BMW'lerin, Ferrari'lerin arasındaki 36 model Ford gibidir.
Ağırdır..
Ağırlığı sebebiyle depar golleri atmaya hazırlanırken, çoğunlukla tevkif edilir. Geceyi genellikle 'geri dörtlü' isimli nezarethanede geçirir.
Hoçiç sık sık ağırlığı yüzünden, tevkif edilmese, attığı golü bugün ikiyle çarpardık.
Hoçiç'in yaşı bugün 30'u geçti. Belki birileri çocuğa, 'ağır ol da molla desinler' öğüdü yapmış olmasın.
Kaynak: İslam Çupi / 14 Ocak 1984 tarihli Milliyet gazetesi, 11nci sayfa
Çocukluğumun unutulmaz, Boşnak asıllı Yugoslav forvetimizdi.. Ayrıca Türkiye'de 'gol kralı' olmuş ilk yabancı asıllı futbolcuydu. 7 numaralı formayı giyerdi. Diğer bir Yugoslav'ımız Seydiç ile mükemmel bir ikili oluşturmuşlar özellikle Fenerbahçe'nin başına resmen bela olmuşlardı.. Onun, 'Meban' reklamlı giydiği sarı-kırmızı formamızla basına verdiği pozları, 90'lı yılların başına kadar odamın duvarlarını süslemiştir.
Rahmetli Kemal Sunal’ın neredeyse ikinci adı haline getirilen komik Yeşilçam tiplemesi..
Galatasaray'ımızda, Metin Oktay gibi efsane olmuş, Rumen asıllı eski futbolcumuz..
Bitkilerin çürümesiyle oluşan koyu renkte organik toprak.
Sapıkların küçük çocukları kandırmak için kullandığı yegane şeker türü.. :))
Boya katılmış şeker pekmezine batırılarak şekerlenen ve çubuğa takılarak satılan elma.
Sahra sözcüğü Arapça'daki 'sahara' sözcüğünden gelme olup 'çöl' anlamına gelmektedir.
Dünyanın en büyük sıcak çölü olup, Afrika'nın kuzeyinde, kıtanın ortası ile kuzeyini ayıran 9.000.000 km² büyüklüğünde dev bir çöldür.
Günümüzde ise 'aracınız her an bakımdan yeni çıkmış gibi' sloganıyla yoluna devam eden motoryağıdır..