Hem sıcağın hem soğuğun aynı anda hissedildiği durumları ifade edebilmek için söylenilen bir söz. Eskiden tandırda ekmek pişirirken, kapıda bulgur kaynatırken ocağa dönük yanları sıcaktan kavrulur, arka tarafları rüzgara maruz kalır, üşürmüş. Hele de sonbaharda bu durum daha bir tezatlık oluştururmuş. Bu gibi durumları ifade etmek için kullanılan bir söz. Türkiye Türkçesi Halk Ağzı Derleme Söz yöresi: Karaözü Kasabası / Kayseri
Navrak / Nevrak : Yüz, çehre, sevinç / üzüntü durumunda yüzün aldığı şekil. Türkiye Türkçesi Halk Ağzı Derleme Terim yöresi: Karaözü Kasabası / Kayseri
Yırtılan Deli Bekir’in Yakası : “Alacağı olan hep benim yakama yapışıyor. Masraf ödemekten iki yakam bir araya gelemiyor. Yiyip içip her seferinde masrafı bana ödetiyorsunuz, benden başka kimse sorumluluk üstlenmiyor,” demeye gelen bir söz. Türkiye Türkçesi Halk Ağzı Derleme Söz yöresi: Karaözü Kasabası / Kayseri
Yudanlar iy i de bedenler hasta: Hasta, yürüyecek hâli olmadığı halde, büyük büyük lokmaları midesine indirdiğinde "bizi bir de hastayım diye kandırıyorsun" tarzı söylenen bir söz. Türkiye Türkçesi Halk Ağzı Derleme Söz yöresi: Karaözü Kasabası / Kayseri
Kütük Türkiye Türkçesi Halk Ağzı Derleme Terim Yöresi: Karaözü Kasabası / Kayseri Dıvıl, Dıvalaklı Köfte yapımı esnasında köftenin parçalara ayrılmadan önceki uzun parça hâli.
Dığalahlı (Dıvalaklı) köfte: Eveli hep düğürden yapılırmış. Şimdi düğürcükten yapılıyor. Dağılmasın diye düğür içine azıcık un katılır, üzerine kaynar su dökülerek ıslatılır ve bir müddet üstü kapatılı bekletilir. İçerisine biraz un katılır ve iyice yoğurulur. Yoğrulan hamurdan ele biraz alınıp elde ince yuvarlak kütük (dıvıl) haline getirilir. Bu ince kütük fındık büyüklüğünde parçalara bölünerek iki elin avucu içinde yuvarlak hale gelinceye kadar ovalanır. Yuvarlama işlemi yapıldıktan uğra (un) serpilmiş tepside yapışmasın diye ileri geri yuvarlanır. İş bitimde kaynayan suyun içine atılır ve haşlanır. Haşlandıktan sonra suyunun fazlası süzülür. Suyu süzülen ve bir kenarda soğutulan köfteye sarımsaklı yoğurt karıştırılır ve soğuk yenilir. Eğer haşladıktan sonra suyunu süzmez, yemeğin yüzüne baharatlı, salçalı tereyağı eder döker ve sıcak sıcak yersen, buna da “Sulu Köfte" denir. Türkiye Türkçesi Halk Ağzı Derleme Terim Yöresi: Karaözü Kasabası / Kayseri
Essere (To be) / İt.
Chi sei?. (Sen kimsin?)
Di dove sei?. (Nerelisin?)
Sei pronto/a?. (Hazır mısın?)
Sei felice?. (Mutlu musun?)
Ateşi karıştırmaya yarayan odun veya demir.
Türkiye Türkçesi Halk Ağzı Derleme
Terim Yöresi: Karaözü Kasabası / Kayseri
Giysi yıkanan yer,çamaşırlık (Maşatlık).
Türkiye Türkçesi Halk Ağzı Derleme
Terim Yöresi: Karaözü Kasabası / Kayseri
Hem sıcağın hem soğuğun aynı anda hissedildiği durumları ifade edebilmek için söylenilen bir söz. Eskiden tandırda ekmek pişirirken, kapıda bulgur kaynatırken ocağa dönük yanları sıcaktan kavrulur, arka tarafları rüzgara maruz kalır, üşürmüş. Hele de sonbaharda bu durum daha bir tezatlık oluştururmuş. Bu gibi durumları ifade etmek için kullanılan bir söz.
Türkiye Türkçesi Halk Ağzı Derleme
Söz yöresi: Karaözü Kasabası / Kayseri
Gökkuşağı, ebemkuşağı.
Türkiye Türkçesi Halk Ağzı Derleme
Terim Yöresi: Karaözü Kasabası / Kayseri
Navrak / Nevrak : Yüz, çehre, sevinç / üzüntü durumunda yüzün aldığı şekil.
Türkiye Türkçesi Halk Ağzı Derleme
Terim yöresi: Karaözü Kasabası / Kayseri
Yırtılan Deli Bekir’in Yakası : “Alacağı olan hep benim yakama yapışıyor. Masraf ödemekten iki yakam bir araya gelemiyor. Yiyip içip her seferinde masrafı bana ödetiyorsunuz, benden başka kimse sorumluluk üstlenmiyor,” demeye gelen bir söz.
Türkiye Türkçesi Halk Ağzı Derleme
Söz yöresi: Karaözü Kasabası / Kayseri
Yudanlar iy i de bedenler hasta: Hasta, yürüyecek hâli olmadığı halde, büyük büyük lokmaları midesine indirdiğinde "bizi bir de hastayım diye kandırıyorsun" tarzı söylenen bir söz.
Türkiye Türkçesi Halk Ağzı Derleme
Söz yöresi: Karaözü Kasabası / Kayseri
Kütük
Türkiye Türkçesi Halk Ağzı Derleme
Terim Yöresi: Karaözü Kasabası / Kayseri
Dıvıl, Dıvalaklı Köfte yapımı esnasında köftenin parçalara ayrılmadan önceki uzun parça hâli.
Dığalahlı (Dıvalaklı) köfte: Eveli hep düğürden yapılırmış. Şimdi düğürcükten yapılıyor. Dağılmasın diye düğür içine azıcık un katılır, üzerine kaynar su dökülerek ıslatılır ve bir müddet üstü kapatılı bekletilir. İçerisine biraz un katılır ve iyice yoğurulur. Yoğrulan hamurdan ele biraz alınıp elde ince yuvarlak kütük (dıvıl) haline getirilir. Bu ince kütük fındık büyüklüğünde parçalara bölünerek iki elin avucu içinde yuvarlak hale gelinceye kadar ovalanır. Yuvarlama işlemi yapıldıktan uğra (un) serpilmiş tepside yapışmasın diye ileri geri yuvarlanır. İş bitimde kaynayan suyun içine atılır ve haşlanır. Haşlandıktan sonra suyunun fazlası süzülür. Suyu süzülen ve bir kenarda soğutulan köfteye sarımsaklı yoğurt karıştırılır ve soğuk yenilir. Eğer haşladıktan sonra suyunu süzmez, yemeğin yüzüne baharatlı, salçalı tereyağı eder döker ve sıcak sıcak yersen, buna da “Sulu Köfte" denir.
Türkiye Türkçesi Halk Ağzı Derleme
Terim Yöresi: Karaözü Kasabası / Kayseri