Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Şinasi Akay
Şinasi Akay

Eğer bir yere faydan yoksa, zararın olmasın.

  • maval okumak28.04.2026 - 09:42

    Maval, Türkçede yalan, uydurma, asılsız ve inandırıcı olmayan söz anlamlarına gelen argo bir kelimedir. Genellikle “maval okumak” deyimiyle birini oyalamak veya kandırmak amacıyla boş, tutarsız laflar etmek anlamında kullanılır. Kökeni Arapça “mawwal” (uzun hava, dilenci şarkısı) sözcüğüne dayanmaktadır.

  • maval28.04.2026 - 09:41

    Maval, Türkçede yalan, uydurma, asılsız ve inandırıcı olmayan söz anlamlarına gelen argo bir kelimedir. Genellikle “maval okumak” deyimiyle birini oyalamak veya kandırmak amacıyla boş, tutarsız laflar etmek anlamında kullanılır. Kökeni Arapça “mawwal” (uzun hava, dilenci şarkısı) sözcüğüne dayanmaktadır.

  • kehriz23.04.2026 - 23:33

    Binlerce yıl önce İran çöllerinde yerin onlarca metre altına açılan kanal sisteminin adı. Bu sistemle suyun buharlaşmadan kilometrelerce uzağa taşınması sağlanıyordu.Gökyüzünden bakıldığında sistem devasa bir köstebek yuvasını andırmaktadır. Bu mühendislik dehası çölü bir vahaya dönüştürmüştür.

  • reşo21.04.2026 - 12:32

    Reşo, özellikle otel, restoran ve catering hizmetlerinde açık büfe yemeklerin servis süresince sıcak kalmasını sağlayan, paslanmaz çelikten üretilen şık sunum ekipmanıdır. Altındaki özel jel veya sıvı yakıt (metanol) ile yemekleri kurutmadan uzun süre sıcak tutar. Fransızca "réchaud" (küçük soba) kelimesinden türemiştir.

  • italyan atasözleri17.04.2026 - 13:19

    - Sapere è potere: Bilgi güçtür.
    - Non si finisce mai di imparare: Öğrenme asla bitmez.( Öğrenmenin yaşı yoktur.)
    - L'uomo colto ha sempre con sè le sue ricchezze.:Bilgili insan zenginliğini her zaman yanında taşır.
    - Impara l'arte e mettila da parte: Bir zanaat öğren ve onu yanına koy.( Günün birinde lazım olur.)

  • güzel sözler16.04.2026 - 00:29

    " Bir kadın sana babasına davrandığı gibi davranmaz.
    Sana, annesinin babasına davrandığı gibi davranır."
    Güzel Sözler

  • kelime15.04.2026 - 18:29

    AYNİ : Taşınabilir, nakledilebilir yüksek değerdeki eşya.
    ELHASIL : Lafı fazla uzatmadan, sözün kısası.
    EMVAL : Bir kimsenin mülkiyeti altında bulunup taşınabilen ve taşınamayan eşya, hayvan, para v.s. gibi kıymetli ve lüzumlu servet, varlıklar.
    ESHAM : Devletçe çıkarılan borç senetleri, maliye hazinesinin borcuna mukabil verilen senetler.
    İKTİSAB : Kendi şahsı için kazanma, kendisi için edinme.
    İLTİZAM : Taraf tutma,gerektirme, sebep olma, kendisi için gerekli sayma.
    İLZAM : Bir sohbet de, münazarada, münakaşada veya bir pazarlıkta kuvvetli deliller ve belgeler, vesikalara ileri sürerek karşısındakine üstünlük sağlamak, bilgi, görgü ve tecrübesi ile haklılığını ispat edip karşısındakini cevap veremeyecek hale getirmek.
    İNHA : Yetiştirilmek üzere işe alınan kimse hakkında üst makama yazılan yazı.
    İNTİFA HAKKI : Menkul ve gayrimenkuller ile haklar ve bir mamelek üzerine tesis olunabilir. Hilafına sarahat bulunmadıkça, sahibine, üzerine tesis olunduğu şeyden tamamıyla istifade etmek hakkını verir.
    İNZİMAMEN : Katılmak suretiyle, eklenmek ve ulanmak ve içine alınmak suretiyle, karşı tarafın da rızasını da katarak.
    İTTİHAZ ETMEK : Edinmek,kabul etmek,tutmak, kullanmak.
    MEBNİ : -den dolayı, den ötürü,
    MER’ İ : Yürürlükte olan, terkedilmiş ve kaldırılmış olmayan, geçerli olan
    MİZAN : Bütçenin gelir ve giderlerini denk tutma, gelir ve giderleri (varidat ve masrafları) aynı değer ve ağırlıktan dengelemek.
    MUNZAM : Bir gelire sonradan ilave olunan.
    MÜNFESİH : İnfisah etmiş, kaldırılmış, geçerliliği kalmamış, hükümsüz hale gelmiş,
    MÜTEDAİR : İlişkin olarak,
    NUKUT : Nakit’ in çoğulu-Paraca varlık ve zenginlikler,
    RÜCU : Bir kimse aleyhine anlaşma mucibince ödediğinin bütününü geri isteyebilmek, sözünü geri almak.
    SEYYANEN : Eşit ve birbirine tamı tamına denk bir tarz ve surette,
    TARİK : İşlerde tutulan yol.
    TASRİH : Şüphe ve teredüde mahal bırakmayacak şekil ve suretteki net ve açık ve vazih bir ifade.
    TEDVİR ETMEK : Hiçbir noksanlığa ve zafiyete yer vermeden idare etmek, o suretle çekip çevirmek.
    TEMELLÜK ETMEK : Bir mülkü kendine mal etmek idaresi altına almak
    TEŞEVVÜŞAT : Zihnin ve iradenim karma karışık hale gelerek salim ve makul düşünme ve karar verme yeteneğinin zayi edilmesi.
    TEVALİ ETMEK : Durmadan ve bitmeden ve arada hiçbir fasıla olmadan kesintisiz devam etmek,
    VÜRUD ETMEK : Kesintiye uğramadan doğrudan erişme ve ulaşma,
    ZIMMINDA : Dolayısı ile bildirilen, sebebi ile bildirilen,
    SÜKNA HAKKI : Bir evde oturmak yahut onun bir kısmını işgal etmek hakkıdır. Bu hak ahare temlik edilmez ve mirasçıya intikal edilmez.
    TAHASSÜL : Sonuç olarak ortaya çıkan.
    TAKYİDAT : Bir şeyin sınırlandırılarak belirlenmesi ve bir söz veya anlaşmanın bazı hükümlerini sınırlamalara bağlayan söz veya anlaşmanın bazı hükümlerini sınırlamalara bağlayan söz.
    TA’LİK : Asmak, madalyayı göğse asmak anlamında.Talik etmek: Bir işi başka bir işin varlığına ve meydana gelişine bağlı tutmak.

  • bilim14.04.2026 - 13:56

    Bilim şüphe temeli üzerine kurulur.

  • aklıevvel14.04.2026 - 12:16

    Aklıevvel: Her şeyi bildiğini sanan, akıllı geçinen.
    (TDK)

  • fransızca14.04.2026 - 12:08

    L'origine: Köken, başlangıç noktası.
    La source: Kaynak.
    La provenance: Menşe, gelişim yeri.