kıbrısta..20 Temmuz 1974, Mutlu Barış Harekatı esnasında geçen gerçek bir hikaye anlatılır.... mehmetçikle mücahit omuz omuza çarpışırlarken...bir gün siper arkasında mehmetçiğin biri seken bir kurşunla ağır yaralanır..ve yakınındaki kıbrıslı mücahit arkadaşına seslenir yanına çağırır..son mecali ve titreyen elleriyle ona bir mektup uzatır ve mektubu Türkiye'ye üzerinde yazan adrese götürmesini rica eder...ve bunun için söz alır...'ben artık son anlarımı yaşamaktayım..oysa sen gazi olacaksın ve savaştan kurtulacaksın....senden son arzum bu mektubu adresine iletmendir' der...ve oracıkta son nefesini verir.....mücahit bir süre için bu mektubu evde duran bir sandığın içine atar ve unutur...ve mehmetçiğin dediği gibi de savaştan gazi olarak kurtulmuştur...aradan 1 yıl geçtikten sonra bir gece rüyasında aynı mehmetçiği görür....rüyasında mehmetçik yatak odasında durmakta olan içinde mektup bulunan sandığa gider ve ona mektubu uzatır...'bana söz vermiştin, oysa üzerinden bir sene geçti dost'... der...rüyadan uyanan mücahit ertesi sabah yol hazırlığı yapar ve mektubu adresine iletmek üzere türkiyeye doğru yola çıkar...adres gayet açıktır...uzunca bir süre aradıktan sonra adresteki evi bulur...kapıyı çalar....kapıyı yaşlı bir nine açar...'buyur oğlum...ne istemiştin' diye sorar..durumu açıklayınca 'yanlış biliyorsun oğlum...benim oğlum yok ki der.' ve ev aramaktan yorgun ve bitap düşen mücahidi içeriye davet eder...soluklanmak ve bir kahve içmek için oturan mücahidin dikkatini duvarda duran çerçevelenmiş bir resim celbeder...nineyi çağırır ve 'teyzeciğim..hani senin oğlun yoktu..işte bana mektubu veren mehmetçik bu resimdeki kişidir' diye soran gözlerle bakar... nine gözyaşlarına boğularak yanıt verir... 'evet...doğrudur...o benim oğlumdur...ama benim oğlum kore savaşında şehit olmuştu '.....
rüyalar çok özeldir..kötü rüya bile görülse hep iyiye yorulmalıdır der peygamberimiz...bu konuda da bir hikaye anlatılır...denir ki adamın biri bir gün kardeşinin başında bir tepsi olduğunu, onun içinde pilav olduğunu ve kuşların da üşüşüp başındaki tepsiden pilav yediklerini görür rüyasında...ve yorumlatmak üzere peygamberimize giderken yolda bir tanıdığına rüyayı anlatır...adam yorumlar...bu rüya kardeşinin bir suç işleyeceğine ve bu nedenle kafasının kesileceğine delalettir der...neyse adam sonra peygamberimize gider...peygamberimizse, kardeşinin başına devlet kuşu konmuş...çok yakın bir zamanda bolluk ve rafaha erişecek sıkıntılarından kurtulacak diye yorumlar....velhasılı kelam....adamın kardeşi kafası kesilerek öldürülür...adam gelir ve peygamberimize hesap sorar...nasıl olur böyle bir şey diye....peygamberimiz yanıtlar....benden önce bu rüyayı kötüye yorumlayan oldu mu...adam yolda karşılaştığı kişiden bahseder...ve peygamberimiz cevap verir..rüyalarımız çok değerlidir..onları duyar duymaz hayır olsun demek gerekir ve her zaman iyiye yormak gerekir...kötüye yorulan rüyalar da yoruldukları gibi çıkar der ve sahabilerine rüyaların önemini anlatır.... yani kısacası.....hayır olsun demek lazım kısaca.....
şehitler ölmez....
kıbrısta..20 Temmuz 1974, Mutlu Barış Harekatı esnasında geçen gerçek bir hikaye anlatılır....
mehmetçikle mücahit omuz omuza çarpışırlarken...bir gün siper arkasında mehmetçiğin biri seken bir kurşunla ağır yaralanır..ve yakınındaki kıbrıslı mücahit arkadaşına seslenir yanına çağırır..son mecali ve titreyen elleriyle ona bir mektup uzatır ve mektubu Türkiye'ye üzerinde yazan adrese götürmesini rica eder...ve bunun için söz alır...'ben artık son anlarımı yaşamaktayım..oysa sen gazi olacaksın ve savaştan kurtulacaksın....senden son arzum bu mektubu adresine iletmendir' der...ve oracıkta son nefesini verir.....mücahit bir süre için bu mektubu evde duran bir sandığın içine atar ve unutur...ve mehmetçiğin dediği gibi de savaştan gazi olarak kurtulmuştur...aradan 1 yıl geçtikten sonra bir gece rüyasında aynı mehmetçiği görür....rüyasında mehmetçik yatak odasında durmakta olan içinde mektup bulunan sandığa gider ve ona mektubu uzatır...'bana söz vermiştin, oysa üzerinden bir sene geçti dost'... der...rüyadan uyanan mücahit ertesi sabah yol hazırlığı yapar ve mektubu adresine iletmek üzere türkiyeye doğru yola çıkar...adres gayet açıktır...uzunca bir süre aradıktan sonra adresteki evi bulur...kapıyı çalar....kapıyı yaşlı bir nine açar...'buyur oğlum...ne istemiştin' diye sorar..durumu açıklayınca 'yanlış biliyorsun oğlum...benim oğlum yok ki der.' ve ev aramaktan yorgun ve bitap düşen mücahidi içeriye davet eder...soluklanmak ve bir kahve içmek için oturan mücahidin dikkatini duvarda duran çerçevelenmiş bir resim celbeder...nineyi çağırır ve 'teyzeciğim..hani senin oğlun yoktu..işte bana mektubu veren mehmetçik bu resimdeki kişidir' diye soran gözlerle bakar...
nine gözyaşlarına boğularak yanıt verir...
'evet...doğrudur...o benim oğlumdur...ama benim oğlum kore savaşında şehit olmuştu '.....
dandik lafını...başka birşeyi çağrıştırmıyor...
iyi adamdı...Allah rahmet eylesin...
rüyalar çok özeldir..kötü rüya bile görülse hep iyiye yorulmalıdır der peygamberimiz...bu konuda da bir hikaye anlatılır...denir ki adamın biri bir gün kardeşinin başında bir tepsi olduğunu, onun içinde pilav olduğunu ve kuşların da üşüşüp başındaki tepsiden pilav yediklerini görür rüyasında...ve yorumlatmak üzere peygamberimize giderken yolda bir tanıdığına rüyayı anlatır...adam yorumlar...bu rüya kardeşinin bir suç işleyeceğine ve bu nedenle kafasının kesileceğine delalettir der...neyse adam sonra peygamberimize gider...peygamberimizse, kardeşinin başına devlet kuşu konmuş...çok yakın bir zamanda bolluk ve rafaha erişecek sıkıntılarından kurtulacak diye yorumlar....velhasılı kelam....adamın kardeşi kafası kesilerek öldürülür...adam gelir ve peygamberimize hesap sorar...nasıl olur böyle bir şey diye....peygamberimiz yanıtlar....benden önce bu rüyayı kötüye yorumlayan oldu mu...adam yolda karşılaştığı kişiden bahseder...ve peygamberimiz cevap verir..rüyalarımız çok değerlidir..onları duyar duymaz hayır olsun demek gerekir ve her zaman iyiye yormak gerekir...kötüye yorulan rüyalar da yoruldukları gibi çıkar der ve sahabilerine rüyaların önemini anlatır....
yani kısacası.....hayır olsun demek lazım kısaca.....
bir gereklilik...ama asgari müşterekte birleşilemeyen olgu....
cenneten kovulan melek....cin değildir....:=)
su veren kişi....
ahududu...
kıyamet alametlerinden...
Mesih Deccal......
Bilesiniz O Şam denizinde veya Yemen denizindedir. O doğu tarafından zuhur edecektir! '
kıyamet alametleri..
kavim bunlar...sanırım cüce yaratıklardır...