airway-hava yolu breathing-solunum circulation-dolaşım
anlamı... havayolunu aç... solunumu başlat,ağızdan ağıza solunum ambu veya ventilatörle.. dolaşımı sağlamak için kalıcı bir damar yolu aç ve hastayı mayile..
Çocuk yanımdı... Özgürce şımardığımdı... ^^Ne kadar tatlı olduğunu biliyorsun değil mi? ^^ diye sorduğunda... Hayır..bilmiyorum derdim...inatla... Bana tekrar hatırlatmasını talep ederek...
Yolcu... Yoktu aslında... O hiç olmadı...
Gerçek olmayacak kadar güzel şeyler.... Yorgun alışkanlıklarımızın arasında birden filizleniverirler bazen.... Güneş bile dayanamaz onun asi duruşuna... Huzmelerini öyle bir gönderiverir ki...soldurur yapraklarını....
Ve kader ağlarını örüverir.... Uçarı bir örümcek misali.... Engellemek için olanları....
Uyanırsın... Sabah olmuştur... Geceyse...artık bir düşten öte değil....
Hanının kapısını kapatırken karanlık sokaklara.... Bir gün yeni bir yolcuya kucak açmak için....mavi düşlerini kalbine geri koyar.... Beklemeye devam edersin... Sonsuza kadar süreceğini bilsen de... Değişen sadece gökyüzüyle denizi birleştiren...ufuk çizgisidir....
Fonda arabanın teybinde çalmakta olan Rus Korosu...bütün haşmetiyle......K a l i n k a....yı söylüyordu...
Gözlerimi açtığımda karşımda devasa bir orman duruyordu.... Uçsuz bucaksız yeşil...
Kollarımı iki yana açıp derin bir nefes çektim yorgun ciğerlerime... Oksijen sarhoşuydum... İçimde titaniğin önünde duruyormuşumcasına bir his şelalesi.... Kızılcahamam'ı tamamıyla görebilecek yükseklikteydik...
Rüzgarın sesini duyuyor musun? ...diye sordu....
'Ewet' diye cevap verdim....soldan geliyor değil mi?
Hayır...dedi... O orada duran çam ağacının yapraklarının sesi...yaşlı bir çam o çünkü.... Gözlerini bir daha kapat...ve dinle... Tam aşağıdan geliyor rüzgarın sesi...uğultuyu andırıyor...
Dinledim... Ama dedim...sesin arasında kuş cıvıltıları da var...duyuyor musun?
Ewet dedi...şimdi gerçekten rüzgarın sesini duymaya başladın işte....
Dudaklarındaki sigaradan bir nefes almam için bana uzattı sonra...
İçime çektiğim sigara mıydı....? Rüzgar mıydı? Aşk mıydı?
Anlamadım....
Sadece avazım çıktığı kadar bağırdım yankılanmasından korkmadan...
J. R. Junior'un kısaltması sadece.. Küçük anlamına geliyor...
Arnold Schwazenegerin çılgın bir doktoru oynadığı böyle bir film vardı... Danny de Vito'yla türlü iş çevirip hamile kalmış olan bir erkeği canlandırıyordu... Mevzubahis durum tıbba aykırı...özellikle de anatomiyi ve gebelik fizyolojisini bilen bir gözle çok gülmüştüm filmi izlerken...
resusitasyonun abc'si
CPR kursunun ilk maddesi
airway-hava yolu
breathing-solunum
circulation-dolaşım
anlamı...
havayolunu aç...
solunumu başlat,ağızdan ağıza solunum ambu veya ventilatörle..
dolaşımı sağlamak için kalıcı bir damar yolu aç ve hastayı mayile..
amoksicillin klavulonik asit
meftun oldum ey güzel...mazlumum aşüfteden...
bekle beni....belki de gelmeyeceğimi bilerek
bekle beni, gelmesem de
gelişimi düşleyerek
beni öyle bekle işte
beklediğini bile bilmeyerek
ben oluncaya dek
bende ölecek
bende bitecek
ben değince yeniden yeşerecek
bir tohum gibi büzülerek bekle beni
sana hüzünlerinden gelirim belki de
sana unutuşundan sokulurum bir gün ansızın
birgün olmasın dudağında
yüreğin bekleyişinde durmuş bir saat gibi
gün olup ben seni gördükçe gece
iki kez doğru vakti göstererek
bekle beni...
BEKLE BENİ....
Doç.Dr. V.B.
Yolcu...
Çocuk yanımdı...
Özgürce şımardığımdı...
^^Ne kadar tatlı olduğunu biliyorsun değil mi? ^^ diye sorduğunda...
Hayır..bilmiyorum derdim...inatla...
Bana tekrar hatırlatmasını talep ederek...
Yolcu...
Yoktu aslında...
O hiç olmadı...
Gerçek olmayacak kadar güzel şeyler....
Yorgun alışkanlıklarımızın arasında birden filizleniverirler bazen....
Güneş bile dayanamaz onun asi duruşuna...
Huzmelerini öyle bir gönderiverir ki...soldurur yapraklarını....
Ve kader ağlarını örüverir....
Uçarı bir örümcek misali....
Engellemek için olanları....
Uyanırsın...
Sabah olmuştur...
Geceyse...artık bir düşten öte değil....
Hanının kapısını kapatırken karanlık sokaklara....
Bir gün yeni bir yolcuya kucak açmak için....mavi düşlerini kalbine geri koyar....
Beklemeye devam edersin...
Sonsuza kadar süreceğini bilsen de...
Değişen sadece gökyüzüyle denizi birleştiren...ufuk çizgisidir....
passenger...
Gözlerimi kapattım...
Fonda arabanın teybinde çalmakta olan Rus Korosu...bütün haşmetiyle......K a l i n k a....yı söylüyordu...
Gözlerimi açtığımda karşımda devasa bir orman duruyordu....
Uçsuz bucaksız yeşil...
Kollarımı iki yana açıp derin bir nefes çektim yorgun ciğerlerime...
Oksijen sarhoşuydum...
İçimde titaniğin önünde duruyormuşumcasına bir his şelalesi....
Kızılcahamam'ı tamamıyla görebilecek yükseklikteydik...
Rüzgarın sesini duyuyor musun? ...diye sordu....
'Ewet' diye cevap verdim....soldan geliyor değil mi?
Hayır...dedi...
O orada duran çam ağacının yapraklarının sesi...yaşlı bir çam o çünkü....
Gözlerini bir daha kapat...ve dinle...
Tam aşağıdan geliyor rüzgarın sesi...uğultuyu andırıyor...
Dinledim...
Ama dedim...sesin arasında kuş cıvıltıları da var...duyuyor musun?
Ewet dedi...şimdi gerçekten rüzgarın sesini duymaya başladın işte....
Dudaklarındaki sigaradan bir nefes almam için bana uzattı sonra...
İçime çektiğim sigara mıydı....?
Rüzgar mıydı?
Aşk mıydı?
Anlamadım....
Sadece avazım çıktığı kadar bağırdım yankılanmasından korkmadan...
İŞTE.....HAYAT............BU..........! ! ! ! ! !
7.9.2004/Eternalflame
J. R.
Junior'un kısaltması sadece..
Küçük anlamına geliyor...
Arnold Schwazenegerin çılgın bir doktoru oynadığı böyle bir film vardı...
Danny de Vito'yla türlü iş çevirip hamile kalmış olan bir erkeği canlandırıyordu...
Mevzubahis durum tıbba aykırı...özellikle de anatomiyi ve gebelik fizyolojisini bilen bir gözle çok gülmüştüm filmi izlerken...
zeytin yağlı margarin...
hayal gücü çok geniş bu üreticilerin...
satmak için kırk takla atmaya gerek olmamalıydı oysa...
kalp dostu...
İyi bir politikacı da olabilirdi..