Belirsizliğe bırakılıp terkedilen her duyarsızlık keşmekeşliği ardında biriktirerek sürüklediği zararlar yitikler kayiplar kötülükler beraberinde yıkıntılar ve harabeler silsilesini dur durak bilmeyen çalkantıya dönüştürdü köklü BOZGUN gerçekliğine iliskin ve binaen…
Çoğunluğun hakkı talebi emeği isteği ihtiyacı ve hukukudur ortak iradeye temsil OTORİTE denen gücün her türlü zorba kişisel keyfiyete devlet diye adlandırılan yaptırım yetkisinin olduğu. Bu ortadan kalkarsa her şey yıkılan dağılan bozulan hayatın dışında kalarak çoğunluğun iradesini kendi kişilik ve karakter yapısının güç gösteriş ve menfaat düşkünü olanlara ihmal ve esir olur.
Acın derdin sorunun nerdeyse canın orda derler ki, bağımlılığının kölesi olanların saplandığı kısır döngüye ler dışında sağlıklı güvenli mutlu ve saygın yaşamları yoktur. İpin urganın bağlı kısıtlılık mesafesi kadar gider gelir, hep aynı çukurun kokuşmuş çürümüşlüğüne dolanır dönerler.
Çünkü eskiden pırıltılı camekanlar arkasında vitrinler önünde giydirilmiş kilitli kostümlerin cansız ruhsuz renkli fiyakalı sahtelikleriydi mankenler şimdiyse “ ah ulan istanbul, sen ne manyak şehirsin böyle senin yüzünden şöyle kafamıza göre cinayet işleyip adam öldüremeyecek miyiz lan, topla cesetleri memati sıradaki gümbürtü nerdeyse oraya terkediyoruz buraları” pisikopatlığını herkese afyonlayıp uyuşturan aşılamalarla, sosyal hayatın her yerinde oltasına kendi cesedinin asılıp takıldığı tabuttan mankenleşmiş pozlar çekerek camların arkasından hortlaklaşan insanı yedi bitirdi ve kendine benzetti çarşı pazarlar.
Herkes kiralık, satın alınmış, emanet, haciz, kaypak, sapıklıklarla sürekli her şekil kişilik kimlik ve davranış bozukluğunun tekrarının tekrarına provası yapılmış hayatların aynı mutsuz mekancısı olmayı çark edip kıvırtan fırıldaklıklardan hem zikzak seyircisi hemde zibidilik oyuncusu olarak, kirli çarpık bozuk haysiyetsizlik onursuzluk kepazelik ve iki yüzlülük pahasından başkalaşmayı ve bulaşıklanmayı yıkanmak gibisi yani, yani akılı dondurulmuş hayatın bütün tıkanmış kavşak ve kanallarına park ederek amacı dışında udunu ihtiyatını anlamını sevincini ve işlevini çoktan yitirmiş icatlar türler maskeler tarzlar ve çıkarmaya kul ve köledir artık insanlar.
Kırık dökük sancı ve sızı nöbetleriyle üzen yoran yıldıran ve yıpratan kahrı çekilmez, dünyasında durulmaz, derdine katlanılmaz ve ilişkisi sürdürülemez acılarım olsa da ölümün şokladığı karanlık solgun ve soğuk şeklini veren kabuğuna sarılıp hayatın bütün huzurla bezenmiş güzelliklerine çıkaran çeşitliliğini kendime zehretmenin bahanesi ve avuntusuyla debelenip dursam çelengine silinti süprüntü olmadan…güneşi gölgeyi dünyayı kendi fiilinde görücüye çıkarma derdinden yorulmuş usanmış gibi tıklım tıklım kaygı keder korku vesairi düşünce kalabalıklarını hiç olmadık zifir bir kenara çekerek, bir yorgun efkara bir müjdeli bahtiyarlığa, bir kelebeğe kuşa , hayal ile gerçeğin içinde ve ardındaki adı sanı yurdu yeri bulunup bilinmedik müjdelenmeye, sırda saklı, gönülde zaptedilmez tutkularin ve düşlerin talepçisi hevesten tutkudan saplanan veya sıyrlıan günah çıkarma bayramlaşmalarından tut ki, vitrin gösterişi hayat dolaşımına kokuşmuş çürümüş ve gerçeklik bağını yitirmiş geleneksellik sosları karıştırıp süsleyerek ölü insanlık cesetleşmesinin bağımlılıkları ve alışkanlıkları üstüne giydirilen şatafatlı düğünler törenler ve boşanmaların kederi gamıyla ve acısı neşesiyle körelmiş yaşam damarlarından dünya toprağının bedenine ruhuna sıçrayıp püsküren terkedilmiş tabuta sarılı ölü bir çocukluktur azı karar cou ise yalnızlık. ..
İster kara camların ardından ister ışıltılı konforlu kristal ve buzul parıltılar içinden; Nerden bakarsa baksın bir yudum hayat, bir nefes kederle gam, bir avuç neşe, bir demlik huzuru efkara eş dost, bir damlacık nesnedirken insan….
Mıntıka koruyup kollama dayanışmasıdır uyuz kör topal cılız demeden duyduğu çığlıklara toplu mahalde sızan ilişen yabancıyı ortak bölüsümün paydasinda depolayan yahut aslolan özü kovup uzaklaştırmak için sürü bağışıklığı pisikolojisyle toplaşıp çağıran gürültünün her köse başında biten cöl ve corak öbeklenmis yuvalanmis birikinti.…her fert basina sıkıntılı sancılı belirsizliği beklemeyi ve sürüncemeye birakilmayi yedirip doyurarak kapsamına tasiyici konumuyla hücrelenmiş insanın gözü kararır, zihni bulanır, bilinci kapanır, aklı fikri niyeti yerinden oynar, her şeyi kötü kirli anlamsız ve karanlık görüp bakan gönlüne yaşam yorgunluğunun isteksiz cansızlığı çöker hortlaklaşır.
Büyük resme bakmak gerekirmiş derler, küçük parçalardan derme catma bütünü görmek içinmiş…ve bir yerlere tutunmak mecburiyetine, hele de zaman akıntılarına hem karşı hem de beraber, ayni yapinin bünyesinde vucut bulmanin hemdem pusulasiyla
İkilemlerin sürtüştüğü amansız kin nefret öfke boşalmışlıklarının bilediği saldırganlıklar kuşatmasında besleyip kışkırttığı çatışma kavgalaşma ve harbeleşmelerle, hep haklı olduğuna inandığı kendi katkı payını unutan ötekine acı keder azap türevli dünyasını dar etmeye yönelik haddini bildirme saplantısı yüzünden durmaksızın bütün iyilik sağlık huzur sakinlik dinginlik hoşgörü mutluluk saygınlık gibi yaşam güzelliklerini kenara bırakarak yıkım ve zarar verme replikleri yorar yıpranır kendi kendine. Psikolojisi sabrı kabulü taşıması kendine bile tahammülü olmayan be her şartta son sözü söyleme depreşmeleriyle üste çıkmaya tıkanmış dolmuşluğun sürüklediği merkez çekimine kapılıp giderek pusuda bekleyen mafyalaşmanın kurumsallaşması buradan kökleşip yerleşir dünyası düzeni tüketim zaafiyetine mahkum azap içinde kıvranan geçimsiz mutsuz kişiye ve topluma.
Gecesini gündüzünü yitiren kaygı endişe şüphe korku gibi dramatik travmalarla toplumsal ilişkileri çıkmaza sokup sosyal hayatı zorunlu muhtaçlık tüketimine düğümleyen..başkasının eziyeti üzerine beylik keyfiyeti, umursamazlik savrulmuslugu ve zorbalık hükümranlık hissesi kuran YAŞ YERE yatmak akıbetinde babında dereye kazan kurup dorukta keyif çatmak dengesiz ve densizliğiyle, duygu ihtiyat itibar kaygı gayret emek ve düşünceden türevli hayatın toplumun ve insanlığın saygın yalanayı kuran donatan kollayan baş tacıyken hak hukuk adalet vicdan onur sorumluluk, ayaklar altına alınıp ordan da kuyusunu kazanların kokuşmuşluk çukuruna dülerse, her türlü sorunun saldırganlığın yıkımın çürümenin tükenişin ve salgının sebeplisi çukurdaki istismar maskeli yaratıklaşmış bitler asalaklar yavşaklar puştlar ve iblisler yarattıkları her ahlaksız hukuksuz zorbalığın hükmünü kendilerine hak sayarak sağ diri huzurlu güvenilir ve sağlıklı hiç bir şeyi kendi özgün yapısında çalılır işler sağlam bırakmayan öldürdükleri bütün yaşam kazanımları ve değerleri yerine kendi keyfinin buyruğunu doyurmanın canisi kesilirler. Ve böylelikle kir zehir gürültü kavga kabalık şiddet çirkeflik başı bozukluğunun verdiği zarar hasar sorun sıkıntıda “ yeterki beni memnun etsin sana da ne olursa olsun umrumda değilsin “ yaklaşımlı haramiliğin ve mafyacılığın psiko manyaklığı, hayatına ayar verdiği herkesi baskılayan sindiren ve kapsayan yerleşik yaşam biçimini yönetir ve tayin eder.
Artık bütün maddi manevi kutsallar bağlar kaynaklar birikimler kazanılmışlıklar ve toplumsal değerler, yozlaşmış çürümüşlük bağlamında yağma yıkımın tasarım ürünü, tanıtım malzemesi, dekor aksesuarı, tanıtıcı unsuru, yapı taşları ve tüketim harcı ( afyon çeşidi) olarak bu kifayetsizlik size yeter bazında) işlev deger ve işlem gördüğü ..
Hayatının tutunacak her zenginliğini ve bütün yaşam kaynağını belirsiz bilinmezliğin sıkışmışlığında beklemeye mecbur kalmışlık, boğulduğu eziyetlerde can çekişirken eğer düşüncelerini bunaltıp boğan baskı azap ve bunalım ve çıkışsızlık içinde kıvrandığı yoksunluğunu bulanıklığını ve gerilimini bozup dağıtıp rahatlatacak araç gereç sebep uğraşı alan damar yol umut veya işler çalışır hareketlilik bulanmazsa sağlığını dirliğini tümden yitiren darmadağın olmuş ezikliğin altında durmaksızın huzursuzluk artıran kasırgalı travmalarda depreşir durur insan.
Moral bozukluğu hayal kırıklığı kabus sarmalı kahır zibili ve düşünceleri başkalarınınkine karışmış düş süprüntü döküntüleriyle, her hazırlığını göçe göre toparlayıp yapıp gitmekte çıkacak olan arızalar sebebiyle iki derede bir arada kalmışlık ve bilinmezi zora girmiş olan müşkülünü nereye koyacağını şaşırmışlık çaresizlik ve sıkışmışlık kiskac girdap ve bekleme duygusuyla, sapkinlastigi cinnette kendinden ve dünyasından önü alinmaz sökülüslerin kuru kalabaligina cöplüklesir insan .
Çünkü akıl fikir , cesaret ve zekanın aynı ayarında olmazsa saplantılarının kulu kölesi olarak baskıladığı yerden körelir ahmaklaşır tepkisizleşir yitirdiği duyarlılık reflekslerinden kopar ve baskılayanın zorba keyfine siner susar, yuvalandığı kötümserlik öfke ilkellik ve kahır büzülmüşlüğünden sıyrılıp mutluluğun arayışında bulunamaya özgürleşemez insan. Yaşam uçurumlarından hiç durmak dinmek bilmeksizin dipsiz karanlık kirli sert zehirli derinlerine çakılmış örselenme zedelenişlerin kıvrımlı oyuk kıskaçlarında en hafif zerre boyut ve küçüklüğü acıya üzüntüye akıl fikir ve ömür üzüp yoracak yeri kabı olmayan dolmuş taşmışlıkla param örselenmişliği içler acısı parçalanmış azaplar içindeki kıvranıp dönen hayata küs kapalı kahırlı sitemli ve sürekli kaçış halindedir insanlık. Ucu ötesi bulunup bilinmedik dolambaçlı yollardan yapışmışlığı kıvrımlaşarak, canlılığı soğuyup dönmekteki kopukluklarla yeniden uçsuz bucaksız muarızlık azdırıp kudurtan belirsizliklerine kördüğüm olmaya mahrum ve mahkum …İnsanların yıllarca düşünerek davranabilen belleğini beynini bilincini şiddetli acıların ve yozlaşmaların uyuşturan narkozuyla kökünden söküp kazıyarak yerine hazır paket proğramlanmışlığı sepetinin kanunsuz haksız akılsız iletişimsiz vicdansız anlamsız içeriksiz eziklik çürümüşlük kokuşmuşluk çöplüğünü ve suçluluk duygusuyla özenmiş bezenmiş KONUSUZLUĞU takıp montajladılar.
Luzumsuz gereksiz yıkıntı çöplüğüyle insanı kendine doğasına toplumuna dünyasına yabancılaştırıp düşman eden uzaklaşmalara ve kopuşlara sebep kin nefret öfke kızgınlık azap çile acı kibir kapris kahır gibi hastalıklı virüslerin düğümleyip bağladığı tıkanıklıktan boşalacak huzuru bulamazsa sağlık dirliğini bulamayan ve insanını yuttuğu acımasızlık hırs yarış çarkında ezilmişliğe kıskıvrak esir yaralı zedeli bırakan tüm kötü sonuçların kulu kölesi kabulcüsü ve rızalısı kılan her ilişki , zaafiyetinden çıkarcı yaratıkların sınırsız istifadelendiği arızalı bozuk ölü doğumluluğun serbest piyasa ürünüdür ve sosyal dokusu bozulmus her kişiayri gayri uzak bencil tutsaklığının ölüsünü taşıyarak yaşattığı kendine kaba çirkin kalabalık ve gereksizlik eden yükmüş gibidir.
Üzücü yıpratıcı ve kahredici olsa da iyilik sağlık güzellik adına da olsa da içini döküp boşaltan ve acı yutkunmalarını örselenmiş ömrüne sancıyıp saplananlara katlanıp kabullenmenin dışında daha fazla yüklenmeye hazmı tahammülü yoktur eldesi kara yazılı ve yeri gerekliliği ancak imdat çığlığına yetebilen tıkanmış tükenmişlik sonucunun. Ağrı sızı işlevsizlik ve çürüme gibilere yenik düşen; ve sinyalli sistemli alet aygıt araç gereç ve makinaları ürettikçe daha hızlı seri çabuk kolay çok ve ucuz olsun diye her şeye bulaşan ürettiği makinalara hayatını teslim eden insanı, lüzumsuz hale gelince ele geçirdikten sonra çöpe atacaktır aletler robotlar ve makinalar.. Akıl fikir vicdan değerleriyle ilgisi anlayışı emeği yakınlığı samimiyeti sorumluluğu bağı ve bağıntısı olmayan kayıtsızlık gevşeklik ve liyakatsizlikle hayatı taşıyan onurlalığa dair hiç bir duyarlılık belirtisi ve katkısı olmayan rastlantıların ihtimaller üzerine kurup yönettiği kaygısızlık boş vermişliği sebebiyle yarattığı sıkıntı ve sorunları kusacak çanak arayan kendi kaderine terkedilmişliğin şahit tanık ve sanık üçgenindeki alım satım müşteri mütahitliğini yapar insan.
En çorak çöl uçurumunda dahi amansız sarpa yamaçlara ısrarla tutunup yaşama tutkusunu anlayışını ve alışkanlığını her şartta kutlamaya ve yeşertmeye tutkun pozitif anlayışlı ve yaklaşımlı karakter kişilik ve onur sahibininse, kendine karşı yapılan haksız hukuksuzluğu içe sindirerek kederle yoğrulmuş bozulmuş kangrenleşen kabus kaygı endile ve travmalarda asla tahammül edip katlanmaya bırakacak suskunluk ( alışarak azabı kötülügü çileyi kahrı kanunsuzluğu zorbalığı keyfiyeti ve balına buyruk kötüyü sindirip içselleştirme ) sabrı yoktur.
İnandığı gibi yaşamıyor, övüldüğü gibi değer itibar görmüyor, sevdiği gibi sevilmiyorsa her hamle ve müdahale cana ulaşmayan insana yetişmeyen aşkı duyguyu özgürlüğü sevgiyi vicdanı doğurup beslemeyen yabaniliğin yabancı vücutlarda kanalını yerleşimini ve yolunu bulduğu körlüğün kahrın çarpıklığın nefretin zıkkımın kirin şiddetin zorbalığın kötülüğün düşkünlüğün aşağılığın rezilliğin her şeye bulaşıp sataşan en haysiyetsiz ve salgın yüklü, iltihap ve irin köküdür
Güneşe ışığa suya toprağa iki ucu kapalı tıkalı ve karanlık tünel içinde amaçsız ve anlamsızlığın oto kontrölünde durmaksızın gidip gelen ; raylı sistemde çöplüğe eğilimi talebi olanların hayata arı duru dürüst temiz doğru sağlıklı ve itibarlı yaşam ve toplumsal ilişkileri tedarik edip kuracak becerileri meziyetleri bilgileri çözümleri donanımları ve kaynakları yoktur. Bu bağlamda kurguya ve kuruluma sahip olanların buyruk ve beklenti uşağı olarak efendilerinin çöpünü dahi satın alan; ve dert bela sorun çatışma yıkım işgal yağma baskı sömürü gibi devletsizlik itibarsızlık ve toplumsuzluk bazında karşılıklı menfaat çıkar ortaklığına her türlü tetikçilik ve işbirlikçilik siparişinin yataklık yalakalık ve yardımcılık ev sahipliği ederek çöplükten türedikleri kokuşmayı ve çürümeyi her yere ve herkese düzenli dilimler halinde dağıtımını yapıp paketleyen alçaklığın ve aşağılığın uzak karakolculuğun dalkavukluğuna yerleşir yuvalanırlar.
Zamanın boşluğunda dolanan hayat, açlık yokluk adaletsizlik sefilliklerle boğulup dalaşan anlamsız ve amaçsızlığın kıymetinin karşılığını gayrette çabada ve sorumlulukta karşılığını üretemediği vaktini kanunsuz kuralsız ve istikrarsızlıklarla öldürüp tüketen yıkım olumsuzluklarıyla cebelleşir. Bütün vaktini proğramlanmış esaret döngüsünde baskılayıp disipline eden soygun sömürü merkezlerindeyse insanlara düşünüp sorgulayacak fırsatı vermemek için yaşanan hayatın hiç bir yerinde boşluk kalmayacak derecede insanları sürekli ihtiyaç artıran zorunlulukları ödemekle meşgul ederek hız kesmeyen kısır döngüde algıdan fikirden iradeden düşünceden sanattan kültürden özgürlükten cesaretten yoksunluğa yorar ezer harcar kimliksizleştirir ve tüketirler.
Gereksiz içeri atılıp zorunlu sindirilmeye bırakılan arızalar çöpler atıklar toksinler sancılar kesikler yaralanmışlıklar bünyenin ve ruhun bütün inceliklerine işleyip batarak derdi dertle artırıp çarpan çözümsüz çoğalmışlıkların hapsedip hükmettiği dünyasız toplumsuz ve insansızlığa terk yaşamdan soğutma deposunda ve inziva morgunda bulur kendini insan.
Ve böylece makinalara aklını fikrini vicdanını duygusunu duyarlılığını ruhunu terkettiği aklı fikri güvü iradesi yetmeyen makinalara karşı kollayıp koruyamaz hake gelşr insa. Para mülk mal şöhret ünvan güç ve gösteriş bütün ahlaksız sapkın onursuz arsız çirkef zorba ve manyaklık ayıplarını kapatır örter anlayışına alışkın ambalajlı türden çeşitten doğma büyümeye poşetlenip plastikleşence her şey ve herkes.. PAKET PROĞRAM işi gücü ve icadındandır uçurum eksenlerinde dönen dolaşan yaşam güncesi ve dünya hayatı. İzi yolu ilgisi itibarı sorumluluğu sevinci gururu umudu hevesi coşkusu beklentisi saygınlığı yaşam ortaklığı mutluluğu ve toplumsal bağı sökülmüş kesintiye uğramışlığın takipsizlik kararıyla taaa ki ve öyle ki…
Üstünü altini cizerek demistik ya, insan sevgisinin önü sonu sınırı damgası kosulu şartı coğrafi haritası ve tarihi kayıt belgesi olmadığı, bazan ılığın doğduğu yerden bulur yol kendini, bazan gölenin soğuduğu hüzünden kamaşır mavinin tonu alacalığın geceyi bağrına basan karanlığı bazan hiç biri veya hepsi… sıcaklığın duyulduğu güzelliğin görüldüğü sevgillinin sezildiği yerdir sevgiyle sonsuzluğun tarifesine …AŞK’ tan başka sırrı hikmetini kimseciklerin bilmediği istek listesine basvurmadan hayatima ortak olan güzelliklerin dengi ayağına taş değmesin aşkıyla sevdiğimsin anladigimsin sözümsün özümsün kavradigimsin tanidigimsin bildigimsin sevincimsin hasretimsin işte kadın çiçekliğini süslenmiş dogumun ve dogurganligin sevgili insansin diye..ordan kaytrin kararinca gün ve gündem, bütün irinli iltihapli kötülüklerin agirlastirilmis mahkumluk müsterisi olan kirli tezgaha düser ve alcalir insan toplum ve dünya.
Herkesin başdcöndürücü değişim ve tüketim hızına yetişemediği; ve bağımlılıklarına bağlı prangalaşmış insanı harcayıp sorunlu arızalı zavallılık raf ömründe sonlandırıp bitiren yaşam kopukluğunda hep eksik yedek yitik güdümlü yoksun noksan ezik snlayış ve kavram kargaşasının esir düşkün ve karanlık perdeleri ardında de elenip boğulurken, sürekli biriktiği ve boğuştuğu gerilimleri en ufak yaşam sertliği dokunuluna idaresi tahammülü kalmadığı ve kendinden kaçırdığı şiddetli depreşmelerden patlayıp püsküren sarsıntı ve yıkımların kullanışlı markası ve kendi yalnızlığının hiç bir yalam kesitine irade yetki etkinlik aidiyetlilik davranışı ve duygusu olmayan paramparçalanmış kanamaların daim düzenli dekor kuklasıdır artık, her fiyakadan mutsuzluk markasına şöhretli olmaya yıkık sökük viran ve yamalı formatlarla günümüze özelleştirilen hususi toplum mühendisliğiyle modernize olmuş, birbirinden kopyalık piyasa modeli insanlığın.
Her şey stoğu bol sahteliklerle örgütlenerek kurumsallaşmış SANALIN en gözdesi olma maskesine ve markalaşmasına OYUN kurgu şekil tarz fiyaka caka kostüm ve icat çıkarma çırpınışlarında bütün çarpanlarıyla Üretimi durmuş insanlığa artık kim en revaçtaysa ondan kopyalanan çakmaların şan şöhret piyasasına taksit taksit gösterişli ürün olarak gösterime ve hiç kimse kimsenin umrunda olmayan beğeniye çıkarılmakta. Şuncacık gösterime giren hiç görülmedik gayretine şekilli kıvraklı hep aynıyı tekrar eden yukardaki muhterem ve muhtemele dönen çırpınan garibimin de zibil gibi kopyalanmış çakmaları sürümden sunuma sergileneceği kesindir.. Böylelikle büyük bozgunlardan koparilmis parcalanmalara ve hissedar olma akinina sökün edip gelenlerin Vatikan PAPAZI, Iznik konsülcülügü, Bop AKTIF güncellemelerini buyuran Tom BARRAK direktif dayatmalari , Kibris`in federatif karmasaya sürüklenmesi, kazanda tüfek pisirme PEKAKA mevzi ve mevzulasmasi artik carki cevrimi bilinmeyen her kötülügün herkese bulasip sosyal siyasal ekonomik ve kültürel alanlarda topyekün hayatini esir alan YAPAY ZEKA hükmüne bagli ve bagimli tükenmisligin köklü kalici hem yerel hem kurumsal hem küresel hem özellesme hem de tekellesme yagma yikim harac mezatidir.
Kimseyi de sasirtmiyor zaten. Yikimlarina Ortak olduklari her seansi yüksek dozda toplumsal hassasiyetleri uyusturarak yasamin hayati kazanim birikim ve degerlerine cökme ve yozlastirma dükkani bu CARKIFELEKCILERE isleyip calisiyor nasil olsa.
Herkesin kendinden bile kaçarak yaşadığı sakin sessiz sağlıklı mutlu ferah sakin usul yavas dogal dingin her şeyden ve herkesten uzak bir dünya yok artık. Tıklım tıklım der bela sıkıntı lanet siddet gerilim dolaşımlarıyla dolup taşan ve hiç bitmeyen kovalaşmalarda bir nefes aralığı ancak soluklanacak demi devranı bulana ne mutlu..!
… DÜZENSİZ UYUMA MUNTAZAM TAHRİBAT … İletişimin insanı yaşadığı hayata bağlayan sihirli dili yolu harcı damarı kaynağı ve imkan zenginliğinde aslılan maksat kendini ötekine duyurma ilgi ve merakıyla beraber dünyayı toplumu insanı alanı biteni anlama kavrama keşfetme tanıma bulma ve özdeşleşme istek ihtiyaç ve arzusuna karşılık bulma çabasıdır. Fakat samimiyetin ve gerçekliğinin her hali çığırından çıkarak çamurlaşmış bu çukurda doğru dürüstlüğü bulmayı ummak her ne kadar sarhoşluğuna su katılmamış saflığın önde gideniyse de…
Örgütlü yolsuzluk hırsızlık dolandırıcılık tefecilik dalaverecilik yağmacılık sahtekarlık ganimet ve yıkım fırsatçılığıyla, hayatın her kılcal damarına çullanmış ve çöreklenmiş yozlaşma çürüme ve yıkımları yönlendirip kurumsallaştıran; ve menfaat çıkarcılığının zorbalığını hükümran kılan sosyal bataklıkta sürekli atık şiddet kaygı endişe ve sorun üretmenin keyfiyet sorumsuzluğuyla gıda zehirlenmesinden korkunç çölleşmelere varıncaya kadar hava su toprak dağ dere ova yayla koy kıyı körfez deniz ve ırmaklar işgal gasp yağma vurgun talan sömürü rant soygunculuğu ve çapulculuğuna zehirlenip kirlenir ve can çekişir. Kirletip zehirlediği ve kullanılmaz hale terkettiği akıl fikir düşünce duygu niyet maksatlarla, can çekişen hayatı yaşanılmaz kıldığı dünyasından çevresinden ve doğasından barınıp beslendikleriyle kendi kendini saf dışı bırakarak sağlıktan iletişime, ulaşımdan eğitime,üretimden barınmaya, ilimden inanca, ekonomiden kültüre, ilimden irfana, tarımdan ticarete, imardan iskana, pazardan piyasaya, hukuktan adalete ve SPORDAN siyasete hiç bir toplumsal bağda ve değerde samimi inandırıcılığı dolaşımı ve güvenirliği kalmamış olan amansız tükenişin ölümcül zehirlenmelerini harcar tüketir.
Afgan - Rus, İran- Irak, Kafkas- Balkan savaş çatışma ve ayrışmalarından beri sürekliliği hız kesmeyen planlı projeli işgal talan ve yıkım kargaşalarına bağlı olarak BOP idare ve taşeronluk merkezli denetim yönetim kontrol ve sevkiyatıyla dünyanın atık çöp sorun sefalet belirsizlik ve mülteci boşaltma sahası haline getirilerek ahlaksızlığı çöküşü çürümeyi liyakatsizliği ve kanunsuzluğu kendine kullanışlı zemin sermayesinden bilip gören soyguncu sömürücüler hesabına sevgili ülkemizin ormanları yandı, gölleri kurudu, koyları ırmakları körfezleri kıyıları denizleri toprakları ve maddi manevi bütün ortak değerleri sınırsız bir yağma talan ve rant çullanışına çar çur edilerek insanlığı yapay zeka iletişimsizlik dolaşımına gömülü tedavülden kalkmışlığa beton dökülüp zehir zıkkımlarla mezarlaşmayı kirlendi ve çölleşti her şey.
Bu değerler erozyonu bağımlısı kör sağır duyarsız dünyasız toplumsuz kültürsüz ve kimliksiz hak hukuk vicdan liyakat istikrar itibar ilim bilim inanç güven sanat edebiyat saygınlık özgürlük yoksunu piyasa ve pazar etiketine bağımlı vitrinleşmiş kıtlık kıyamet döngüsünde, soygun sömürü ve işgal dünya küreseline endeksli YAPAY ZEKA çağının insanlığı tamamen irade yetkisinden koparıp makinalara yenilmişliğini kayıt altına alarak hükmettiği sahte ve sanalcılığın herkesin ve her yerin koyan güncellenmişliğini yerleşik GERÇEĞİ olarak tedavüle konulduğu cinnet sarmalında ( bu bozuk düzeneğin en zayıf halkası olan yağmalanmış yıkılmış veya yıkım tehditi yaşayan coğrafyalarda daha öncelikli yoğun ve etkileşim hızıyla ) , artık insanları programlayıp sindiren yöneten ve susturan MAKİNALAR bundan böyleye kendi aralarında düşünecek bilecek konuşacak tartışacak ve zaten varlık değeri çoktan iptal olmuş insanlığın fişini tamamen ve tümüyle çekmenin hükümsüzlük kararını verecek..( bu satirlar bir kac dalyalik yazi eklentilerinin ana konusu ve bitis cümlesidir)
Mutsuzluğu sorunları bağımlılıkları paket proğramlarla alıştırılarak başka seçeneği çaresi çözümü olmayan mecburi tüketime Kodlanmış serbest piyasa kölesi tutsak yaşamlarda insanlara özgür olduklarının algısını yalatıp yutturularak boğazlarından geçen hiç bir zahir zıkkıma itiraz etma imkanlarının olmadığı, gerçeğinin sahtesi her şeyde yapaylaşmayı önceleyen ve en ucuz olan en yüksek kazancı sağlamaya dönük ambalajın altındaki her şeyin gösterişli reklam ve pazarlamacılığı yapıldığı, önüne konan her şeyi yeter ki ödeyebilir ekonomik gücü olsun cinsinden gündelik yaşantısının dönüm dolaşımı haline getirerek ve kimyasal çöplükte be varsa boğazına aktararak kazıklanmaya kandırılmaya ölerek yaşamaya hiç bir tepkisi ve itirazları yok artık insanların.
İnandığı gibi yaşamıyor, övüldüğü gibi değer itibar görmüyor, sevdiği gibi sevilmiyorsa her hamle ve müdahale cana ulaşmayan insana yetişmeyen aşkı duyguyu özgürlüğü sevgiyi vicdanı doğurup beslemeyen yabaniliğin yabancı vücutlarda kanalını yerleşimini ve yolunu bulduğu körlüğün kahrın çarpıklığın nefretin zıkkımın kirin şiddetin zorbalığın kötülüğün düşkünlüğün aşağılığın rezilliğin her şeye bulaşıp sataşan en haysiyetsiz ve salgın yüklü, iltihap ve irin köküdür.
Her şey birbirinden kırma dökme bozma kalıp kulp kenar kiriş ve kılıflarına gömülü çakılı ve ilişkin; ve herkes birbirinin kaç okka gram çektiği dipten kökten numaralı türemeli aynı züpçük hüpçüklüğün zibil kompozisyon konfeksiyon ve koleksiyon salaklaşmasına dönük insanı kayıttan düşürüp muntazam yıkımları temize çekme kefeninde… Maykıvski karton kalıp modeline bakarak Şeyh Galip - Nedim karılımına Dadaloğlu Köroğlu ve Seyrani bileşenlerini sentezleyen Nazım ‘ ı Nesimi ve Pir Sıltan sentezleyen Enver Gökçe, Enver Gökçe’ yi Ahmet Arif, hepsiniyse Can Yücel ve Atila ilhan Edebiyata dosyalayıp raporladı.
Türevinden insana dünyaya hakka hukuka kültür re sanata ve edebiyata bakan İkinci Yeni( Cahit Zarifoğlu, Ece Ayhan, Sezai Karakoç, Edip Camseler, Cemal Süreya giller ve gibilerin topluluğu) Birinci Yeni’ nin ( Halim Şefik Güzelson, Oktay Rıfat, Melşh Cevdet Anday, Orhan Veli, giller ve gibiler ) yandan çarkına basarak sahaya zıplayıp kornerden kaleye şut bindirip sektirme girişimcisi oldu. Arada SANAT SANAT iCiNDiR eskiciligini tekrarlayarak yuvarlanıp gidişlere kaynak yapan Yedi Meşaleciler ( Cevdet Kudret Solok, Vasfi Mahir Kocatürk, Yaşar Nabi Nayır, Sabri Esat Suvayişgil, Ziya Osman Saba, Kenan Hulusi Koray, Muammer Lütfü Bahşi, giller ve gibiler ) sözde savda ileri geri pırtıp kaçanların takozcusuydu…
İşin askı esası şurasıdır ki, üretimi paylaşımı ve yapımı şahsi çıkarcı soygun sömürü zebaniliğinin keyfiyet harcına doyumsuzluk talanına ve buyruk ihtiyacına göre kalıbını ilmini künyesini şekillendiren başı bozuklukta temelden gerçekliği olmayan taklit özenti sahtekarlığıyla yaşamı donatıp dengeleyen her şeyin ayarı bozularak korkunç bir yıkımı süreklileştiren evrim ve çevrim çarkına hak hukuk akıl vicdan kültür sanat edebiyat ilim bilim vicdan eğitim sağlık özgürlük anlamaz tanımamazlığa her alandan geri çekilerek hayatını makinalara teslim ettiği ve değerini kaybeder. Kulüpten dernekten Voleybolcu futbolcuların mafyalaştıkça çıkarı olanları birbirine ortak ettiği trilyon liralara kontrat imzaladığı gelir dağılımı eşitsizliğinin körükleyip kışkırttığı yenilmişlik değersizlik suçluluk duyguduyla yaşamayı dayatan sıygun sömürü abidik baskı dayatma sistematiğinde ne sporun zerrce bir önemi inandırıcılığı yahut esprisi vardır, ne sanatın ne de tüm bunlara avantacı komisyoncu cılkı çıkmış siyasetin.
Hızlı yaşamanın, hiç kullanmadan harcanıp atılan bağımlılık endüstrisinin, bencilliğin, kendine yabancılaşmanın, paramparça yalnızlıkların ve faturasına insan ömrünü haciz koyan sürekli ihtiyaç artırıcı tüketimin baş döndürücü ekseninde dönüp dolaşan dünya sokaklarında saygınlık ve değerlilik ilişkisi birbirinden kopmuş insansız çığlıkların yıkılıp dolaştığı kozmik cenderede kendini bozulduğu ve boğulduğu yerden söküp dışarı çıkarmanın ve duyurmanın sancısına tıklım tıklım boşaltılan fotoğraflarla yahut hareket eden resim kayıtlarıyla konuşlanıp ifade etmenin sembollerle konuşan tek cümlelik iletişimsizlik ağını örüp donatıyor herkes. Bakıyorsun ki bu saniyelik sürelerde bile beklenti karşılığını ve ilgiye değerlilik süresini bulmadıkça mutsuzluğunu artıran ve değersizlik duygusunu kamçılayan kısır döngüye durmaksızın az evvelki eskisinin üstünü karalayarak yenisini ateşleyip duvara asmaya kendi kendiyle kıran kırana yarışa tutuşan çöplükte yeterki ilgi uyandırsın diye akla hayale gelmedik dökülüp saçılmaların kör sağır ve dilsiz fotoğrafların tanıklığıyla kefaletini ödeşmenin zavallılık çukuruna düşmekte güncel sanal digital ve yapay çağdaşlığın kulu kölesi insanlık .
Biliyorum uzun etme kısa kestireden söyle ne söyleyeceksen diyorsun da. Demem o ki, üç aşağı beş yukarı nasıl bir yaşam döngüsü içerisindesiniz biliyorum. Kendinizden bile sakladığınız en büyük çekingeniz sizi biri sürekli formatladığınız başarı grafiği yüksek güçlü tuttuğunu koparan ve dominant kadın olmadığınızı bilmesi ve farkında olmasıdır. Bu yüzden askında ince zar tüllerine sarılı hem utangaç hem de çocuk kadar mahçup ve masumluga ilim ve itibar göstermeli, ama en önemlisi neyin nasıl nerde neye yakıştığını bilen estetiğin ilim irfan sahibi olarak; sanki hiç sevilmemiş ve hiç sevişmemiş gibi her hoyrata kolayca kırılgan alıngan zarif yüreği hayalindeki sevgiliye kendini saklayan ebedi bakirliğin deli dolu gönlünde yasaayıp konakladığıyla AŞKTAN başka kimsenin lafını dinlemeyene hem bağımlı hem de hiç bir kuşatmanın zaptedemeyeceği alevlenmiş yangınlara ve çılgınlıklara ilk ve son tercihte saygin iradelerden özgürlügü ve kendini secmelidir insanlik .
Mobese kayıtlarından evveli dünyanın önünü arkasını dibini köşesini ve kenarını en ortalık yerden dikilmeyip kamarasız izleyen takiple kayıt altına yapışıp çeken sapıklar muhbirler taşeronlar işnirlikçiler ispiyoncular fitneciler fesatlar cinilyetsizler bozguncular soysuzlar daha ötekiler ve diğer başkalar en aşağılık süprüntülerle her duyup gördüğüne aracılık eder bşr an evvel duyurmak için ihbarda anonsu umuma açıklığın bulunurdu. Her ne kadar her köle bucağa ayan ve saklı gören bilen duyan işiten kayıtlamayı yapan kamera kıyameti yaşanıyor olsa da ötekiler halen varlar ve faaliyeti hiç durmayan felaketleriyle işbaşındalar.
Dolayisiyla , herkesin kendinden bile kaçarak yaşadığı sakin sessiz sağlıklı mutlu her şeyden ve herkesten uzak bir dünya yok artık. Tıklım tıklım sıkıntı dolaşımlarıyla dolup taşan ve hiç bitmeyen kovalaşmalarda bir nefes aralığı ancak soluklanacak demi devranı bulana ne mutlu. Keyif kahveniz olsun dileğiyle ve selam sevgiyle size. Salgın safsatalı yutturmacada Evliliğin bütünü ev içinde yaşanan toplam değildir
Ortak yaşamın temel dayanağı ana stunu ve ihmale sonraya erteye veya ihanete koyarak bağlamından vazgeçilmesi asla mümkünsüz dönüm dolaşımın can damarları olan eğitim öğretim hukuk güvenlik sağlık ulaşım kültür iskan barınma beslenme vicdan onur ahlak vicdan özgürlük inanç dayanışma ilim sanat akıl yol bilinç kazanım birikim ve kimlik gibi sosyal yapı taşları ve hayati değerler toplamı üzerine kurulu aidiyet bütünlüğünde ayarı dengesi kendi saplantılı ve hastalıklı savrulmaları ötesinde hiç bir duyarlılığı itibara almayan keyfiyet hükümranlığına ve zorbalık sapkınlığına bozulmuş iletişim ilişkisini beğenmiyorsan başka trafik, başka yol seç, başka meydan seç, başka taraf seç, başka çevre seç, başka, kanal tıkla seç, başka seç, başka film seç, başka oyun seç, başka başka iletişim ağı seç, başka mahalle seç, başka konu seç, başka muhit seç, başka araç seç, başka fikir seç, başka insan seç, başka şehir seç, başka toplum seç, başka anne baba eş dost hısım akraba sevgili seç gibilerin sürükleyip götürdüğü bataklık, istikrarını itibarını kişiliksiz kökensiz ve aidiyetsiz kalmanın esir aldığı huzurunu mantığı anlamı dengesini düzenini yağma yıkım dayatmalarına bağlı hiç bir sürükleniş sürüncemeninde bulamayan sonsuz çöküş karmaşa değişimlerin kulu kölesi olan ezik sönük kendinden tiksinecek derecede özenti yabancılaşmalarına kopmuş insana, kirli ve istismarcı siyasetin başını çektiği bankalar borsalar tarikatlar sirketler medyalar pazarlamacılar mütahitler holdingler klüpler kalpazanlar aracılar tefeciler ve nicesinin hep beraberce mafyalaşıp kotardıkları ortak yaşama çöküp çullanma dayatmalarını alışmış kanıksanmış ve kabul görmüş masumiyet karnesinden ganimet mülkü olarak şahsi çıkar ve keyfiyet hesabına geçirirlerken kurgulayanları ilahlaştıran soygun sömürü kulluğuna programlanmış ve makinalara yenilmiş insan yığınlarına beğenmiyorsan başka kendin ve dünya seç sapkınlığını her türlü insanlık dışı değerler yoksunluğunu masum ve makbul kılmaya toplum tinerciliği kapsamında her kesiti ve seansı özendiren şiddetli mafya replikleriyle kışkırtan ve kurcalayan yamalı dikili aşırı yoksullaşmayı cahilliği gericiliği kabadayılığı sinmişliği toplumsuzluğu yalnızlaşmayı iletişimsizliği devletsizliği umursamazlığı çirkefleşmeyi ve yozlaşmayı tasarımlayıp narkozlayan diziler furyalar fenomenler reklamlar filmler mutfakçılar güldür güldürlerin magazin kuklalarını ve sosyal toksin uyuşturularını kullanırlar.
.. CAM KIRIKLARINA SIZIP YANSIYAN CAN KIRGINLIKLARI ….. Yaşanmış ve yazılmışların daktiloya düşmüş bulanık alfabesi kağıttan dosyadan silinse bile, yabancı kanatlarda hükmü nafileden öksüz çırpınışlardır, sahnesi dağılmış mor bir kasırga ve dikenli bir çelenk gibi orda burda hayattan kopan parçalarla sergisiz salonsuz sunumlar namına insan suretinde savrulmuş serpilmiş küçük hikayeler toplamının hususu hevesi ve hissesi .
Nizah fitne fesatlık bozgun ve yıkım kaynatıp kudurtan günümüz formatlı insan tipinde, seyir his heves beklenti ve başka kafaya fit olmayan kendini aldatmaya tatmin olma ihtiyacını doyurma muhtaçlık merakının alt seviyesine inen bulaşan her kimse, bütün sağlıklı duyarlı damarlarını öldürdüğü sebebiyle geriye boşlukta ve açıkta kalan hastalıklı urlu iltihaplı kör bozuk kirli zehirli gerici cahil ilkel kapalı karamlık sorunlu düşüncesiz gelişmemiş içgüdüsel refleksli ve her kişiliksiz meziyetsizlikten mikrop taşıyan düşük ayarlı ve aşağılık tıkanıklıktan konuşur davranır.
Sadistliğin ve sapkınlığın adı adresi zaten orasıdır, bir iken iki üç beş on derken bir noktadan sonra kendine dahi sözü iradesi geçmeyip hiç bir müdahale kontrol ihtiyat dinlemeksizin bağımlılığının esiri olarak her türlü azgınlığa yol ve meydan vermesi insanın.
Arıza ve sorun tetikçisi, iletişim özürlüsü, saplantı bağımlısı, gösteriş güç şiddet kavga nizah şekil imaj ve kamuflaj meraklısı, algı bilgi kanun kural mutluluk sorumluluk dayanışma sorgulama ve hesap verebilme muhasebesinden kopuk ve kesat, kavrama liyakatinden ve anlayışından yoksun buraya mukabil ve müstakilden..
Ehil, evcil, saygın, onurlu duyarlı vicdanlı ve sorumluluğunu yitirmiş her türlü yozlaşma bağımlısı sadistlik hiç bir yerde huzuru bağı aidiyeti insanlık payı değer katkısı ve mutluktuk çıkarımı olmayan savrulduğu her İLKE , gerici, hastalıklı ve sorunlu yabaniliği Özgürleşmek diye adlandırır; bütün yıkıcı ve bulaşkın bozulmalarla kirlenmiş gösterişliliği tamahkar doyumsuzluğuyla içgüdülü dürtü kökenindeki “ kendi ölür gözü çöplükte kalır” saplantılarından asla sıyrılıp vazgeçemez.
Fitne fesat bencil saplantılı kaprisli hırslı sahte ve iki yüzlü yarışlara eşyalar çarşılar dekorlar ve kendi kendini kandırıp tatmin etmeye yalan dolan ve riyaların bahaneler tesellisini uydurarak dengesini kaybetmiş eksensizlikte tutunmaya çalışan dayanıksız tüketim maddesi halini almışken vitrin arkası yalnızlık trübününe soyut sıkıntılı ve kaba taslak piyesler oynatıp yaşayan insan modeli, tedavülden kalkmış çocukluğun her gün dinmez ağıtlar kayıplar kimsesizlikler ve sancılar içinde dolanıp dönen kıvrımlarından gün gibi aşikara hızla eskiyen ve yüzyıllaşan yılgın bezgin mutsuzlukların ha bire hiç giyilmedik azap çamaşırlarını örer dokurken müşküldeki muğlak ve donuk muamma… Her nispetçi çıkarcı kibirli üstenci ve kıyasıya yarışçı sahtelikten yorduğu kırılgan alıngan içli yaralı kime gitse sokak lambaları gibi ay ışığında ayazda kalan yapayalnız ve yazık ömrünü konduracak dikenli dallar arayan halendeden genç kız ömrünün hem diken bağı hem de goncasından gülüymüş, dışı güler, içi kan ağlar ahu zar incesi ışıltılı, buzul ve kristal kabuklar altında günlüğünü hep sayfası ruh renginde kömür karasıyla deftersiz kalemsiz siyahlara yazarak, ılık ve sıcak göz yaşlarını yağmurla dertleşir, sırrını rüzgara dokur, suskunluğunu kırmızı rujlara, yitikliğini sessizliğe ve hiç kimseye döke saça, günden geceden kalan sevişmeyi ve sevilmeyi bekleyen gül tomurcuğu rengarenk hasretiyle çiçekleri giydirir kuşandırırmış bıkmak usanmak bilmeyen her saniye her gün. Benden tanımaz bilmez haberi yokmuş ammaa.. Aşk doğsun büyüsün dinlensin avunsun dünya toprağına ve sonsuzluk sevincini donansın gezsin, her geceyle sarılıp kucaklaşan günaydınlarla adı sanı bilinmez sevgiliye düş kursun, kullanılmadık ladesler ateşleyip tutuştursun hayat diye en çok da çiçekleşen kalbinde her saniye her gün . Durmaksızın çığlığı dinmez ahu zarlara sarıp sarmaladığı üzülen ömrünü doğurup kanatan sızıdan sancıdan yaparsa ve olsa olsa, bütün hesaplar buyruklar ve kalıplar dışı göz ve gönül kamaştıran sihrin büyülü tükenmez kaynağından kendine sevgili olanı Aşk yaparmış.
Beyazlıkta birbiriyle hem kucaklaşan hem de kıyasıya yarışan ikilemlerin tümü kapsayan kümesiymiş kavanoz ve su, beyaz odalar ve perdeler, pamuk ipliğine bağlı kozalar ve kördüğümler. Lakin bu bir yanılsamaymış her maddenin kendi tabiatında huyu sicili arzusu işvesi asiliği uysallığı karlı durulu isyanı yahut kabulünün olduğu. Yanılı doğrulamaktan öte gelen, tüm dünyaya gösterişini gücünü ispatlamak için kendi kabuğu maskesi ve kalıbıyla kıran kundaktan mezara kadar kırana yarışan… Bir şey iki yerde bulunabilir kadar yakan yanlışa tanah ve tenezzülün çizgiyi geçtiğinde yarısı orda yarısı burdadır…
Ve burası amansız bir kostüm kumaş süs dekor ziynet salon çarşı galeri yanar dönerliğidir kendini insan yerine koyan eayalaşmalarla tasarımlanmış soyut düzlem ve buzul parlaklık..
Geceyi su yüzüne çıkaran YAKAMOZLAR gibidir dokunayı kendine hem şahit hem kılavuz hem de zindan nöbetçisi tutarak… Ve bir ılık kırılması kompozisyonu, her sancılı defileden ve her senfonisi biten şemsiyesiz üstsüz başsız sağanak seyirden sonra, çay saatine yakın kahve deminde sırılsıklamlığını adı bilinmez sevgiliye mektup diye yollayıp camekanlar ardına bırakan. Hüznün ve sevincin her iki halinden sevgili hali hazır Buzlu Cam yansımasında CAN kırıkları ve kırgınlıklarıymış, ondan gayrısını aynı dalda hem gül hem diken olan hükmü cevherden, kıvılcım ile tutulmuş korlanmış ateşi yakan külü soğutan, insanı hayal ile gerçeğe aynı hasret hüner heves arzu ve tutkuda yaşama sevincine yaparsa gören duyan bilen serveti kudretiyle Aşk yapar.
Benden gerek haberli gerek habersiz hüznü ve sevinci CAN KIRILARIYLA işlengili örgülü vazo güzeliyse bile, ışık salkımlarıyla salınıp süzülen akıbetine gıyabına sonsuz selam ve sevgiyle.
…. TIRIÇKADAN DEPLEK TERANE ( feci kolaj ) 1 … Yapılmışı kendi halinde bile bile çürümeye terkederek, zaten kimsenin kendi başına sakinliği huzuru idrakı iradesi aklı sağlığı aidiyeti belleği bilinci özgürlüğünün olmadığı ve artık hayati değer kavramını üretmediği ve algılayamadığı bütün bunları talep edip istemediğiyle hayatına sürekli olumsuzluklar biriktiren borç harç bataklığında kavga hırs yarış gerilim sefalet kuşku kahır kaygı endişe tutsaklığının esir aldığı boğuşmaların rehin aldığı hastalıklı ve sorunlu debelenişleriden tatile gittiği yer bile mecburen tüketim proğramlanmışlığının tektikli kovalaşmasını şart koşan hayatı kaymış endüstrü paketi ürünü olmaya herkesi zoraki ve mecburen harcayıp tüketen kalabalıklar sürüsü haline dürdü büktü ve defetti.. Kendini ait mutsuz hasta ve tutsak ettiği yere ise kısa pahalı ve suni sokunumlu tatil diye gittiği çukurdan döndükten sonra da kendini tarifsiz keder hüzün ve anlamsızlığın çevrelediği her şey, eskisinden de daha beter ağırlaştırılmış hücre hayatların her türlü olumsuzluklarıyla intihar döngüsüne zirve yapmıştır.
Kendini yaşatacak kadar hiç bir liyakati iradesi yetkisi sorgusu dirayeti özgürlüğü cesareti anlayışı dili kültürü kalmamış haksız hukuksuzluğun yapılandırıp yönettiği soygun sömürü çarkının kul ve kölesine kuşatılmış esaret çerçevelerinde hapsolacak kadar hayat ve insanlık hakkı tanıyan neo liberal vahşet merkezine kökten bağlı yerli ortak işbirlikçilerinin, yağmaladıkları her türlü ülke kaynak ve servetini dışarı çıkararak yüksek faizli getiriye dışardan borçlanıyormuş gibi kahpelik ve haramilik oyunlarıyla açıktan ve alenen onursuz kişiliksiz ihanet şebekesinin hainliğini şirketleşmekteler. Tümüyle yıkıldı ve yok oldu topraktan giriş çıkışlı hayat, kerpiçten kireçten evler, ekin ekin sürülüp savrulan harmanlar, yaşama kaynaklık eden hava su dağ orman kıyı koy sahil deniz, sap saman , aşka saygıya ve sevgiye kök salıp sürgün veren hak hukuk liyakat samimiyet dürüstlük inanırlık güven ve niceler. Bayırdan gelip bayırdan giden insanlığını yitirmiş pusulasız ilkesiz kanunsuz kuralsız hatsız yolsuz çöl ve güzergah çöplüğünün..
Şu gün şu saat mayısa dönmüş temmuzdan geçmiş güz yaz ayaz buz kışa derken,dünya hayatının zorunlu gereksinim ve giderleri üzerine kurulu soygun sömürü çarkındaki sağlık gıda enerji barınma eğitim ulaşım güvenlik gibilerden de öne geçip can damarına çöken giyim kuşam marka konfor gösteriş ve İLETİŞİM bağımlılığını besleyip doyurmak için toplam yaşamlarını tüketim piyasasının hamallığına öldürürcesine harcamalarına rağmen yine de sürekli ihtiyaç artıran acımasızlık ve doyumsuzluk kışkırtmalarına yetişemeyen ana babaların mutsuz iletişimsiz hastalıklı ve sorunlu çocukları, kundaktan itibaren hazır kalıp formatlara salaklaştıran proğramlanmışlığın her türlü sinirli asabi dengesiz tahammülsüz yalnız yabancılaşmış ve değer bilincinden yoksun kişilik bozukluğuna kesintisiz süreklilikle mahkum ve muhtaç kılınmakta. Onur gurur saygı ahlak irade haysiyet güven özgürlük kişilik karakter dürüstlük inanç idrak dil kültür ve nicelerinin kat sayısının ve katma değerinin tam tersine sıfırlandığı adilik alçaklık kaypaklık döneklik çölünde işine geldiği gibi caymaya yan çizmeye oyalamaya hileye aldatmaya ve yamukluk yapmaya en tiksindirici kokuşmuşluklardan fosilleşen geçmişin çevrim dışı kalanıyla intihar süslü cinnet ve cinayet şeklini vaziyet alınca insanlık….
Kısacası ya bu deveyi güdeceksin ya bu diyardan gideceksin şartını bize yoran ve koşan kolay hazmedilir olmayan şeylere hem canımızı hem dişimizi sıka sıka sonuna kadar seviyemiz muhatabımız olmayan insanların mide bulandırıcı hallerine ve verdiği rahatsızlığa elden halden geldiğince katlanmaya çalıştıkça uyumlu müsaitliliğin ezip bozduğu herkes, hiç bir özgün farkı olmayan mutsuzlukta eşitlenmeye birbirine dönüştü ve benzeşti.. Çareyi de herkese bir şekilde yapışıp bulaşan üstümüze sıçraması kuvvetle muhtemel pisliği defetmek için bu çoraklığı kendinden soğutup sağırlaştıran gidişle ilişkisi sürdürülemez öz geçmişinden kaçıp gitmekte buldu bağımlı gedikli güdüklü dolaşımların dizi malzemesi, magazin çeşidi hammaddesi ve tezgaha konmuş piyasa hacizi haline karikatürleşen insanlık.
Buradaki sürekli yıkım yağmaların düzen kuklası ve soyan sömürenler kulu kölesi olmaya toplumu özenle alıştırıp örgütleyerek dünyayı kristal fanus salanundan ibaret sanan ; ve niçini nedeni belirsizliğe hayatını boşa çıkaran atla zıpla romantik polisiye tarzı krıminelliğin zir zop manyaklığını beyaz perdede ışıkları karartılmış zindanlar hücresinde herkesin kenarından şöhret ganimeti toplamaktan başka derdi düşüncesi olmayan ben merkezci makine sanayisinin ürünleriydi. Niye insanlar hayal hüsran kırıklıklarıyla yanıldıklarında olmayan yahut geçmişi geri getirilmesi eskilerde kalmış erişilmezlere “ bütün hayallerim suya düştü “ derler ki ? Çekmecedeki bütün albümlere bakılmışken hem. Hem diz kapağına bile gelmeyen sığ sularda hayatın dipsiz derinliklerini bulmaya çalışırken kendi kendine kör düğümlenip hiç çözülmeyecek şeylere tozunu dumanını attırırken insan denen nesnenin akrep yelkovanı…
Ne gereği vardı şimdi gibilere baz niyaz bir olup, öpüştükçe kumaşı bozulan sahte ilişkili birlikteliklerin günden güne kusursuz yozlaşmaları kirli çamaşırlı iplere dizip asarak sıradanlaştırdığı mono tonlukta ayrı gayr sevişmelerden… En nihayet bıkmış usanmışken sevgiden ilgiden saygıdan kültürden sanattan konfora düşkün beğenilme delirmişliğine ve şöhret dilencisi durumuna düşmüşken zenginlik gösterişi galerilerindeki kireç beyazına siyahı batıran iflasta yalnızlaşarak hükmünü ve cürümünü hortlak raflara kefenleşmiş insan Laf olsuna yazılan kitapların hiç kimseye hiç bir şey anlatmaya algısının bilgisinin ve birikiminin olmadığı, hiç kimsenin hiç bir şey anlamak diye bir duygusunun düşüncesinin derdinin akışkanlığının çabasının olmadığı kantarın topuzunun insanlığın kilodu kaçtan gidiyorlara iyiden iyiye kaçtığı şu kıtlık kıran hallerde ..
Biri ahır temizliği yaparken öbürü ultra lüks insanlıktan uzak ve kopuk kristal fanuslarda si bemol tangocuk. Motor bisikletin sabah sabah üstündeki Ötekinin tişörtünde STONE yazıyor sarı yazıyla. Blr başkası mermer dinamitliyor yanan ormanların küllerini kıyıya vuran kayalıkların dibindeki denize yakın uçurumdan. Bu arada rengi mavi olmaktan çıkıyor kaçak yapılı özgürlük dumanının, yaz yerini saniyelik kurulup bozulan evlilik ve çok sayılı olmakla değer kazandığına aldanan hovardalık oyunlarından bıkıp usanarak ikindi ıslıklarına terkediyor.
Bildiğini ve inandığını duyumsayarak yaşatmak adına düşte bile hiç görülmemiş olanı duyup görerek dünyaya getirmek ve göstermek adına ne büyük uslanmaz tutkuların, emeklerin, uykusuzlukların ve depresyonların akıl fikir ve hayal ürünüydü oysa sanat… Geleydiniz de kendi gözlerinizle göreydiniz Van Gogh yahut Vermeer biraderler, inci küpeli kız meğer ay çiçek tarlalarında AŞK toplarken, insanlık dünyasında çoktaaan galeri ve ofis hayatlara tutsak eşyalaşmanın kulu kölesi olarak kendini herkesten üstün mühim vazgeçilmez gerekli önemli seçilmiş kusursuz ve kıyaslanamayacak derecede mükemmel görmeye ilahlaştırmaya , pusulasını yitirmiş hayalleri ATEŞE DÜŞMÜŞ şaşırmış her şey..
Devlet damgalı sağlamlığı tartışılmaz her türlü istikrarsız denetimsiz kaçak vurgun soygun ve yağma bozukluğunu bünyesinde barındıran günü güncesi değişmez garanti mühürüyle… Üç gün haaa , tamı tamına dördü bulmaz üç gün, ev bakıma muhtaç, evde yaşayanlar ya yatalak ya sefil ya yoksul ya hasta, ya ezik ya düşkün ya yolda ya mezarın orasını burasını gözetip kollayan bir yerde yahut hepten tümden kayıplarda, ya da dünya denen adresi belirsiz başı kalabalık bir beldede kör topal yorgun suskun yılgın bitkin tökeziyerek bakımı çok acil sürüklenişlere mecbur, herkes kendine kancayı takmış ören viran mahrumlarla kabustan beter perim perişan…
Soygun sömürü çarkının saç ayaklarına çöküp kurumsallaştığı yan ürünlerinden olan sağlık, eğitim, ulaşım, enerji, finans, sigorta, ulaşım, gıda, enerji, barınma, giyim kuşam, ve iletişim gibi hayati ve somut yağmaya vurguna istismara hileye ve talana her damardan uygun ve elverişli olanlarla beraber, ana ekseni yedekleyen popülerliğin YOZ KÜLTÜR kanallarının eğlence, reklam, dizi, kozmetik, moda, dekor, konfor,magazin, aksesuar, tasarım, tatil, kampanya, müzik veya sanatın parayla il gören diğer kolları gibi veya hepsinin aynı karmakarışıklıkla bir arada yüksek dozajda tüketim bağımlılığına toplumu her türlü sefil yoksul cahil çaresiz iradesiz güvensiz mutsuz umutsuz kayıtsız bencil aciz ezik ve güdümlülüğü kabullenmiş kayıplarla alıştırarak tarumar ve tersyüz ettiği sosyal siyasal ve ekonomik her şekil çöküşün sadece sorun biriktiren ve yaşayan kalabalıklarına durumdan istifade çıkaran bozuk düzen servet ve ganimeti ortaklığında oynadıkları ve çağırıp söyledikleriyle acının dertlenmenin düşkünlüğün ve insan eliyle yapılma kaderciliğin ağıtlarını avunmaya örgütlerlerken, kendileri ayrıcalıklı üstünler zümresinin çok yıldızlı ve dengine kimsenin yetişmesini istemedikleri milyarderliğin yaması her taraflarından sırıtan villa tipi her ve görgüsüzlüğü ARABESK yapı taşlarıyla bina olmuş JET gösterişin sosyete özentisini yaşamaktalar.
Dünya güncesi olarak ömrü hayatımız diye Yaşadığımız moloz yığınında karanlık ve çıkmaz sokaklarının sakin mutlu huzurlu oturmanın canına okuyarak, tehlike tecavüz şiddet tehdit kaygı endişe saldırı korku kahır küfür zehir kir gürültü lanet hile tezgah pusu kumpas dalavere dolandırıcılık güvensizlik saçtığı felaketlerle dolup taştığı .. Etrafımız çevremiz endişeyle yorup korkuyla kuşatan cehalete görgüsüzlüğe duyarsızlığa aç gözlülüğe zorbalığa şiddete iki yüzlülüğe kaypaklığa güvensizliğe kuşkuya kayıtsızlığa keyfiyete saldırganlığa hukuksuzluğa haramiliğe istismara kahpeliğe kişiliksizliğe acımasızlığa çıkarcılığa pirim veren; orman yangınları pahalılık sefillik yolsulluk hırsızlık zorbalık kanunsuzluk ahlaksızlık haydutluk çirkeflik haramilik mafyacılığına yıkım ihalesi ve sipariş kargosu teslim edilmiş diz boyu hainlik bataklıklarında uçurumlaşırken..
Şırdancı Memet, Etçi Remzi, Mutfakçı Nusret, Çılgın Dondurmacı , Alişan Mahsun Özcan prestij buruşma zirvesi, haydin kalkın kızlar dünya çok yıldızlı kalça göbek çalkalamak neymiş bizden görsün öğrensin dünya gibi ve benzerlerine ilgi çekip beğeni dilenciliğinin karşılığını bulmak için insanlığın bütün bilindik yollarını sapıtmış ve şaşırmış şıkır fıkır her yerini döküp dağıtmalarla ve alt tabakadan üst tabakaya zıplamalar uğruna kurulan simsiyah hayallere en sahte parıltılı ışıkar süpürüp serpmek kendini çözemeyen ve çözümleyemeyen irade yoksunluğunu her itibarsızlaştıran alçalışa köleleştiren eziklik ve iradesizlik sürüncemesindendir. …
Kendini ifade etme ve duyurma isteği hiç kuşkusuz sosyalleşmenin gereği olan kendi dışında başkasına görünme ve başkasıyla görüşme isteğiyle örtüşen değerde şartsız şablonsuz maksat ve yollarla hayati önemi olan sağlıklı zorunlu ihtiyaçların en önde ve başında gelendir. Fakat günümüz algı ve irade yoksunu doyumsuzluk geçimsizlik tahammülsüzlük tüketim ve gösteriş tutsağı olan insan tipi, kendini duyurup göstermede kendi dışındaki herkesi beğeni butonuna veya hayranlık parıltılarına bağlı güdümlü kalabalıklar olarak hafifseyip küçümseme maksadının maksadı niyeti kişiliği ve algısı bozuk şabloncusu olduğu sebebiyle herkes kavramına doluşmuş yığınlaşmış benzer alışılagelmişleri tekrar eden içgüdüsel davranışların şabloncuuğuna cesetleşip , hiç kimsenin kendi varlığında ilişkili özgürlüğü özgünlüğü ve özelliği kalmamış yalancı parıltıların toplu intihar mezarcısıdır artık. Elbetteki varlığının bildiriminde bulunurken beğenilme, mutlu olma, takdir edilme, ilgi saygı sevgi değer ve itibar görme, heyecan umut coşku heves istek arzu gibi duygusal çağrılımlarda kişiyi onurlandırarak iyiye ve güzele teşvik eden ve geliştirip olgunlaştıran iletişim bağlantıları kapsamında herkesin beklenti ihtiyacı olmasına rağmen, çağının bütün değerleri soygun sömürü tezgahında yağmalanarak kullanışlı tüketim kölesine mahkum edilmiş plastikleşmiş ve piyasa kuklası olmuş insan modeli, yukardakileri sıçrama tahtası olarak algılayıp herkese baskın gelmeye ve herkesin üstünde olmaya hayranlık beslenilen seçkin yetkin ayrıcalıklı özel imtiyazlı şöhretli gösterişlerin şekilden ibaretlik kamuflaj maskesi altında sürekli en mükemmele yarışan birinciliğe kutsanmak için,akıl fikir dil vicdan sorumluluk saygınlık uzlaşı hoşgörü paylaşım ahlak hukuk sanat edebiyat kültür ve diğer ortak yaşam yapı taşları adına hiç bir şeyi umursamamakta. Böylece de çürümeye terkedilen insanlık değerleri, bıkkın bezgin mutsuz gerilimli ve şiddet bağımlısı kalabalıklar olarak yerini birbiriyle konuşmadan anlaşamamazlığın ve anlamsızlığın hükmüne terkettiği; ve sürekli birbirine nefes aldırmadan boğuşan yarışan taciz ve tecavüz eden her türlü kokuşmuş yozlaşmış insanlık dışı moloz çöplüğünün kustuğu atık kir gürültü ve zehirlerini alışılmış yerleşik yaşam biçimi ve bağımlılıkları olarak kışkırtıldığı tutsaklık güncesinde kapış kapış harcayıp tüketmekte.
Oysa ki..
Kara kara düşüncelere kireç beyazı ve yüzü solgun ışıldaklandırmaların köşe bucak saklı bilinmez gizemlerini çözmek; ve dara koyup zora düşüren kumaşı eskimiş yeminleri bozup en temelden uyuşmazlıklara anlamını yitiren anlaşmaları yırtarak; sağım solum aşka sobe saklambacının her katında bilinmek görülmek sevilmek kabul görmek ve bulunmak umuduyla …Takdiri ilahiden kudretin tecellisiyle sevene ne diyebilirsiniz ki dünyanın aynasında gün ışır, gölge doğar, ağaçlarla ve akar sularla zaman değirmeni döner, dağ görünür, bulut yükselir, sandıkta saklı gizli nesi varsa dökülür saçılır her nesneden tabiat ve kozası açılır siyah beyazın ucuna kenarına ilişen bulaşan her şey, ekim sürümden tevekkelli toprak tozar, yaprak düşer, ay sararır, gün kararır, su ılışır ve parlayan taşlar üstünden sürüp giden yola baştan sona insan….ecel yoklaması son ziyaret tarihidir dünyadan fakat ve lakin, vakit okunsun okunmasın aşk emsaline hem nüfuslu hem yaşıttır, dünde bıraktığını yarına tamam etmeye aşka gelen herşey, yaşama sevinci kadar kutsal kadar güzeldir.
Sürekli zıtlık karşıtlık kutuplaşma çatışma ve ikilem yaratmaktan doğurduğu sorunlarla beslenen biri diğerinin ruhsatsız cüce ezik bozuk ve kayıt dışı kopyası, birine baktığın ayıp günah yasak çirkef rezil aşağılık ve kepazelikte sınır tanımadığına sayı sövesin gelmişken diğer ötekine bakıyorsun ki diğerinden bin beter kokuşmuş yozlaşmış çürümüşlüğün kendine saygın karakter değerinde hiç bir iradesi yetkisi özelliği ve özgünlüğü olmayan yan sanayi serisi, kıytırık hilebazlığın çakma ürünü ve sepetteki her şeyi kendine benzeten çürümüşlüğe kışkırtıp azdıran güçlü kuvvetli sebep, gayrısı ötesi ve ilerisi karanlık toplumu herkesin kendi özgür isteği ve iradesince seçip belirlediği sağlıklı zindeliklere değil, hastalık zavallılık düşkünlük çaresizlik hiçlik ve sorun yaratan proğramlanmışlıkların boğup bunalttıklarına ‘ çözüm süreçleri ‘ başlığıyla birikmiş bütün tıkanıklıkları karartıp örtbas ederek itirazsız tepkisiz herkesi mecbur ve muhtaç bırakan kıtlık kıran derinlerine düşmüş cenderenin Bop yan sanayi ürünü haline dönüşen ve her mecrada her menfaat güden maksada körü körüne ayrışan kutuplaşmanın talep edilmiş gereğini yerine getirmeye kullanışlı piyasa deneği olmaya yozlaşarak işlevini değerini anlamını sıfatını yapısını sosyal zenginliğini ve kişisel özelliğini yitirmekte insanlık.
Engin yurt sevgisi, hak hukuk adalet sorumluluk ve vicdan bilinci, insanlık birikimi ve duyarlı kişiliğiyle inandığı aidiyetin onurlu saygın etkin katılımcı aydın bilgin ilerici olduğu ülkeye ve Cumhuriyete yurttaşlık bağı ve duyarlılığıyla, gericiliğin talanın yağmanın yobazlığın karanlığın çirkefliğin puştluğun ikiyüzlülüğün hainliğin haksızlığın cehaletin haramiliğin keyfiyetin şiddetin yalanın sahtekarlığın bölücülüğün zorbalığın tutarsızlığın menfaatçiliğin kaypaklığın işgal ettiği her şeye karşı onurlu duruş sergileyip koyarak yaşadı, savaşımını verdi ve bu yolda hiç kimsenin kapı kulu olmayan özgün kişiliğinden, insanlık ahlakından, öz güvenli yurtseverlik dürüstlüğünden ve özgür düşüncesinden hiç taviz vermeyerek istenilmediği her yerden kovuldu yahut barınamadığı döneklikleri kendi terkederek son nefesine kadar bu güzel ülke sevdalısı olmanın tavrı duruşu sapa sağlam düşünce emekçisiliğini yaptı sevgili NİHAT GENÇ.
Her değerin en çok da insanı onursuz kişiliksiz satılık etiketiyle tezgaha koyarak parayla alınıp satıldığı çıkarcılığın hak hukuk ahlak itibar saygı sanat kültür edep ve edebiyat tanımayan günümüz dünyasında gittikçe eksilip azalan değeriyle Nihat Genç’ in aramızdan ayrılışına en derin üzüntülerimin saygısı ve sevgiyle
… KİTAPTAN KİTABA 20 (ZWEİG’ ın SATRANCINDAN) …. Satrançta tutuklandığı nazi sorgulamaları sırasında sorguculardan birinin cebinden çaldığı satranç kılavuz kitap sayesinde kafeste boğulduğu hiçliği tutunabilecek kadar hayata kazandırmak için çarşaftan satranç tahtası ve ekmek kırıntılarından oyun figürleri yaparak bütün yazılı oyunları ve hamleleri ezberler. Bu da zamanla can sıkıcı hal alınca kendi kendini ikiye veya siyah beyaza bölerek aklını yitirecek çılgınlıkta , uyku aralarında dahi kan ter içinde kalacak, bardağı uzanıp kavrama yeteneğini odaklandığı travma kabusunda yitirecek ve yıkılıp devrilene kadar zarar vermenin cinnet derecesinde kendini bozguna uğratmaya azıp manyaklaşacaktır..
Aslında bu gizli intihar döngüsünü Zweig, kitap yazma veya illa bir şeyler yazma baskısına her sanat dalında kendini en iyisini yapıp üretmek kıskaç kelepçesine mahkum edenlerin çokça yaşandığı korkunçluğu kendinden bilip tanıdığı şablondan özetle,Satranç oyuncularının hikaye dramına aktarıp uyarlamıştır bir gemi yolculuğu öyküsüyle yazdığı SATRANÇ adlı romanda yine kendisini Amok Koşucusu’n daki gibi anlatıcı olarak başrole alan Stefan Zweig.
Vahşi, kendinden geçmiş, kendi kendini imha etmek için satranç komasına girerek ölmedikçe ordan çıkamayan; dünyadan izole, eşyasız, mobilyasız, kirli, kapalı, karanlık sadece baktığı zaman yangın merdivenini gören tek pencereli bir hücrede yaptığı muhasebecilik döneminde Hitler Gestapo’ sunun farkında okudukları fakat nereye aktarıldığını bilmedikleri para kaynağına ulaşmak için toplama kamplarına değil , özel mahkumiyet hücresine kapatarak aylarca sorguladıkları zindan bir yerde tam da yaşama son anda sayesinde tutunduğu ve artık bilindik oyunların tatmin etmediği kendi kendini yenmeyi keşfe çıkan satranç derinlerine daldığı yerden çıkamayıp ölüme gidecekken, sorgucuların farkına varıp yatırdıkları bakımlı klinikte aylar sonra sanki ölmüş de yeniden dirilmiş gibi yeneden içmeden kesilen bayılma travması sonrasında başucunda duyduklarına inanamayarak yavaş yavaş usulca ve temkinle gözlerini açarak karşısında duran hemşireye sevindiği, ilk defa kadın görmüştür Dr.B.
O kadar ki, sorgu zamanlarının bir an önce bitip hücresine kendi kendisiyle satrançta boğazlaşmaya dönmeye can attığı; ve temizlik yapıp yemek getirmek için gelen gardiyanın orda geçirdiği kısa süreli vakte dahi tahammül gösteremeyerek kabusa kapanmanın ardından iyimser ve güler yüzlü insan sıcaklığını çoktan unuttuğuyla geçirdiği sinir krizi cinnetiyle gardiyana hücreye bir fırsat geldiği rutinler sırasında satrançtaki rakibi sandığı algısıyla saldırarak , “ yap artık hamleni alçak hortlak” deyişi, onu bakımlı, aydın, geniş ve kafessiz pencereden kayıp dünyanın güzelliklerinin ve sakinliklerinin göründüğü doktor nezaketlisi hastane odasına taşınmasına sebep olur Dr. B.
Rakibi oyun tahtası ve figürleri olmayan yere kendi hayalini koyarak ikiye böldüğü siyah beyazlığın her ikisini birden, hem ruhen hem bedenen satrancın sırrı gizemindeki bütün atak kurgu oyun ve hamle ihtimallerini ve evrensel sonsuzluğunun tüm bilinmezlerini hayalinde düşünüp kafasında canlandırarak keşfetmeye aklını yitirme pahasında kurban ettiği, piyon, kale, vezir, at, şah ve piyadeler onun hayatını esir alan tek düşüncesi ve dünyasıdır artık.
Tekrar hatırlamadı veya oynaması durumunda aynı derin bunalım, buhran ve baş edilmesi güç sinir krizlerinin kucağına düşme tehlikesi olan hastalıklı korkuları ve bağımlılığı vardır artık.
Bir de Czentoviç vardır… Yugoslav, orta halli teknecinin oğludur. Babası dalgalı denize açıldığı sırada büyük bir geminin ağır çarpması sonucu parçalanan teknesinde ölümünden sonra onu evlatlık alan köyün kilise papazı korur kollar eğitir ve büyütür. Temizlik bakım tedarik düzenleme gibi kilise hayatında yapılacak ve örülecek bütün işleri hiç bir itiraz göstermeyip aksaksız yerine getirmede uyumlu itaatkar olmasına karşın her şeyi ağırdan alan, çok az konuşan, hiç kimseyle sosyal ilişkisi ve çevresi olmayan; papazın tüm titiz çabalarına rağmen alfabeyi ve okumayı bir türlü kavrayıp ilerletemeyen ilgisiz donuk durağan ve hantal biridir Czonteviç. Fırsat bulduğunda papaz köydeki Jandarma çavuşuyla satranç oynamaktadır. Czentoviç’ de onların kenarına büzülüp sessiz suskun hiç yokmuş gibi başını eğdiği ve gözlerini ortada dönen oyuna kilitleyerek onlara olan biteni izlemekle onlara eşlik etmektedir. Bir gün tam oyunun ortasında köyden birinin öldüğü ve gömülmesi için kilise papazı cenaze yerine acil çağrılınca, papazı beklerken pipo içmekte olan Jandarma çavuşu hiç kımıldamadan satranç tahtasına gömülecek derecede ilgiyle bakan Czentoviç dikkatini çeker. Anlıyorsa oynamayı ona sorduktan sonra utana çekine satrancın balına geçen tembel Czentoviç papaz dönene kadar sayısız rövanşla çavuşu darmadağın eder. Papaz gelince onun satrançtan anlar okuluna hayret ettiği gibi, defalarca yenilerek çavuşun akıbetine uğrar. Derken küçük çaplı şenlikler festivaller pazarlardan sonra şehir şehir ve en nihayet dünya turnuvalarında rakip tanımayan şampiyonluklar yaşadıkça, sıradan ve düşük otellerde kalarak hem para biriktirme servet edinme tutkusunu artırır , hem de kalın kafalı oluşunu sıradan insanlar dışında çok az konuşarak ve kimseyle ilişki kurmayarak örtüp saklar, satrancın getirdiği şöhret sayesinde ve başka hiç bir yaşam biçimi tanımadığı için her şeyin balı ve sonu satranç olarak bilir, kendini herkesten değerli ve üstün olduğunun kibirine kaptırır.
Güney Amerika’ ya giden gemide düzenlenmiş olan turnuvaya katılmak için o da vardır. Stefan Zweig bu kalın kafalı fakat dünya ünlüsü olan kişiyi tanımak için bahaneler arar. Mc. Conner satranç tutkunu aynı gemide iş icabı bulunan ve yenilgiyi yahut kaybetmeyi asla sevmeyen iskoçyalı tüccardır. Onunla tanılan Zweig herkesin göreceği yerde oyun kurarak Czentoviç’ in ilgisine ulaşır. Her ikisine karşı para karşılığına oynayan Czentoviç onları ilk elden sonra yenilgiyi sindiremeyen Mc. Conner’ in ısrarla talep ettiği ikinci rövanşında Dr. B oradan geçerken verdiği oyun taktikleriyle ne dediyse aynısının gerçekleştiği hamlelerle berabere biten oyundan sonra, yalvar yakar Czentoviç’ le karşılaşmasını isteyerek sadece bir kere şartına razı getirirler . Karşılaşmada Czentoviç kaybeder. Fakat kazanmanın akıntı seyrine kapılan D.r B her hamlede kontrolünü ve kendini kaybettiği sanrıların hastalıklı halinin komasına girer çünkü olabilecek en bıktırıcı ve patlayıp saldırganlaşacak derecede aklını ve bilincini yitirme travması yaşadığının ağırdan alma davranışıyla Dr.B.’ nin cinnet geçiren açık ve zaafiyetinin farkına varmıştır Czentoviç.
Birinciyi satrancın bütün bilindik bilinmedik hamlelereyle silip süpürüp yendikten sonra Dr. B. , Czentoviç’ in İkinci rövanş isteğine yok diyemeyerek kapıldığı ve korktuğu başına gelmiş, saplandığı cinnette eli ayağı ve hatta dudakları titreme komasıyla aklı zihni birbirine karışıp dolaşan hummadan tekrar sinir krizinin dibine düşmüş, rakibinin bitmek ve geçmek bilmeyen sakin kasıtlı sessizlik ve yavaştan alma taktiğine kendi kontrolünden çıkarak kabusunda depreştiği sabırsızlıkla tıpkı sorgu hücresindeki travmanın tekrarındaymış gibi durmadan terliyor, ayağını yere vuruyor, endişeleniyor, yerinde duramıyor, bardak bardak su içiyor, her molada heyecanı ve kalp atışları gittikçe artan hızlı adımlarla kriz zamanında olduğu gibi sigara odasına kendini atarak ileri geri gidip gidip gelmektedir Dr. B.
Oyun ilerledikçe günler haftalar aylarca kendini boğup öldürürcesine hiç kimsesiz ve sürekli Nazi Gestaposu’ nun işkence veren sorgulama hücresinde dünyadan hayattan her şeyden ve herkesten kendini koparıp içe kapanarak kendi kendini yenmenin dramatik kabuslu girdabına girer Dr. B. Artık bulunduğu yeri kişileri oyunu algılayamayacak derecede hiç bir davranışı ve hamlesi hiç bir bir anlam ifade etmeyen derin depreşmeler içindedir. Yüzünden okunan öfke komasındaki sakinliğini yitirdikçe konuşmaları seğiren dudaklarının titremesi artar, kekemeliği başlar, konuşması bile anlamsızlaşır. “ artık hamlenizi yapın “ diye ağırdan alarak humma cennetine sokan Czonteviç’ e kalkıp bağırınca durumun farkına varan Zweig, sorgu hücresinin gardiyanına çullanıp saldırdığının aynı kendini kaybetmişliğini görerek yanına sokulup oyuna son vermemesi halinde kötü gidişin kendisinde eskiyi tazeleyen acıyla dolu korkunç felaketler travmasına sürükleyeceğini fısıldayıp Dr. B. yi kapıldığı cinnetten vazgeçmeye ikna eder.
Yukardaki işin özeti niteliğindekileri satırları tekrarla: Kapıldığı ve kapandığı mutlak başarı grafiğine, rakipsizlik üstünlüğüne şöhret olma gösterişine kibirlilik kaprisine ve kusursuzluk mükemmeline hangi meslek dalında olursa olsun akkını fikrini emeğini duygusunu bilincini vicdanını hayatını düşüncesini ve insanlığını kaybetme pahasına ve kamçıladığı hummalı cinnet kabusunda kendi kendisiyle dur durak bilmeksizin ölümüne yarışmaya şartlanmışlığın takıntı saplantısını ve piyasa beklentisini doyurmak için kendi yazın dünyası deneyiminden çıkarımladıklarını ortaya uyarlamış bir romandır Zweig’ in Satrancı
.. KİTAPTAN KİTABA 9 . .. Yakubun , yani diğer bir adıyla İsrail’ in yokluk sefillik kuraklıkla boğuşurken mevcut durumu daha iyi bir geleceğe bağlana düşüncesiyle dağlar - çölleri aşma pahasıyla Mısır’ a yolladığı oğullarının KUYU’ ya atılma hikayesiyle kuş uçmazdan geçen kervancıların esir tezgahına koyarak sattığı Yusuf, hikayenin devamında hem sarayın yüksek seçkini Züleyhaya( Zeliha) eş olmasına hem de tüm Mısır’ a hükmeden yetkiye sahip olmasına rağmen adapte olduğu yerleşik alışkanlıkların hiç birini değiştiremediği gibi Firavun sisteminin en acımasız koşullarına esir pazarı köleleri olan kavminin kurtuluşu, aynı süreçten geçerek sistemde seçkin yüksek mertebeye erişen, fakat en acımasız koşulların kölesi olan İsrail( Yakup) Oğullarını yaşadıkları eziyete akıl fikir vicdan muhasebesiyle isyan ederek; manipülasyona ve yani asimilasyona uğramamış iradesiyle kurtuluşlarını sağlayan Hz. Musa olmuştur.
Bugun kural kaide kanun vicdan ahlak toplum dünya insanlık tanımayarak, güce hırsa servete gösterişe acımasızlığa kebire kaprise zorbalığa doyumsuzluğa sadistlik derecesinde kapılıp tapınmanın kontrolsüz bir çıldırmışlığa evrilip dönüştüğü ; ve para hükmüne bağımlı dünya kasabasının korku tehdit baskı endişe şiddet savaş ölüm zulum sarmalına bozulmuşsusmuş sinmişliğini birbirini örnekleyen benzerlerin küresel boyutlu eş zamanlılığa iş başı yapmış despotlukların en seçkinlerinden olan; ve hem haydut , hem kovboy, hem katil, hem şerif hem de takım elbisesi kırmızı gravatı beyaz gömleği siyah iskarpinine varıncaya kadar formatı aynı kafadarlığın digital diktatoryasından icat olmuş ve klonlanmış Netenyahu’ nun ( biri Alman kökenli biri İsrail ) yanında kendileriyle işbirliği yapanlara imalı alaylı övgüler parlatan Trumph, iyiyi kötü, kötüyü iyi, yanlışı doğru, yobazlığı onur, özgürlüğü manyaklık, yalakalığı sadakat, doğruyu haram, şiddeti dehşeti vahşeti ve zulümü refah payı gören ve gösteren ve Musa’ nın On Emri’ ni ters yüz ederek kendilerin tanrı yetkisiyle donatanların locasında oturtan Algı yönetimli Yeni Dünya Düzeneği ’ nin ( Bop Eşbaşkanlığı gibi de tezgahlarında yan ürünleri olan) Manipülasyon merkez karargahçılarıydı.
Çünkü hayatı doğuran besleyen büyüten geliştiren bakan gözeten koruyan geliştiren donatan ve sosyal ilişkisi sağlam ortak yarara paylaştırarak devamlılığını sağlayan bütün toplumsal değerleri, alışkanlıkları, birikimleri, kazançları, sorumlulukları ve hassasiyetleri akıl fikir özgürlük ve vicdan iradesinden çıkararak herkesi sefaletiyle sürünen köleliğe uyuşturup her dilediği sapkınlığı işlemeyi kabullendirmeyi ve en nihayetinde kendi secenceksizliğini her çarpıttığı Algı Yönetim icraatıyla ilahlaşmaya sindirip susturma istismarcılığının adı adresi, sosyal MANİPÜLASYON şirketçiliğidir.
Orta Asya’ dan çıkıp Balkanlar’a doğru giden ve sürüklenen tarihi serüvende Kıpçaklar ve Peçenekler’ in gittikleri yerel alışkanlıklara göre köklü değişim dönüşüm yapmaları uğradıkları asimilasyona bağlıdır. Tıpkı hanedanlığı dönem surasında Tüccar ve gezgin Marko Polo’ nun taaa İtalya’ lardan kalkıp uzunca yıllar orada kaldıktan sonra baharat, kumaş ve makarna ürünü Şipahetti en başta olmak üzere İpek Yolu Ticaretini doruğa ulaştırmaya aracılık ettiği Kubilay Hanlığı, tüm Çin’ e imparatorluk ettiği halde kendisi ve bütün tebaa, zamanla yerel koşullara asimile olmuştur. Hindistanda Babür dersen. Aynısının yaklaşık akıbetke bir diğer benzeridir.
Bütün batılı kapitalist emperyalist blokunun en vahşi derecede büyük emeklerle binyıllarca kazanılmış bütün insani değerlerden kopup yaratıklaşarak kendi şahsi çıkarına düşkünlüğü kutsayan en acımasız soygun sömürü zulmünü piyasa ilişkisine göre güncelleyen dayalı döşeli sistemi değiştiremeyen yazar çizer siyasetçi sanatçı bilimci akademisyen eğitimci ve sivil toplumcuların tümü, değiştiremedikleri yapının bütün inandıklarından asimile olan dönüşümle kapı kulu, tetikçi suikastçisi veya kiralık aygıtı olarak kıyamet örgütleyip çağıran sistemin savunucusu ve hukuku hakkı iyiliği doğruları olmayan yıkım yapmaların kadrolu elamanı oldu. Sovyetler’ in zaafiyetine kin ve nefret derecesinde çullanıp çökerek azgın sapkın kapitalistlerin dünyasının haklı ve kutsal olduğu fikrini yayan manipülasyonda Orwell’ in kim kalemşörlüğü aynı suikast silahından çıkan tetikçiliğe hizmet etmektedir ne yazıkkı. Gelelim Orwell’ in 1984’ üne …:
Hayvanlar Çifliği’ ndeki gibi sürreal kurguya dayalı fakat gerçek yaşamı tersine çevirerek okuma yapan; okuyucuyu da bu yönde algı yönetmeleriyle uyandırdığı kanaate etkilemeye çalışan yoğun ve maksatlı çabayı odaklanır. Sihirbaz bir aynanın içinde her şeyini yitirmiş kaybetmişleri paradan puldan posterden kitaptan mezardan hatta sigara paketlerinden; uykudayken şaşkınken sessizken uyanıkken banyodayken metrodayken yapayalnızken otururken gezerken sevişirken bile herkese her an kafa tasının dibine kovuğuna dahi her şekilde her yerden bakıyor gözetliyor ve denetliyordur bu parti devletinin sahipleri.
Eskiyi hatırlatan insani değerlerini davranılını alışkanlıklarını ve her şeyini bozmuş terketmiş bir kozmik kıskacın içinde yaşanmaktadır. Her şey cihaza bağlı suni yalam kaydındadır. Eline bulaşan mürekkebi bile sisteme karşı gelmenin suçunu işlemiş olabileceği korkusuyla okumayı yazmayı dahi bırakmıştır proğramlandığı bilgi kirliliğinin çöpünü tüketmeye mecbur herkes.
Hakikat Bakanlığı’ da düşündüğüne kendinden bile saklayarak amaca uygun kurulu bir robot ilişkisiyle çalışmaktadır Winston. İnsanlar her şeyi yaşarken robotik düzende merkeze bağlı cihazlardan verilen komutlarla yaşarlar. Bu yüzden de kapatılmış bu hücre dolaşımının aksini düşünüp davranmak kesinlikle mümkün değildir. Bilinç altında bulduğu denetim dışında kalmış olan eski boşlukta Şekspiri ve sistem tarafından imha edilen annesini kız kardeşini hatırlayarak, herkesten gizli saklı iç güdüsüne karşı koyamadığı istekle Günlük yazmaya başlar. Fakat yazdığının tümü hiç kimseye ulaşma şansı olmayacağı sebebiyle buharlaşıp boşa gideceği kesindir ve düşünce polisinden başka kimse okuyup anlamaya donanımlı erişkin ve sahip değildir.
Askında dikta otoriterliğini dayatan bütün yönetimlerin ortak bileşenlerini yazdığı halde, sadece Stalin Sovyet Rusyası’ nı yerden yere çalan; çaktırmadan da İngiliz’ liği kutsayan; doğu batı soğuk savaşları sırasında da batı blokuna anarşist militanlığı derecesinde hayli tarafgillik katkısı sunan bir maksadı vardır 1984’ ün. Kasıtlı odaklı ve tek taraflılı bu kitabı o zamanların Stalinist sovyet idaresi tarafından kendilerini hedefe koyduğu gerekçesiyle yasak getirilmiş.
Bireysel özgürlüğü olmadığı için kollektif blokçu ve yaşlara cinslere gruplara katagorize olmuş ve yüzünde aska mutsuzluk memnuniyetsizlik çağrıştıran mimiklere hayat hakkı tanımayan topluca paket halindedir yaşamın seyri. En acı veren korku dert hastalık kaza bela ihmal kaygı şikayet baskı endişe yahut yaşanmışlıklarda bile gülümsemek; aksi halde bedeli cezai işlem yaptırımıyla ödenmeye mecburi ve zorunludur. Hiç kimsenin en sıradanı dertleşmek için veya kendi normalini hatırlamak için başvuracağı hiç kimsesi yoktur. Çünkü formatlanmışların aksine en ufak bir duygu sızıntısını bile hemen anında izleyişinden kaçışı olmayan cihazlarla algılanıp fark edilmektedir. Ayrıca herkes birbirinin aykırı hareketine örgütlü ispiyoncusudur.
Londra’ yı bombalayan Almanlar olduğu halde ve Atom bombasının atıldığı ülke Japonya iken hepsini bombalanma sırasında ingiltere olarak ölüm korkusuyla metrolara doluşötuklarını ve gemisi batan Titanik’ ten sahneler anlatarak annesini nasıl kaybettiğinin suçunu histerik bir harmanlamayla Sovyetlere çıkarır.
Düşünmemek ve için, için için çöküp çürüyen kof ve kısır döngüde duyulmayan tüm acılarını bastırmaya alkolizm bataklığında boğuluyor, - göz yaşlarından dahi alkol aktığı - durmadan ( Aşırı Votka tüketen Ruslar’ dan dem vurarak) Cin içiyordu herkes .
Geçmişe dair bütün dil tarih kültür alışkanlık inanç yaşam tarzı ve toplumsal yapıya dair bütün belek birikim ve hafıza kaydını silerek kendini dayatmaktadır sistem.
İletişim bakanlığında merkezi basın yayınla ilgili ( pravda) Times’ te çıkan haberleri ve geriye dönük sistemin yanlışlarını güncelin ihtiyacına uygun manipüle işlemiyle ve eski tüm bilinenleri özel yakıp yoketme ünitelerine sevk etmeklen sorumlu ve görevlidir Smith Winston. Lazım olduğunda kenara konulan hayata baş vurup kullanmak ve başka zamanda dayatılan dışında her şeyi unutmak en temel slogandır. Mantığa karşı mantığı silah olarak kullanmak, veya ahlakı savunurken en bilinen ahlaksızlık yapıp etmek, yanlışı doğruyla büküp çarpıtarak kendi maksadına düzeltmek , ( tipik günümüz dünya toplum ilişkileri ve insan tiplemeleri gibi) sadece mecburen gerektiğinde insanlığa başvurmak ve hatta bilinçli bir şekilde bilinçsizliği aşılamak gibidir bu çarpık sapkın slogan. Çünkü yeniyi aşılayıp afyonlamak için geçmişe dair ne varsa bellekten akıldan bilinçten ve akışkanlıklardan kazınarak kasıtlı algılarla güdülebilirliğin kasıtlı empozesi işlenip donatılması, bütün zorba ve despot yönetimlerin ortak eğilimidir.
Ardında hiç bir belge kayıt tanık veya şahit bırakmayarak topluma önceden beyan edilip tutturulamayan hedeflerin veya vadedilmişlerin yerine getirilmeyenlerinin bozuk eksik hatalı olanlarını kayıttan silip, üzerinde oynanarak tamamen imha ettiğinin yerine sanki her vaadedilenin fazlasıyla karşılanmış gibiye ne nasıl ve ne ölçüde gerektiği kadarının yapay ( gazete dergi film kaset bant televizyon grafik fotoğraf radyo kitap afiş… toplumla iletişim kurulan her kültürel bağda ve iletişim alanında) dokunuşlarla düzeltilmiş olanları hatasız kusursuz olarak güncellemeye yerleştirilen hile bazlı çalışma sistemidir Winston’ un mesai günlüğü. Oysa üstünde oynanarak gerçeği değiştirilen ( her şeyde olduğu gibi) hayatta, sözde astronomik miktarda ayakkabı üretildiği arşivlere geçiyor, fakat ne hikmettir ki herkes ayakkabısızlıktan dolayı çıplak ayakla gezip dolaşıyordu. Sisteme uymama gerekçesiyle buharlaştırılarak ortadan kaldırılan insanlar da sanki hiç yaşamamışlar gibi kayıttan silinerek bu imha dolaşımının bir uygulamasıydı.Her bina ve daire katlarında görevlendirilmiş uzmanlarıyla toplumla iletişim adına ne varsa sahtesiyle çarpıtıp manipüle etmek için özel birim ve elit ekiplerden kuruluydu. Ses taklit edenler, yazma orduları, kopyalayıcılarıyla, herkes hiç kimse olarak işbaşı ve paydos bitimi yapıyordu.
Sürreal kurgulama türü sanatçıdından veya şair- yazarından geniş hayal örgü yeteneğinin derinliğini gerektirirken , diğer taraftan da ilgili kişiye dilediği gerçek veya hayal var yada yok geçmiş ile gelecek alanlarına sarkma görünme veya kaybolma imkan rahatlığı verir. 1984’ te Orwell kendi adına ördüğü bu genişliği dilediği gibi ( sanalla gerçeğe veya geçmişle geleceğe gidip gelen romanı istediği gibi getire götüre ) evire çevire kullanmaktadır. Öyle görünüyor sosyal siyasal felsefi ve kültüre bağlamıyla burayı tamamlamaya daha bir kaç başlıkla devam edecektir bu yazı silsilesi.
… KİTAPTAN KİTABA 7 .. FAKİR kavramı, ruhlar aleminin Nirvana, Hari Krişna, Şiva gibi alt başlıklar mertebesiyle tüm zorluk güçlükler sınavından katlanarak tanrısal erişilmezliğin katına çıkmaya insanı dünyadan soyutlaştıran; ve insanca yaşamanın her şeyini terkederek sefilliği her yerinden dökülen sınırsız sonsuz SABRIN kulu kölesi yapan; bununla da hiç karşı duruşlu direnme ve itirazı olmadığı gibi kendine kutsallık atfederek yıkıcı sefaletini mutluluk paydası sayan bilen inanan yaşayan ve övünen Brahmanizm’ inden gelen ve tüm DOĞU kültürlerini ve tasavvufi mistik anlayışını derinden etkileyen( fakir terimi Türkçeye ordan gelmektedir) toplumsal hiyerarşinin urumsal ve dinsel kimlik karakteridir. Buna göre ne kadar acı çeker, en dibi ölümden başka yer olmayan sefaletin kuyusuna düşersen o denli ilahi çaplı profilde ( sefaletini şartlandıran kabuğa karşı çıkmayı tanrısına karşı çıkmak günahkarlığı olağandan bilinerek) mükafat takdir ve rağbet görürsün. Oysa her toplumda sonu gelmeyen acılara zulümlere baskılara korkulara tehditlere ve sefilliklere katlanmak; yapanı güden insanını tanrılaştıran ve her türlü istismara davetiye çıkaran akıl fikir vicdan tanımaz mahluklaşma kıyamet külliyatıdır.
Bu yüzden haktan yemeden içmeden hayattan insanlıktan tümüyle kesilmiş, beti benzi kül Hint fakirleri vazgeçtikleri her şeyi soylu sınıfın akıl almaz vicdan götürmez ihtişamlı ve gösterişli imtiyazlarına terkederken; iskeleti dışarı çıkmış sefaletinin fotoğrafını çeken turistlere poz verip dilencilik payıyla ölümün gırtlaktaki nafakasını yutkunurlar. Üç aşağı beş fakirliğin amentüsü ordan gelen ve onlardan etkilenen bütün Doğu toplumlarında insanca yaşamayı kendine hak görmeyen tepkisiz duyarsız kabulün sonsuz sınırsız sabır esaretine sindirilmişliklerde durum vaziyet böyledir. Ve yine bu yüzdendir ki Gandi’ nin “ Mustafa Kemal Atatürk İngilizleri savaşla yeninceye kadar biz onları asla yenilmez tanrı biliyorduk” demesi yok yerden tesadüfi icat değildir.
Paraya çevrilebilir değer kıymetten değildi hak hukuk adalet vicdan akıl fikir bellek bilgi zihin duyarlılık cesaret özgürlük dil kültür sanat ve donatımlı kişilikli karakterli insanlık zenginliği. Hiç bir ikramiye kuponundan asla kendiliğinden çıkmayacak olan hayati ve yaşamsal bedelin iyilik sağlık huzur istikrar ulaşım iletişim güven ve mutluluğuna ilişkin her türlü sancılarını erişimlerini dolaşımlarını çabalarını kaygılarını düşüncelerini sorumluluklarını ve zorluklarını sahici kişilik ve karakterde kendi gerçekliğiyle kazandırmadıkça hiç bir çaba, güdülen niyetin ödünç soyut suni yapmacık müdahalelerle istikrarlı ve kalıcı gelişim ve zenginleşmelerini sağlamayacaktır.
Özgür aklı fikri etkinliği katılımı seçeneği İradesi kültürü sanatı içeriği farkı olmayanların hayatı, çağımızın herkesi içine hapsettiği yönlendirdiği yönettiği her hangi tüketim maddesiyle eşit gördüğü değiştirdiği alıştırdığı dönüştürdüğü asimile ettiği yalnızlaştırdığı buyurduğu ve her şartlandırdığına sonu gelmez bağımlılıklarla sürekli ihtiyaç artırımından öldürerek yaşattığı kişiliksizlik formatladığı aidiyetsizlik kışkırttığı vade biçtiği borç bataklığı fiyatlandırdığı hiçe saydığı ve algıda duyguda düşüncede bütün davranış bozukluklarını dayattığı kontrol ettiği BİRİ BİZİ GÖZETLiYOR toplumsuzluğunun ara mesafeli metalik kapsülleri içinde ruhsuzlaşma dürtüsüne bağımlı betonarmelere sığmayan kalabalıklaşmalar deposu ve modern köleliğin iç güdüleriyle yaşayan dönüm dolaşım çarkıdır.
Ne yazık ki geri dönüşü olmayan özel programlı toplum mühendislikleriyle sürüklendiği yıkım ve erozyonlara çoktan alıştı kanıksadı savruldu ve kabullendi bu herkesi kendi payınca kıyamet etme enkazını insanlık.
Kitabın ikinci bölümü ve romanın üst başlığına ismini veren Efendi ile Uşağı’nda ise, istikrarlı hiç bir işte dikiş tutturamayan ve bütün ömrü yoksulluğunu hayatının vazgeçilmezi bilerek her kovulduğu kapıdan sonrasında terkettiğinin aynısını sefil sürünerek yaşamaya hayatta hiç bir şeyin sahibi olmayan ; fakat bütün insancıl duyarlılığını gücünü enerjisini saygısını sevgisini çalışkanlığını ve tanrıya olan kulluk bağlılığını efendisine itaat etmekle birebir özdeşmiş; hiç bir şartta da bundan vazgeçmeyen; gereğini yerine getirdikçe de kendini günahsız, mutlu, memnun ve hatta zengin sayan uşak Nikita’ ya karşın, yetinme doyma ve kanaat ilişkilerini ve sınırını sahip olduğu ve olmak için de ölümü dahi göze aldığı hayatta hiç bir başkaya ilim irfan inanç görgü kural ahlak saygınlık değer avuntu kişilik kıvanç onur bedel tanımadığı ve en büyük mutluluk ideali her şartta her ne yolla olursa olsun Mirinov’ ların milyonerlik mülk ve servetine denk zenginliğin sahipliliğine ulaşıp yetişmek olduğu gözüddönmüşlüğün ardında sürüklenip giderken; kar kış kıyamet bir günde yanına aldığı sadık uşağıyla( Nikita) birlikte tipiye borana ve zifir geceye saplanıp kalırlar. İlle pazarlığına yetişmek ve yeni araziler satın alma hırsının kapılmışlığından bir türlü ölümle pençeleşmeler içinde titreyen yarınki sabahı bulamazken, ayaza buza kesik sonsuzlukta ölümün artık iyiden iyiye kendini çağırdığı yerin her yerden daha muhteşem bir yer olduğunun soğuklarına sarılarak, hayatını ve insanlığını hiçe saydığı Nikita’ nın sağ kalıp kurtulmasını hayatta yaptığı ve yapacağı en büyük kazanım olarak görüp, gövdesindeki bütün örtüleri kendi ölümü pahasına onun üstüne kapatan; uğruna yanılıp yenildiği dünyanın tanrıya dönüşün haz ve mutluluğuyla sonlanan her şeyinden vaz geçmiş toprak derebeyi Vasily’in yol öyküsü yazılıdır. Böylece de Kitap, iki zıt karakterde kendi sınıfsal özelliklerine aykırılığın bitişe yakın yerinde ölümün ve yenilmişliğin çağrıştırdığı kargaşanın girdabında sürüklenirken kabuk ve karakter değiştiren; fakat kültürel ekonomik ve somut gerçeklikte hiç bir şey değiştirmeyen ve insanlık tarihinin çağlar boyunca güncelliğini yitirmeyenler arasında sıkışıp kalmışları deşip didikleyerek sebepleriyle sonucunu zaman aşımına bırakmaksızın okuyucunun aktif katılımına bırakan en temel sosyolojik olguyu ele almakta.
-“ Bana dinden bahsetme, yaşadığınla tanrıyı göster bana” bakış açısına bitişik olarak” Eğer acı hissediyorsan canlısındır, başkasının acısını hissediyorsan insansın” gözlem ve sorgulama çıkarımıyla tanrı insan doğa dünya ve toplum kavramlarını irdeleyip toplamını ilahi bir gücün irade yetkisine yazıp yorandır Tolstoy.
Bu yönüyle de ana fikrinde ötekilerde olduğu gibi bu romanda da Tolstoy’ un bütün diğer yazdıklarında olduğu gibi nihai sonu, sosyal yahut bireysel her karanlık kargaşa sefalet açmaz çıkmazında tanrıyı işaret eden çıkışın ısrarla gösterildiği sanatsal yazını ve edebiyat işçiliği vardır .
Kendine özgün donanım birikim gayret çaba emek ve dinamiğiyle sağlanan her gelişme, insanı ve toplumları aciz ezik mahrum muhtaç geri kalmışlıklardan ve cehalet bataklığından kurtarır. Başkasının sağladığı ödünç kiralık yahut zoraki dayanak ve desteğiyle yaşamsal ihtiyaçlarını kendinden kaynaklı akıl fikir bilim irade sorumluluk araştırma ve gelişmeye dayalı kaygısı gayreti üretimi ve paylaşımı olmaksızın tedarik etmeye alışmış bağımlılıklarsa, yerli ve yabancı sömürenin yağma yıkım işgal uydusu ve daimi sömürgesi olur. Bu güne kadar dünya çapında çıkan bütün savaşlar ve işgallerin ana temelinde siyasete yön ve şekil veren ekonomik sebeplerin olduğu; kültürel hegemonyanın da buna besinn kaynaklığı yaptığı sömürmeye uygun sürekli YENİ PAZAR ARAMA işine en son Yeni Dünya Düzeni markasıyla hiç bir ULUS DEVLET gümrük sınırı tanımayan ve yerel iç dinamiklere hiç bir hayat şansı vermeyen Vahşi Kapitalizm veya bir başka deyişle Neo Liberal küreselcilik çapulculuğu inşa edildi.Bugünlerde ise serbest neo liberal piyasacılığın yayılmacı ilkesiyle en temelden çelişen Amerikan Ulus Devleti’ ni kendi sömürdüğü tüm dünyaya karşı vergilerle herkesin pazarı olmaktan koruyucu olacağını idda ettiği ( bizzat kendilerinin ana bayiciliğini yaptıkları serbest piyasacılığa kısıtlayıcı müdahalelerle) Ticaret Savaşları’ nı devreye koymakla, dünyanın kötüye gidilini daha da kötüleştirecek ve her pazar kızışması sonrasında olduğu gibi militer savaşlara her an evrilecek sapkınlığın fitilini ateşledi kapitalizmin ( kendileeini koyduğu Serbest Rekabetçi Pazar Piyasacılığını tek kutuplu küreselcilik diktasına tapınaklaştıran, kutsayan ve bize de Oniki Eylül operasyonuyla sınırsız gümrüksüzleşmeyi ve denetimsiz sömürüyü yerli işbirlikçilerinin öve öve bitiremediği her türlü işgalciliğin yol geçen hanı kılan karakteristik manifestoya darbe girişiminde bulunarak) genel müdürü Trump.Onun; yani neo liberal sömürgeci- yayılmacı emperyalciliğinin hiç bir ahlak kural kanun ilke onur saygınlık vicdan hak hukuk sınır ve hudut tanımayan azgın sapkın vahşilikteki sömürü makinasının dayandığı yer, kendi dinamiğiyle bilimsel temelde kalkınıp özgürleşmeye ihanet etmiş cehaletin gericiliğin yobazlığın etnik siyasi ve mezhepsel çatışmaların karamsarlık kayıtsızlık suçluluk değersizlik hiçlik ve yitiklik duygusu aşılanarak adanmış kalabalıklarına itaatli uyumun ödüllendirilip kutsandığı ve toplumsal değerlerini her türlü yağma yıkım süreçleriyle işlevsiz ve iceriksizliğe ters yüz edildiği; iktidarı muhalefeti birlikte aynı ihanet işbirlikçiliğine tekelleştiren ve her buyurduğunu hiç bir karşı duruşlu özgür irade sahibi itiraz yahut direnme tepkisiyle karşılaşmaksızın idare etmeye yaslanan garantili güvencedir.
Bu yönüyle de bu romanda da Tolstoy’ un bütün diğer yazdıklarında olduğu gibi ana fikrinin nihai sonu, sosyal yahut bireysel her karanlık kargaşa sefalet açmaz çıkmazında tanrıyı işaret eden çıkışın ısrarla gösterildiği sanatsal yazını ve edebiyat işçiliği vardır . Kendine özgün donanım birikim gayret çaba emek ve dinamiğiyle sağlanan her gelişme, insanı ve toplumları aciz ezik mahrum muhtaç geri kalmışlıklardan ve cehalet bataklığından kurtarır. Başkasının sağladığı ödünç kiralık yahut zoraki dayanak ve desteğiyle yaşamsal ihtiyaçlarını kendinden kaynaklı akıl fikir bilim irade sorumluluk araştırma ve gelişmeye dayalı kaygısı gayreti üretimi ve paylaşımı olmaksızın tedarik etmeye alışmış bağımlılıklarsa, yerli ve yabancı sömürenin yağma yıkım işgal uydusu ve daimi sömürgesi olur. Bu güne kadar dünya çapında çıkan bütün savaşlar ve işgallerin ana temelinde siyasete yön ve şekil veren ekonomik sebeplerin olduğu; kültürel hegemonyanın da buna besinn kaynaklığı yaptığı sömürmeye uygun sürekli YENİ PAZAR ARAMA işine en son Yeni Dünya Düzeni markasıyla hiç bir ULUS DEVLET gümrük sınırı tanımayan ve yerel iç dinamiklere hiç bir hayat şansı vermeyen Vahşi Kapitalizm veya bir başka deyişle Neo Liberal küreselcilik çapulculuğu inşa edildi.Bugünlerde ise serbest neo liberal piyasacılığın yayılmacı ilkesiyle en temelden çelişen Amerikan Ulus Devleti’ ni kendi sömürdüğü tüm dünyaya karşı vergilerle herkesin pazarı olmaktan koruyucu olacağını idda ettiği ( bizzat kendilerinin ana bayiciliğini yaptıkları serbest piyasacılığa kısıtlayıcı müdahalelerle) Ticaret Savaşları’ nı devreye koymakla, dünyanın kötüye gidilini daha da kötüleştirecek ve her pazar kızışması sonrasında olduğu gibi militer savaşlara her an evrilecek sapkınlığın fitilini ateşledi kapitalizmin ( kendileeini koyduğu Serbest Rekabetçi Pazar Piyasacılığını tek kutuplu küreselcilik diktasına tapınaklaştıran, kutsayan ve bize de Oniki Eylül operasyonuyla sınırsız gümrüksüzleşmeyi ve denetimsiz sömürüyü yerli işbirlikçilerinin öve öve bitiremediği her türlü işgalciliğin yol geçen hanı kılan karakteristik manifestoya darbe girişiminde bulunarak) genel müdürü Trump. Onun; yani neo liberal sömürgeci- yayılmacı emperyalciliğinin hiç bir ahlak kural kanun ilke onur saygınlık vicdan hak hukuk sınır ve hudut tanımayan azgın sapkın vahşilikteki sömürü makinasının dayandığı yer, kendi dinamiğiyle bilimsel temelde kalkınıp özgürleşmeye ihanet etmiş cehaletin gericiliğin yobazlığın etnik siyasi ve mezhepsel çatışmaların karamsarlık kayıtsızlık suçluluk değersizlik hiçlik ve yitiklik duygusu aşılanarak adanmış kalabalıklarına itaatli uyumun ödüllendirilip kutsandığı ve toplumsal değerlerini her türlü yağma yıkım süreçleriyle işlevsiz ve iceriksizliğe ters yüz edildiği; iktidarı muhalefeti birlikte aynı ihanet işbirlikçiliğine tekelleştiren ve her buyurduğunu hiç bir karşı duruşlu özgür irade sahibi itiraz yahut direnme tepkisiyle karşılaşmaksızın idare etmeye yaslanan garantili güvencedir. Bozmamak adına dünyanın işleyişini kainatın saatini yaşamın vakti gelince doğan ölen kuş ağaç hayvan insan ve iklim yaşayışının tarzını türünü doğasını çeşidini yollarını işleyişini ve göçlerini…
Yani düşünmek sorgulamak sormak irdelemek yakın bakmak kökten damardan ve topraktan incelemek gerekir sebepten sonucu getiren yalanı yıkımı yanlışı, yoksa en sonuncu gidenle bitip tükenesiye bir olgu değildir, insanın doğuştan iyiye olduğundan çok kötüye meyilli kaypak değişken meraklı olmasından kaynaklı yalancı talancı hırsız yolsuz tecavüzcü despot ve zorba haramilerin kendinden karakterliliği bütün yapısal bozukluklarıyla her seferinde daha bin beterinden murdarlaşan mutasyona uğrayarak çoğalması üremesi ve döllenmesi.
Çünkü her öksüzlük yetersizlik gelişmemişlik eğitimsizlik donanımsızlık doyumsuzluk açlık eziklik eksiklik yokluk muhtaçlık ve çaresizlik duygusuyla beslenip büyüyenler kendilerinde saygın onurlu güvenli istikrarlı hayatlar kurmak üretmek büyütmek ve donatmak yerine sürekli başkalarına acındıracakları boşluklar ararlar. Bu bağımlılık onlara her türlü kişilik ve karakter bozukluğunun üstün ve baskın gelen herkesi tanrılaştırmayı ve cesareti, liyakati, sorumluluk bilinci, hayat bilgisi, irade özgürlüğü,sorgulama becerisi, akıl fikir yürütmesi kendi dinamiği ve dirayeti olmayan başkalaşmayı dayatmaların yoz kültürünü, bağımlılık alışkanlıklarını,aşağılık duygusunu, özgüvensizlik yoksunluğunu ve kendine yabancılaş değişim dönüşümlerini aşılar.
Sonuçta hayati canlılığı, coşkusu, azmi, öz kaynağı, değeri, denge karlılığı ve yaşamsal veremlililiği kendinden olmayan bütün gayret ve çabalar iyileştirme niyetiyle de olsa boşa giden zahmetin kendini tüketip bitirmesinden başka hiç bir işe yaramayacaktır. Tarım toprak sanayi ilim bilim teknoloji de bu böyle olduğu gibi, sağlıktan güvenliğe değişim dönüşümleri çağdaşlığını kuramayan kendi veremliliğiyle ve kaynaklarıyla bütün toplumsal ilişkilerde de bu böyledir.
Değilse eğer, hacizlere iğreti her kurak çöl ve muhtaçlık, kendi sınırı ötesini geçmeyen istismar endüstrisinin ham hayalinden ibarettir. Ekonomik kültürel siyasi ve sosyal hayatı iyileşme yönünde hiç bir kendi etkisi katkısı verimliliği ve karşılığı olmaksızın refah payı yükseklere değiştirilip dönüştürüleceğine dair sahtelik sarmalları döngüsünde, hamaset kuruntularıyla talan tarumara terk edilerek derin yoksulluğu ve sefaleti kalıcılığa mahkum, tohum toprak ve toplum secere sicilinin asla gerçek anlamda değerini bulmuş hükmü ve yürürlüğü yoktur .
…
DÜZENSİZ UYUMA MUNTAZAM TAHRİBAT 3
…
Belirsizliğe bırakılıp terkedilen her duyarsızlık keşmekeşliği ardında biriktirerek sürüklediği zararlar yitikler kayiplar kötülükler beraberinde yıkıntılar ve harabeler silsilesini dur durak bilmeyen çalkantıya dönüştürdü köklü BOZGUN gerçekliğine iliskin ve binaen…
Çoğunluğun hakkı talebi emeği isteği ihtiyacı ve hukukudur ortak iradeye temsil OTORİTE denen gücün her türlü zorba kişisel keyfiyete devlet diye adlandırılan yaptırım yetkisinin olduğu. Bu ortadan kalkarsa her şey yıkılan dağılan bozulan hayatın dışında kalarak çoğunluğun iradesini kendi kişilik ve karakter yapısının güç gösteriş ve menfaat düşkünü olanlara ihmal ve esir olur.
Acın derdin sorunun nerdeyse canın orda derler ki, bağımlılığının kölesi olanların saplandığı kısır döngüye ler dışında sağlıklı güvenli mutlu ve saygın yaşamları yoktur. İpin urganın bağlı kısıtlılık mesafesi kadar gider gelir, hep aynı çukurun kokuşmuş çürümüşlüğüne dolanır dönerler.
Çünkü eskiden pırıltılı camekanlar arkasında vitrinler önünde giydirilmiş kilitli kostümlerin cansız ruhsuz renkli fiyakalı sahtelikleriydi mankenler şimdiyse “ ah ulan istanbul, sen ne manyak şehirsin böyle senin yüzünden şöyle kafamıza göre cinayet işleyip adam öldüremeyecek miyiz lan, topla cesetleri memati sıradaki gümbürtü nerdeyse oraya terkediyoruz buraları” pisikopatlığını herkese afyonlayıp uyuşturan aşılamalarla, sosyal hayatın her yerinde oltasına kendi cesedinin asılıp takıldığı tabuttan mankenleşmiş pozlar çekerek camların arkasından hortlaklaşan insanı yedi bitirdi ve kendine benzetti çarşı pazarlar.
Herkes kiralık, satın alınmış, emanet, haciz, kaypak, sapıklıklarla sürekli her şekil kişilik kimlik ve davranış bozukluğunun tekrarının tekrarına provası yapılmış hayatların aynı mutsuz mekancısı olmayı çark edip kıvırtan fırıldaklıklardan hem zikzak seyircisi hemde zibidilik oyuncusu olarak, kirli çarpık bozuk haysiyetsizlik onursuzluk kepazelik ve iki yüzlülük pahasından başkalaşmayı ve bulaşıklanmayı yıkanmak gibisi yani, yani akılı dondurulmuş hayatın bütün tıkanmış kavşak ve kanallarına park ederek amacı dışında udunu ihtiyatını anlamını sevincini ve işlevini çoktan yitirmiş icatlar türler maskeler tarzlar ve çıkarmaya kul ve köledir artık insanlar.
Kırık dökük sancı ve sızı nöbetleriyle üzen yoran yıldıran ve yıpratan kahrı çekilmez, dünyasında durulmaz, derdine katlanılmaz ve ilişkisi sürdürülemez acılarım olsa da ölümün şokladığı karanlık solgun ve soğuk şeklini veren kabuğuna sarılıp hayatın bütün huzurla bezenmiş güzelliklerine çıkaran çeşitliliğini kendime zehretmenin bahanesi ve avuntusuyla debelenip dursam çelengine silinti süprüntü olmadan…güneşi gölgeyi dünyayı kendi fiilinde görücüye çıkarma derdinden yorulmuş usanmış gibi tıklım tıklım kaygı keder korku vesairi düşünce kalabalıklarını hiç olmadık zifir bir kenara çekerek, bir yorgun efkara bir müjdeli bahtiyarlığa, bir kelebeğe kuşa , hayal ile gerçeğin içinde ve ardındaki adı sanı yurdu yeri bulunup bilinmedik müjdelenmeye, sırda saklı, gönülde zaptedilmez tutkularin ve düşlerin talepçisi hevesten tutkudan saplanan veya sıyrlıan günah çıkarma bayramlaşmalarından tut ki, vitrin gösterişi hayat dolaşımına kokuşmuş çürümüş ve gerçeklik bağını yitirmiş geleneksellik sosları karıştırıp süsleyerek ölü insanlık cesetleşmesinin bağımlılıkları ve alışkanlıkları üstüne giydirilen şatafatlı düğünler törenler ve boşanmaların kederi gamıyla ve acısı neşesiyle körelmiş yaşam damarlarından dünya toprağının bedenine ruhuna sıçrayıp püsküren terkedilmiş tabuta sarılı ölü bir çocukluktur azı karar cou ise yalnızlık. ..
İster kara camların ardından ister ışıltılı konforlu kristal ve buzul parıltılar içinden; Nerden bakarsa baksın bir yudum hayat, bir nefes kederle gam, bir avuç neşe, bir demlik huzuru efkara eş dost, bir damlacık nesnedirken insan….
Mıntıka koruyup kollama dayanışmasıdır uyuz kör topal cılız demeden duyduğu çığlıklara toplu mahalde sızan ilişen yabancıyı ortak bölüsümün paydasinda depolayan yahut aslolan özü kovup uzaklaştırmak için sürü bağışıklığı pisikolojisyle toplaşıp çağıran gürültünün her köse başında biten cöl ve corak öbeklenmis yuvalanmis birikinti.…her fert basina sıkıntılı sancılı belirsizliği beklemeyi ve sürüncemeye birakilmayi yedirip doyurarak kapsamına tasiyici konumuyla hücrelenmiş insanın gözü kararır, zihni bulanır, bilinci kapanır, aklı fikri niyeti yerinden oynar, her şeyi kötü kirli anlamsız ve karanlık görüp bakan gönlüne yaşam yorgunluğunun isteksiz cansızlığı çöker hortlaklaşır.
Büyük resme bakmak gerekirmiş derler, küçük parçalardan derme catma bütünü görmek içinmiş…ve bir yerlere tutunmak mecburiyetine, hele de zaman akıntılarına hem karşı hem de beraber, ayni yapinin bünyesinde vucut bulmanin hemdem pusulasiyla
İkilemlerin sürtüştüğü amansız kin nefret öfke boşalmışlıklarının bilediği saldırganlıklar kuşatmasında besleyip kışkırttığı çatışma kavgalaşma ve harbeleşmelerle, hep haklı olduğuna inandığı kendi katkı payını unutan ötekine acı keder azap türevli dünyasını dar etmeye yönelik haddini bildirme saplantısı yüzünden durmaksızın bütün iyilik sağlık huzur sakinlik dinginlik hoşgörü mutluluk saygınlık gibi yaşam güzelliklerini kenara bırakarak yıkım ve zarar verme replikleri yorar yıpranır kendi kendine. Psikolojisi sabrı kabulü taşıması kendine bile tahammülü olmayan be her şartta son sözü söyleme depreşmeleriyle üste çıkmaya tıkanmış dolmuşluğun sürüklediği merkez çekimine kapılıp giderek pusuda bekleyen mafyalaşmanın kurumsallaşması buradan kökleşip yerleşir dünyası düzeni tüketim zaafiyetine mahkum azap içinde kıvranan geçimsiz mutsuz kişiye ve topluma.
Gecesini gündüzünü yitiren kaygı endişe şüphe korku gibi dramatik travmalarla toplumsal ilişkileri çıkmaza sokup sosyal hayatı zorunlu muhtaçlık tüketimine düğümleyen..başkasının eziyeti üzerine beylik keyfiyeti, umursamazlik savrulmuslugu ve zorbalık hükümranlık hissesi kuran YAŞ YERE yatmak akıbetinde babında dereye kazan kurup dorukta keyif çatmak dengesiz ve densizliğiyle, duygu ihtiyat itibar kaygı gayret emek ve düşünceden türevli hayatın toplumun ve insanlığın saygın yalanayı kuran donatan kollayan baş tacıyken hak hukuk adalet vicdan onur sorumluluk, ayaklar altına alınıp ordan da kuyusunu kazanların kokuşmuşluk çukuruna dülerse, her türlü sorunun saldırganlığın yıkımın çürümenin tükenişin ve salgının sebeplisi çukurdaki istismar maskeli yaratıklaşmış bitler asalaklar yavşaklar puştlar ve iblisler yarattıkları her ahlaksız hukuksuz zorbalığın hükmünü kendilerine hak sayarak sağ diri huzurlu güvenilir ve sağlıklı hiç bir şeyi kendi özgün yapısında çalılır işler sağlam bırakmayan öldürdükleri bütün yaşam kazanımları ve değerleri yerine kendi keyfinin buyruğunu doyurmanın canisi kesilirler. Ve böylelikle kir zehir gürültü kavga kabalık şiddet çirkeflik başı bozukluğunun verdiği zarar hasar sorun sıkıntıda “ yeterki beni memnun etsin sana da ne olursa olsun umrumda değilsin “ yaklaşımlı haramiliğin ve mafyacılığın psiko manyaklığı, hayatına ayar verdiği herkesi baskılayan sindiren ve kapsayan yerleşik yaşam biçimini yönetir ve tayin eder.
Artık bütün maddi manevi kutsallar bağlar kaynaklar birikimler kazanılmışlıklar ve toplumsal değerler, yozlaşmış çürümüşlük bağlamında yağma yıkımın tasarım ürünü, tanıtım malzemesi, dekor aksesuarı, tanıtıcı unsuru, yapı taşları ve tüketim harcı ( afyon çeşidi) olarak bu kifayetsizlik size yeter bazında) işlev deger ve işlem gördüğü ..
Hayatının tutunacak her zenginliğini ve bütün yaşam kaynağını belirsiz bilinmezliğin sıkışmışlığında beklemeye mecbur kalmışlık, boğulduğu eziyetlerde can çekişirken eğer düşüncelerini bunaltıp boğan baskı azap ve bunalım ve çıkışsızlık içinde kıvrandığı yoksunluğunu bulanıklığını ve gerilimini bozup dağıtıp rahatlatacak araç gereç sebep uğraşı alan damar yol umut veya işler çalışır hareketlilik bulanmazsa sağlığını dirliğini tümden yitiren darmadağın olmuş ezikliğin altında durmaksızın huzursuzluk artıran kasırgalı travmalarda depreşir durur insan.
Moral bozukluğu hayal kırıklığı kabus sarmalı kahır zibili ve düşünceleri başkalarınınkine karışmış düş süprüntü döküntüleriyle, her hazırlığını göçe göre toparlayıp yapıp gitmekte çıkacak olan arızalar sebebiyle iki derede bir arada kalmışlık ve bilinmezi zora girmiş olan müşkülünü nereye koyacağını şaşırmışlık çaresizlik ve sıkışmışlık kiskac girdap ve bekleme duygusuyla, sapkinlastigi cinnette kendinden ve dünyasından önü alinmaz sökülüslerin kuru kalabaligina cöplüklesir insan .
Çünkü akıl fikir , cesaret ve zekanın aynı ayarında olmazsa saplantılarının kulu kölesi olarak baskıladığı yerden körelir ahmaklaşır tepkisizleşir yitirdiği duyarlılık reflekslerinden kopar ve baskılayanın zorba keyfine siner susar, yuvalandığı kötümserlik öfke ilkellik ve kahır büzülmüşlüğünden sıyrılıp mutluluğun arayışında bulunamaya özgürleşemez insan.
Yaşam uçurumlarından hiç durmak dinmek bilmeksizin dipsiz karanlık kirli sert zehirli derinlerine çakılmış örselenme zedelenişlerin kıvrımlı oyuk kıskaçlarında en hafif zerre boyut ve küçüklüğü acıya üzüntüye akıl fikir ve ömür üzüp yoracak yeri kabı olmayan dolmuş taşmışlıkla param örselenmişliği içler acısı parçalanmış azaplar içindeki kıvranıp dönen hayata küs kapalı kahırlı sitemli ve sürekli kaçış halindedir insanlık.
Ucu ötesi bulunup bilinmedik dolambaçlı yollardan yapışmışlığı kıvrımlaşarak, canlılığı soğuyup dönmekteki kopukluklarla yeniden uçsuz bucaksız muarızlık azdırıp kudurtan belirsizliklerine kördüğüm olmaya mahrum ve mahkum …İnsanların yıllarca düşünerek davranabilen belleğini beynini bilincini şiddetli acıların ve yozlaşmaların uyuşturan narkozuyla kökünden söküp kazıyarak yerine hazır paket proğramlanmışlığı sepetinin kanunsuz haksız akılsız iletişimsiz vicdansız anlamsız içeriksiz eziklik çürümüşlük kokuşmuşluk çöplüğünü ve suçluluk duygusuyla özenmiş bezenmiş KONUSUZLUĞU takıp montajladılar.
Luzumsuz gereksiz yıkıntı çöplüğüyle insanı kendine doğasına toplumuna dünyasına yabancılaştırıp düşman eden uzaklaşmalara ve kopuşlara sebep kin nefret öfke kızgınlık azap çile acı kibir kapris kahır gibi hastalıklı virüslerin düğümleyip bağladığı tıkanıklıktan boşalacak huzuru bulamazsa sağlık dirliğini bulamayan ve insanını yuttuğu acımasızlık hırs yarış çarkında ezilmişliğe kıskıvrak esir yaralı zedeli bırakan tüm kötü sonuçların kulu kölesi kabulcüsü ve rızalısı kılan her ilişki , zaafiyetinden çıkarcı yaratıkların sınırsız istifadelendiği arızalı bozuk ölü doğumluluğun serbest piyasa ürünüdür ve sosyal dokusu bozulmus her kişiayri gayri uzak bencil tutsaklığının ölüsünü taşıyarak yaşattığı kendine kaba çirkin kalabalık ve gereksizlik eden yükmüş gibidir.
Üzücü yıpratıcı ve kahredici olsa da iyilik sağlık güzellik adına da olsa da içini döküp boşaltan ve acı yutkunmalarını örselenmiş ömrüne sancıyıp saplananlara katlanıp kabullenmenin dışında daha fazla yüklenmeye hazmı tahammülü yoktur eldesi kara yazılı ve yeri gerekliliği ancak imdat çığlığına yetebilen tıkanmış tükenmişlik sonucunun.
Ağrı sızı işlevsizlik ve çürüme gibilere yenik düşen; ve sinyalli sistemli alet aygıt araç gereç ve makinaları ürettikçe daha hızlı seri çabuk kolay çok ve ucuz olsun diye her şeye bulaşan ürettiği makinalara hayatını teslim eden insanı, lüzumsuz hale gelince ele geçirdikten sonra çöpe atacaktır aletler robotlar ve makinalar.. Akıl fikir vicdan değerleriyle ilgisi anlayışı emeği yakınlığı samimiyeti sorumluluğu bağı ve bağıntısı olmayan kayıtsızlık gevşeklik ve liyakatsizlikle hayatı taşıyan onurlalığa dair hiç bir duyarlılık belirtisi ve katkısı olmayan rastlantıların ihtimaller üzerine kurup yönettiği kaygısızlık boş vermişliği sebebiyle yarattığı sıkıntı ve sorunları kusacak çanak arayan kendi kaderine terkedilmişliğin şahit tanık ve sanık üçgenindeki alım satım müşteri mütahitliğini yapar insan.
En çorak çöl uçurumunda dahi amansız sarpa yamaçlara ısrarla tutunup yaşama tutkusunu anlayışını ve alışkanlığını her şartta kutlamaya ve yeşertmeye tutkun pozitif anlayışlı ve yaklaşımlı karakter kişilik ve onur sahibininse, kendine karşı yapılan haksız hukuksuzluğu içe sindirerek kederle yoğrulmuş bozulmuş kangrenleşen kabus kaygı endile ve travmalarda asla tahammül edip katlanmaya bırakacak suskunluk ( alışarak azabı kötülügü çileyi kahrı kanunsuzluğu zorbalığı keyfiyeti ve balına buyruk kötüyü sindirip içselleştirme ) sabrı yoktur.
İnandığı gibi yaşamıyor, övüldüğü gibi değer itibar görmüyor, sevdiği gibi sevilmiyorsa her hamle ve müdahale cana ulaşmayan insana yetişmeyen aşkı duyguyu özgürlüğü sevgiyi vicdanı doğurup beslemeyen yabaniliğin yabancı vücutlarda kanalını yerleşimini ve yolunu bulduğu körlüğün kahrın çarpıklığın nefretin zıkkımın kirin şiddetin zorbalığın kötülüğün düşkünlüğün aşağılığın rezilliğin her şeye bulaşıp sataşan en haysiyetsiz ve salgın yüklü, iltihap ve irin köküdür
Güneşe ışığa suya toprağa iki ucu kapalı tıkalı ve karanlık tünel içinde amaçsız ve anlamsızlığın oto kontrölünde durmaksızın gidip gelen ; raylı sistemde çöplüğe eğilimi talebi olanların hayata arı duru dürüst temiz doğru sağlıklı ve itibarlı yaşam ve toplumsal ilişkileri tedarik edip kuracak becerileri meziyetleri bilgileri çözümleri donanımları ve kaynakları yoktur. Bu bağlamda kurguya ve kuruluma sahip olanların buyruk ve beklenti uşağı olarak efendilerinin çöpünü dahi satın alan; ve dert bela sorun çatışma yıkım işgal yağma baskı sömürü gibi devletsizlik itibarsızlık ve toplumsuzluk bazında karşılıklı menfaat çıkar ortaklığına her türlü tetikçilik ve işbirlikçilik siparişinin yataklık yalakalık ve yardımcılık ev sahipliği ederek çöplükten türedikleri kokuşmayı ve çürümeyi her yere ve herkese düzenli dilimler halinde dağıtımını yapıp paketleyen alçaklığın ve aşağılığın uzak karakolculuğun dalkavukluğuna yerleşir yuvalanırlar.
Zamanın boşluğunda dolanan hayat, açlık yokluk adaletsizlik sefilliklerle boğulup dalaşan anlamsız ve amaçsızlığın kıymetinin karşılığını gayrette çabada ve sorumlulukta karşılığını üretemediği vaktini kanunsuz kuralsız ve istikrarsızlıklarla öldürüp tüketen yıkım olumsuzluklarıyla cebelleşir. Bütün vaktini proğramlanmış esaret döngüsünde baskılayıp disipline eden soygun sömürü merkezlerindeyse insanlara düşünüp sorgulayacak fırsatı vermemek için yaşanan hayatın hiç bir yerinde boşluk kalmayacak derecede insanları sürekli ihtiyaç artıran zorunlulukları ödemekle meşgul ederek hız kesmeyen kısır döngüde algıdan fikirden iradeden düşünceden sanattan kültürden özgürlükten cesaretten yoksunluğa yorar ezer harcar kimliksizleştirir ve tüketirler.
Gereksiz içeri atılıp zorunlu sindirilmeye bırakılan arızalar çöpler atıklar toksinler sancılar kesikler yaralanmışlıklar bünyenin ve ruhun bütün inceliklerine işleyip batarak derdi dertle artırıp çarpan çözümsüz çoğalmışlıkların hapsedip hükmettiği dünyasız toplumsuz ve insansızlığa terk yaşamdan soğutma deposunda ve inziva morgunda bulur kendini insan.
Ve böylece makinalara aklını fikrini vicdanını duygusunu duyarlılığını ruhunu terkettiği aklı fikri güvü iradesi yetmeyen makinalara karşı kollayıp koruyamaz hake gelşr insa.
Para mülk mal şöhret ünvan güç ve gösteriş bütün ahlaksız sapkın onursuz arsız çirkef zorba ve manyaklık ayıplarını kapatır örter anlayışına alışkın ambalajlı türden çeşitten doğma büyümeye poşetlenip plastikleşence her şey ve herkes..
PAKET PROĞRAM işi gücü ve icadındandır uçurum eksenlerinde dönen dolaşan yaşam güncesi ve dünya hayatı. İzi yolu ilgisi itibarı sorumluluğu sevinci gururu umudu hevesi coşkusu beklentisi saygınlığı yaşam ortaklığı mutluluğu ve toplumsal bağı sökülmüş kesintiye uğramışlığın takipsizlik kararıyla taaa ki ve öyle ki…
Üstünü altini cizerek demistik ya, insan sevgisinin önü sonu sınırı damgası kosulu şartı coğrafi haritası ve tarihi kayıt belgesi olmadığı, bazan ılığın doğduğu yerden bulur yol kendini, bazan gölenin soğuduğu hüzünden kamaşır mavinin tonu alacalığın geceyi bağrına basan karanlığı bazan hiç biri veya hepsi… sıcaklığın duyulduğu güzelliğin görüldüğü sevgillinin sezildiği yerdir sevgiyle sonsuzluğun tarifesine …AŞK’ tan başka sırrı hikmetini kimseciklerin bilmediği istek listesine basvurmadan hayatima ortak olan güzelliklerin dengi ayağına taş değmesin aşkıyla sevdiğimsin anladigimsin sözümsün özümsün kavradigimsin tanidigimsin bildigimsin sevincimsin hasretimsin işte kadın çiçekliğini süslenmiş dogumun ve dogurganligin sevgili insansin diye..ordan kaytrin kararinca gün ve gündem, bütün irinli iltihapli kötülüklerin agirlastirilmis mahkumluk müsterisi olan kirli tezgaha düser ve alcalir insan toplum ve dünya.
Herkesin başdcöndürücü değişim ve tüketim hızına yetişemediği; ve bağımlılıklarına bağlı prangalaşmış insanı harcayıp sorunlu arızalı zavallılık raf ömründe sonlandırıp bitiren yaşam kopukluğunda hep eksik yedek yitik güdümlü yoksun noksan ezik snlayış ve kavram kargaşasının esir düşkün ve karanlık perdeleri ardında de elenip boğulurken, sürekli biriktiği ve boğuştuğu gerilimleri en ufak yaşam sertliği dokunuluna idaresi tahammülü kalmadığı ve kendinden kaçırdığı şiddetli depreşmelerden patlayıp püsküren sarsıntı ve yıkımların kullanışlı markası ve kendi yalnızlığının hiç bir yalam kesitine irade yetki etkinlik aidiyetlilik davranışı ve duygusu olmayan paramparçalanmış kanamaların daim düzenli dekor kuklasıdır artık, her fiyakadan mutsuzluk markasına şöhretli olmaya yıkık sökük viran ve yamalı formatlarla günümüze özelleştirilen hususi toplum mühendisliğiyle modernize olmuş, birbirinden kopyalık piyasa modeli insanlığın.
Her şey stoğu bol sahteliklerle örgütlenerek kurumsallaşmış SANALIN en gözdesi olma maskesine ve markalaşmasına OYUN kurgu şekil tarz fiyaka caka kostüm ve icat çıkarma çırpınışlarında bütün çarpanlarıyla Üretimi durmuş insanlığa artık kim en revaçtaysa ondan kopyalanan çakmaların şan şöhret piyasasına taksit taksit gösterişli ürün olarak gösterime ve hiç kimse kimsenin umrunda olmayan beğeniye çıkarılmakta. Şuncacık gösterime giren hiç görülmedik gayretine şekilli kıvraklı hep aynıyı tekrar eden yukardaki muhterem ve muhtemele dönen çırpınan garibimin de zibil gibi kopyalanmış çakmaları sürümden sunuma sergileneceği kesindir..
Böylelikle büyük bozgunlardan koparilmis parcalanmalara ve hissedar olma akinina sökün edip gelenlerin Vatikan PAPAZI, Iznik konsülcülügü, Bop AKTIF güncellemelerini buyuran Tom BARRAK direktif dayatmalari , Kibris`in federatif karmasaya sürüklenmesi, kazanda tüfek pisirme PEKAKA mevzi ve mevzulasmasi artik carki cevrimi bilinmeyen her kötülügün herkese bulasip sosyal siyasal ekonomik ve kültürel alanlarda topyekün hayatini esir alan YAPAY ZEKA hükmüne bagli ve bagimli tükenmisligin köklü kalici hem yerel hem kurumsal hem küresel hem özellesme hem de tekellesme yagma yikim harac mezatidir.
Kimseyi de sasirtmiyor zaten. Yikimlarina Ortak olduklari her seansi yüksek dozda toplumsal hassasiyetleri uyusturarak yasamin hayati kazanim birikim ve degerlerine cökme ve yozlastirma dükkani bu CARKIFELEKCILERE isleyip calisiyor nasil olsa.
Herkesin kendinden bile kaçarak yaşadığı sakin sessiz sağlıklı mutlu ferah sakin usul yavas dogal dingin her şeyden ve herkesten uzak bir dünya yok artık. Tıklım tıklım der bela sıkıntı lanet siddet gerilim dolaşımlarıyla dolup taşan ve hiç bitmeyen kovalaşmalarda bir nefes aralığı ancak soluklanacak demi devranı bulana ne mutlu..!
Seyfi Karaca………….Aralik / 25
…
DÜZENSİZ UYUMA MUNTAZAM TAHRİBAT
…
İletişimin insanı yaşadığı hayata bağlayan sihirli dili yolu harcı damarı kaynağı ve imkan zenginliğinde aslılan maksat kendini ötekine duyurma ilgi ve merakıyla beraber dünyayı toplumu insanı alanı biteni anlama kavrama keşfetme tanıma bulma ve özdeşleşme istek ihtiyaç ve arzusuna karşılık bulma çabasıdır.
Fakat samimiyetin ve gerçekliğinin her hali çığırından çıkarak çamurlaşmış bu çukurda doğru dürüstlüğü bulmayı ummak her ne kadar sarhoşluğuna su katılmamış saflığın önde gideniyse de…
Örgütlü yolsuzluk hırsızlık dolandırıcılık tefecilik dalaverecilik yağmacılık sahtekarlık ganimet ve yıkım fırsatçılığıyla, hayatın her kılcal damarına çullanmış ve çöreklenmiş yozlaşma çürüme ve yıkımları yönlendirip kurumsallaştıran; ve menfaat çıkarcılığının zorbalığını hükümran kılan sosyal bataklıkta sürekli atık şiddet kaygı endişe ve sorun üretmenin keyfiyet sorumsuzluğuyla gıda zehirlenmesinden korkunç çölleşmelere varıncaya kadar hava su toprak dağ dere ova yayla koy kıyı körfez deniz ve ırmaklar işgal gasp yağma vurgun talan sömürü rant soygunculuğu ve çapulculuğuna zehirlenip kirlenir ve can çekişir. Kirletip zehirlediği ve kullanılmaz hale terkettiği akıl fikir düşünce duygu niyet maksatlarla, can çekişen hayatı yaşanılmaz kıldığı dünyasından çevresinden ve doğasından barınıp beslendikleriyle kendi kendini saf dışı bırakarak sağlıktan iletişime, ulaşımdan eğitime,üretimden barınmaya, ilimden inanca, ekonomiden kültüre, ilimden irfana, tarımdan ticarete, imardan iskana, pazardan piyasaya, hukuktan adalete ve SPORDAN siyasete hiç bir toplumsal bağda ve değerde samimi inandırıcılığı dolaşımı ve güvenirliği kalmamış olan amansız tükenişin ölümcül zehirlenmelerini harcar tüketir.
Afgan - Rus, İran- Irak, Kafkas- Balkan savaş çatışma ve ayrışmalarından beri sürekliliği hız kesmeyen planlı projeli işgal talan ve yıkım kargaşalarına bağlı olarak BOP idare ve taşeronluk merkezli denetim yönetim kontrol ve sevkiyatıyla dünyanın atık çöp sorun sefalet belirsizlik ve mülteci boşaltma sahası haline getirilerek ahlaksızlığı çöküşü çürümeyi liyakatsizliği ve kanunsuzluğu kendine kullanışlı zemin sermayesinden bilip gören soyguncu sömürücüler hesabına sevgili ülkemizin ormanları yandı, gölleri kurudu, koyları ırmakları körfezleri kıyıları denizleri toprakları ve maddi manevi bütün ortak değerleri sınırsız bir yağma talan ve rant çullanışına çar çur edilerek insanlığı yapay zeka iletişimsizlik dolaşımına gömülü tedavülden kalkmışlığa beton dökülüp zehir zıkkımlarla mezarlaşmayı kirlendi ve çölleşti her şey.
Bu değerler erozyonu bağımlısı kör sağır duyarsız dünyasız toplumsuz kültürsüz ve kimliksiz hak hukuk vicdan liyakat istikrar itibar ilim bilim inanç güven sanat edebiyat saygınlık özgürlük yoksunu piyasa ve pazar etiketine bağımlı vitrinleşmiş kıtlık kıyamet döngüsünde, soygun sömürü ve işgal dünya küreseline endeksli YAPAY ZEKA çağının insanlığı tamamen irade yetkisinden koparıp makinalara yenilmişliğini kayıt altına alarak hükmettiği sahte ve sanalcılığın herkesin ve her yerin koyan güncellenmişliğini yerleşik GERÇEĞİ olarak tedavüle konulduğu cinnet sarmalında ( bu bozuk düzeneğin en zayıf halkası olan yağmalanmış yıkılmış veya yıkım tehditi yaşayan coğrafyalarda daha öncelikli yoğun ve etkileşim hızıyla ) , artık insanları programlayıp sindiren yöneten ve susturan MAKİNALAR bundan böyleye kendi aralarında düşünecek bilecek konuşacak tartışacak ve zaten varlık değeri çoktan iptal olmuş insanlığın fişini tamamen ve tümüyle çekmenin hükümsüzlük kararını verecek..( bu satirlar bir kac dalyalik yazi eklentilerinin ana konusu ve bitis cümlesidir)
Mutsuzluğu sorunları bağımlılıkları paket proğramlarla alıştırılarak başka seçeneği çaresi çözümü olmayan mecburi tüketime Kodlanmış serbest piyasa kölesi tutsak yaşamlarda insanlara özgür olduklarının algısını yalatıp yutturularak boğazlarından geçen hiç bir zahir zıkkıma itiraz etma imkanlarının olmadığı, gerçeğinin sahtesi her şeyde yapaylaşmayı önceleyen ve en ucuz olan en yüksek kazancı sağlamaya dönük ambalajın altındaki her şeyin gösterişli reklam ve pazarlamacılığı yapıldığı, önüne konan her şeyi yeter ki ödeyebilir ekonomik gücü olsun cinsinden gündelik yaşantısının dönüm dolaşımı haline getirerek ve kimyasal çöplükte be varsa boğazına aktararak kazıklanmaya kandırılmaya ölerek yaşamaya hiç bir tepkisi ve itirazları yok artık insanların.
İnandığı gibi yaşamıyor, övüldüğü gibi değer itibar görmüyor, sevdiği gibi sevilmiyorsa her hamle ve müdahale cana ulaşmayan insana yetişmeyen aşkı duyguyu özgürlüğü sevgiyi vicdanı doğurup beslemeyen yabaniliğin yabancı vücutlarda kanalını yerleşimini ve yolunu bulduğu körlüğün kahrın çarpıklığın nefretin zıkkımın kirin şiddetin zorbalığın kötülüğün düşkünlüğün aşağılığın rezilliğin her şeye bulaşıp sataşan en haysiyetsiz ve salgın yüklü, iltihap ve irin köküdür.
Her şey birbirinden kırma dökme bozma kalıp kulp kenar kiriş ve kılıflarına gömülü çakılı ve ilişkin; ve herkes birbirinin kaç okka gram çektiği dipten kökten numaralı türemeli aynı züpçük hüpçüklüğün zibil kompozisyon konfeksiyon ve koleksiyon salaklaşmasına dönük insanı kayıttan düşürüp muntazam yıkımları temize çekme kefeninde…
Maykıvski karton kalıp modeline bakarak Şeyh Galip - Nedim karılımına Dadaloğlu Köroğlu ve Seyrani bileşenlerini sentezleyen Nazım ‘ ı Nesimi ve Pir Sıltan sentezleyen Enver Gökçe, Enver Gökçe’ yi Ahmet Arif, hepsiniyse Can Yücel ve Atila ilhan Edebiyata dosyalayıp raporladı.
Türevinden insana dünyaya hakka hukuka kültür re sanata ve edebiyata bakan İkinci Yeni( Cahit Zarifoğlu, Ece Ayhan, Sezai Karakoç, Edip Camseler, Cemal Süreya giller ve gibilerin topluluğu) Birinci Yeni’ nin ( Halim Şefik Güzelson, Oktay Rıfat, Melşh Cevdet Anday, Orhan Veli, giller ve gibiler ) yandan çarkına basarak sahaya zıplayıp kornerden kaleye şut bindirip sektirme girişimcisi oldu. Arada SANAT SANAT iCiNDiR eskiciligini tekrarlayarak yuvarlanıp gidişlere kaynak yapan Yedi Meşaleciler ( Cevdet Kudret Solok, Vasfi Mahir Kocatürk, Yaşar Nabi Nayır, Sabri Esat Suvayişgil, Ziya Osman Saba, Kenan Hulusi Koray, Muammer Lütfü Bahşi, giller ve gibiler ) sözde savda ileri geri pırtıp kaçanların takozcusuydu…
İşin askı esası şurasıdır ki, üretimi paylaşımı ve yapımı şahsi çıkarcı soygun sömürü zebaniliğinin keyfiyet harcına doyumsuzluk talanına ve buyruk ihtiyacına göre kalıbını ilmini künyesini şekillendiren başı bozuklukta temelden gerçekliği olmayan taklit özenti sahtekarlığıyla yaşamı donatıp dengeleyen her şeyin ayarı bozularak korkunç bir yıkımı süreklileştiren evrim ve çevrim çarkına hak hukuk akıl vicdan kültür sanat edebiyat ilim bilim vicdan eğitim sağlık özgürlük anlamaz tanımamazlığa her alandan geri çekilerek hayatını makinalara teslim ettiği ve değerini kaybeder.
Kulüpten dernekten Voleybolcu futbolcuların mafyalaştıkça çıkarı olanları birbirine ortak ettiği trilyon liralara kontrat imzaladığı gelir dağılımı eşitsizliğinin körükleyip kışkırttığı yenilmişlik değersizlik suçluluk duyguduyla yaşamayı dayatan sıygun sömürü abidik baskı dayatma sistematiğinde ne sporun zerrce bir önemi inandırıcılığı yahut esprisi vardır, ne sanatın ne de tüm bunlara avantacı komisyoncu cılkı çıkmış siyasetin.
Hızlı yaşamanın, hiç kullanmadan harcanıp atılan bağımlılık endüstrisinin, bencilliğin, kendine yabancılaşmanın, paramparça yalnızlıkların ve faturasına insan ömrünü haciz koyan sürekli ihtiyaç artırıcı tüketimin baş döndürücü ekseninde dönüp dolaşan dünya sokaklarında saygınlık ve değerlilik ilişkisi birbirinden kopmuş insansız çığlıkların yıkılıp dolaştığı kozmik cenderede kendini bozulduğu ve boğulduğu yerden söküp dışarı çıkarmanın ve duyurmanın sancısına tıklım tıklım boşaltılan fotoğraflarla yahut hareket eden resim kayıtlarıyla konuşlanıp ifade etmenin sembollerle konuşan tek cümlelik iletişimsizlik ağını örüp donatıyor herkes. Bakıyorsun ki bu saniyelik sürelerde bile beklenti karşılığını ve ilgiye değerlilik süresini bulmadıkça mutsuzluğunu artıran ve değersizlik duygusunu kamçılayan kısır döngüye durmaksızın az evvelki eskisinin üstünü karalayarak yenisini ateşleyip duvara asmaya kendi kendiyle kıran kırana yarışa tutuşan çöplükte yeterki ilgi uyandırsın diye akla hayale gelmedik dökülüp saçılmaların kör sağır ve dilsiz fotoğrafların tanıklığıyla kefaletini ödeşmenin zavallılık çukuruna düşmekte güncel sanal digital ve yapay çağdaşlığın kulu kölesi insanlık .
Biliyorum uzun etme kısa kestireden söyle ne söyleyeceksen diyorsun da. Demem o ki, üç aşağı beş yukarı nasıl bir yaşam döngüsü içerisindesiniz biliyorum. Kendinizden bile sakladığınız en büyük çekingeniz sizi biri sürekli formatladığınız başarı grafiği yüksek güçlü tuttuğunu koparan ve dominant kadın olmadığınızı bilmesi ve farkında olmasıdır. Bu yüzden askında ince zar tüllerine sarılı hem utangaç hem de çocuk kadar mahçup ve masumluga ilim ve itibar göstermeli, ama en önemlisi neyin nasıl nerde neye yakıştığını bilen estetiğin ilim irfan sahibi olarak; sanki hiç sevilmemiş ve hiç sevişmemiş gibi her hoyrata kolayca kırılgan alıngan zarif yüreği hayalindeki sevgiliye kendini saklayan ebedi bakirliğin deli dolu gönlünde yasaayıp konakladığıyla AŞKTAN başka kimsenin lafını dinlemeyene hem bağımlı hem de hiç bir kuşatmanın zaptedemeyeceği alevlenmiş yangınlara ve çılgınlıklara ilk ve son tercihte saygin iradelerden özgürlügü ve kendini secmelidir insanlik .
Mobese kayıtlarından evveli dünyanın önünü arkasını dibini köşesini ve kenarını en ortalık yerden dikilmeyip kamarasız izleyen takiple kayıt altına yapışıp çeken sapıklar muhbirler taşeronlar işnirlikçiler ispiyoncular fitneciler fesatlar cinilyetsizler bozguncular soysuzlar daha ötekiler ve diğer başkalar en aşağılık süprüntülerle her duyup gördüğüne aracılık eder bşr an evvel duyurmak için ihbarda anonsu umuma açıklığın bulunurdu. Her ne kadar her köle bucağa ayan ve saklı gören bilen duyan işiten kayıtlamayı yapan kamera kıyameti yaşanıyor olsa da ötekiler halen varlar ve faaliyeti hiç durmayan felaketleriyle işbaşındalar.
Dolayisiyla , herkesin kendinden bile kaçarak yaşadığı sakin sessiz sağlıklı mutlu her şeyden ve herkesten uzak bir dünya yok artık. Tıklım tıklım sıkıntı dolaşımlarıyla dolup taşan ve hiç bitmeyen kovalaşmalarda bir nefes aralığı ancak soluklanacak demi devranı bulana ne mutlu. Keyif kahveniz olsun dileğiyle ve selam sevgiyle size. Salgın safsatalı yutturmacada Evliliğin bütünü ev içinde yaşanan toplam değildir
Ortak yaşamın temel dayanağı ana stunu ve ihmale sonraya erteye veya ihanete koyarak bağlamından vazgeçilmesi asla mümkünsüz dönüm dolaşımın can damarları olan eğitim öğretim hukuk güvenlik sağlık ulaşım kültür iskan barınma beslenme vicdan onur ahlak vicdan özgürlük inanç dayanışma ilim sanat akıl yol bilinç kazanım birikim ve kimlik gibi sosyal yapı taşları ve hayati değerler toplamı üzerine kurulu aidiyet bütünlüğünde ayarı dengesi kendi saplantılı ve hastalıklı savrulmaları ötesinde hiç bir duyarlılığı itibara almayan keyfiyet hükümranlığına ve zorbalık sapkınlığına bozulmuş iletişim ilişkisini beğenmiyorsan başka trafik, başka yol seç, başka meydan seç, başka taraf seç, başka çevre seç, başka, kanal tıkla seç, başka seç, başka film seç, başka oyun seç, başka başka iletişim ağı seç, başka mahalle seç, başka konu seç, başka muhit seç, başka araç seç, başka fikir seç, başka insan seç, başka şehir seç, başka toplum seç, başka anne baba eş dost hısım akraba sevgili seç gibilerin sürükleyip götürdüğü bataklık, istikrarını itibarını kişiliksiz kökensiz ve aidiyetsiz kalmanın esir aldığı huzurunu mantığı anlamı dengesini düzenini yağma yıkım dayatmalarına bağlı hiç bir sürükleniş sürüncemeninde bulamayan sonsuz çöküş karmaşa değişimlerin kulu kölesi olan ezik sönük kendinden tiksinecek derecede özenti yabancılaşmalarına kopmuş insana, kirli ve istismarcı siyasetin başını çektiği bankalar borsalar tarikatlar sirketler medyalar pazarlamacılar mütahitler holdingler klüpler kalpazanlar aracılar tefeciler ve nicesinin hep beraberce mafyalaşıp kotardıkları ortak yaşama çöküp çullanma dayatmalarını alışmış kanıksanmış ve kabul görmüş masumiyet karnesinden ganimet mülkü olarak şahsi çıkar ve keyfiyet hesabına geçirirlerken kurgulayanları ilahlaştıran soygun sömürü kulluğuna programlanmış ve makinalara yenilmiş insan yığınlarına beğenmiyorsan başka kendin ve dünya seç sapkınlığını her türlü insanlık dışı değerler yoksunluğunu masum ve makbul kılmaya toplum tinerciliği kapsamında her kesiti ve seansı özendiren şiddetli mafya replikleriyle kışkırtan ve kurcalayan yamalı dikili aşırı yoksullaşmayı cahilliği gericiliği kabadayılığı sinmişliği toplumsuzluğu yalnızlaşmayı iletişimsizliği devletsizliği umursamazlığı çirkefleşmeyi ve yozlaşmayı tasarımlayıp narkozlayan diziler furyalar fenomenler reklamlar filmler mutfakçılar güldür güldürlerin magazin kuklalarını ve sosyal toksin uyuşturularını kullanırlar.
Seyfi Karaca…….Kasim / 25
..
CAM KIRIKLARINA SIZIP YANSIYAN CAN KIRGINLIKLARI
…..
Yaşanmış ve yazılmışların daktiloya düşmüş bulanık alfabesi kağıttan dosyadan silinse bile, yabancı kanatlarda hükmü nafileden öksüz çırpınışlardır, sahnesi dağılmış mor bir kasırga ve dikenli bir çelenk gibi orda burda hayattan kopan parçalarla sergisiz salonsuz sunumlar namına insan suretinde savrulmuş serpilmiş küçük hikayeler toplamının hususu hevesi ve hissesi .
Nizah fitne fesatlık bozgun ve yıkım kaynatıp kudurtan günümüz formatlı insan tipinde, seyir his heves beklenti ve başka kafaya fit olmayan kendini aldatmaya tatmin olma ihtiyacını doyurma muhtaçlık merakının alt seviyesine inen bulaşan her kimse, bütün sağlıklı duyarlı damarlarını öldürdüğü sebebiyle geriye boşlukta ve açıkta kalan hastalıklı urlu iltihaplı kör bozuk kirli zehirli gerici cahil ilkel kapalı karamlık sorunlu düşüncesiz gelişmemiş içgüdüsel refleksli ve her kişiliksiz meziyetsizlikten mikrop taşıyan düşük ayarlı ve aşağılık tıkanıklıktan konuşur davranır.
Sadistliğin ve sapkınlığın adı adresi zaten orasıdır, bir iken iki üç beş on derken bir noktadan sonra kendine dahi sözü iradesi geçmeyip hiç bir müdahale kontrol ihtiyat dinlemeksizin bağımlılığının esiri olarak her türlü azgınlığa yol ve meydan vermesi insanın.
Arıza ve sorun tetikçisi, iletişim özürlüsü, saplantı bağımlısı, gösteriş güç şiddet kavga nizah şekil imaj ve kamuflaj meraklısı, algı bilgi kanun kural mutluluk sorumluluk dayanışma sorgulama ve hesap verebilme muhasebesinden kopuk ve kesat, kavrama liyakatinden ve anlayışından yoksun buraya mukabil ve müstakilden..
Ehil, evcil, saygın, onurlu duyarlı vicdanlı ve sorumluluğunu yitirmiş her türlü yozlaşma bağımlısı sadistlik hiç bir yerde huzuru bağı aidiyeti insanlık payı değer katkısı ve mutluktuk çıkarımı olmayan savrulduğu her İLKE , gerici, hastalıklı ve sorunlu yabaniliği Özgürleşmek diye adlandırır; bütün yıkıcı ve bulaşkın bozulmalarla kirlenmiş gösterişliliği tamahkar doyumsuzluğuyla içgüdülü dürtü kökenindeki “ kendi ölür gözü çöplükte kalır” saplantılarından asla sıyrılıp vazgeçemez.
Fitne fesat bencil saplantılı kaprisli hırslı sahte ve iki yüzlü yarışlara eşyalar çarşılar dekorlar ve kendi kendini kandırıp tatmin etmeye yalan dolan ve riyaların bahaneler tesellisini uydurarak dengesini kaybetmiş eksensizlikte tutunmaya çalışan dayanıksız tüketim maddesi halini almışken vitrin arkası yalnızlık trübününe soyut sıkıntılı ve kaba taslak piyesler oynatıp yaşayan insan modeli, tedavülden kalkmış çocukluğun her gün dinmez ağıtlar kayıplar kimsesizlikler ve sancılar içinde dolanıp dönen kıvrımlarından gün gibi aşikara hızla eskiyen ve yüzyıllaşan yılgın bezgin mutsuzlukların ha bire hiç giyilmedik azap çamaşırlarını örer dokurken müşküldeki muğlak ve donuk muamma…
Her nispetçi çıkarcı kibirli üstenci ve kıyasıya yarışçı sahtelikten yorduğu kırılgan alıngan içli yaralı kime gitse sokak lambaları gibi ay ışığında ayazda kalan yapayalnız ve yazık ömrünü konduracak dikenli dallar arayan halendeden genç kız ömrünün hem diken bağı hem de goncasından gülüymüş, dışı güler, içi kan ağlar ahu zar incesi ışıltılı, buzul ve kristal kabuklar altında günlüğünü hep sayfası ruh renginde kömür karasıyla deftersiz kalemsiz siyahlara yazarak, ılık ve sıcak göz yaşlarını yağmurla dertleşir, sırrını rüzgara dokur, suskunluğunu kırmızı rujlara, yitikliğini sessizliğe ve hiç kimseye döke saça, günden geceden kalan sevişmeyi ve sevilmeyi bekleyen gül tomurcuğu rengarenk hasretiyle çiçekleri giydirir kuşandırırmış bıkmak usanmak bilmeyen her saniye her gün. Benden tanımaz bilmez haberi yokmuş ammaa.. Aşk doğsun büyüsün dinlensin avunsun dünya toprağına ve sonsuzluk sevincini donansın gezsin, her geceyle sarılıp kucaklaşan günaydınlarla adı sanı bilinmez sevgiliye düş kursun, kullanılmadık ladesler ateşleyip tutuştursun hayat diye en çok da çiçekleşen kalbinde her saniye her gün . Durmaksızın çığlığı dinmez ahu zarlara sarıp sarmaladığı üzülen ömrünü doğurup kanatan sızıdan sancıdan yaparsa ve olsa olsa, bütün hesaplar buyruklar ve kalıplar dışı göz ve gönül kamaştıran sihrin büyülü tükenmez kaynağından kendine sevgili olanı Aşk yaparmış.
Beyazlıkta birbiriyle hem kucaklaşan hem de kıyasıya yarışan ikilemlerin tümü kapsayan kümesiymiş kavanoz ve su, beyaz odalar ve perdeler, pamuk ipliğine bağlı kozalar ve kördüğümler. Lakin bu bir yanılsamaymış her maddenin kendi tabiatında huyu sicili arzusu işvesi asiliği uysallığı karlı durulu isyanı yahut kabulünün olduğu. Yanılı doğrulamaktan öte gelen, tüm dünyaya gösterişini gücünü ispatlamak için kendi kabuğu maskesi ve kalıbıyla kıran kundaktan mezara kadar kırana yarışan…
Bir şey iki yerde bulunabilir kadar yakan yanlışa tanah ve tenezzülün çizgiyi geçtiğinde yarısı orda yarısı burdadır…
Ve burası amansız bir kostüm kumaş süs dekor ziynet salon çarşı galeri yanar dönerliğidir kendini insan yerine koyan eayalaşmalarla tasarımlanmış soyut düzlem ve buzul parlaklık..
Geceyi su yüzüne çıkaran YAKAMOZLAR gibidir dokunayı kendine hem şahit hem kılavuz hem de zindan nöbetçisi tutarak…
Ve bir ılık kırılması kompozisyonu, her sancılı defileden ve her senfonisi biten şemsiyesiz üstsüz başsız sağanak seyirden sonra, çay saatine yakın kahve deminde sırılsıklamlığını adı bilinmez sevgiliye mektup diye yollayıp camekanlar ardına bırakan. Hüznün ve sevincin her iki halinden sevgili hali hazır Buzlu Cam yansımasında CAN kırıkları ve kırgınlıklarıymış, ondan gayrısını aynı dalda hem gül hem diken olan hükmü cevherden, kıvılcım ile tutulmuş korlanmış ateşi yakan külü soğutan, insanı hayal ile gerçeğe aynı hasret hüner heves arzu ve tutkuda yaşama sevincine yaparsa gören duyan bilen serveti kudretiyle Aşk yapar.
Benden gerek haberli gerek habersiz hüznü ve sevinci CAN KIRILARIYLA işlengili örgülü vazo güzeliyse bile, ışık salkımlarıyla salınıp süzülen akıbetine gıyabına sonsuz selam ve sevgiyle.
Seyfi Karaca…. Kasım/25
….
TIRIÇKADAN DEPLEK TERANE ( feci kolaj ) 1
…
Yapılmışı kendi halinde bile bile çürümeye terkederek, zaten kimsenin kendi başına sakinliği huzuru idrakı iradesi aklı sağlığı aidiyeti belleği bilinci özgürlüğünün olmadığı ve artık hayati değer kavramını üretmediği ve algılayamadığı bütün bunları talep edip istemediğiyle hayatına sürekli olumsuzluklar biriktiren borç harç bataklığında kavga hırs yarış gerilim sefalet kuşku kahır kaygı endişe tutsaklığının esir aldığı boğuşmaların rehin aldığı hastalıklı ve sorunlu debelenişleriden tatile gittiği yer bile mecburen tüketim proğramlanmışlığının tektikli kovalaşmasını şart koşan hayatı kaymış endüstrü paketi ürünü olmaya herkesi zoraki ve mecburen harcayıp tüketen kalabalıklar sürüsü haline dürdü büktü ve defetti.. Kendini ait mutsuz hasta ve tutsak ettiği yere ise kısa pahalı ve suni sokunumlu tatil diye gittiği çukurdan döndükten sonra da kendini tarifsiz keder hüzün ve anlamsızlığın çevrelediği her şey, eskisinden de daha beter ağırlaştırılmış hücre hayatların her türlü olumsuzluklarıyla intihar döngüsüne zirve yapmıştır.
Kendini yaşatacak kadar hiç bir liyakati iradesi yetkisi sorgusu dirayeti özgürlüğü cesareti anlayışı dili kültürü kalmamış haksız hukuksuzluğun yapılandırıp yönettiği soygun sömürü çarkının kul ve kölesine kuşatılmış esaret çerçevelerinde hapsolacak kadar hayat ve insanlık hakkı tanıyan neo liberal vahşet merkezine kökten bağlı yerli ortak işbirlikçilerinin, yağmaladıkları her türlü ülke kaynak ve servetini dışarı çıkararak yüksek faizli getiriye dışardan borçlanıyormuş gibi kahpelik ve haramilik oyunlarıyla açıktan ve alenen onursuz kişiliksiz ihanet şebekesinin hainliğini şirketleşmekteler.
Tümüyle yıkıldı ve yok oldu topraktan giriş çıkışlı hayat, kerpiçten kireçten evler, ekin ekin sürülüp savrulan harmanlar, yaşama kaynaklık eden hava su dağ orman kıyı koy sahil deniz, sap saman , aşka saygıya ve sevgiye kök salıp sürgün veren hak hukuk liyakat samimiyet dürüstlük inanırlık güven ve niceler.
Bayırdan gelip bayırdan giden insanlığını yitirmiş pusulasız ilkesiz kanunsuz kuralsız hatsız yolsuz çöl ve güzergah çöplüğünün..
Şu gün şu saat mayısa dönmüş temmuzdan geçmiş güz yaz ayaz buz kışa derken,dünya hayatının zorunlu gereksinim ve giderleri üzerine kurulu soygun sömürü çarkındaki sağlık gıda enerji barınma eğitim ulaşım güvenlik gibilerden de öne geçip can damarına çöken giyim kuşam marka konfor gösteriş ve İLETİŞİM bağımlılığını besleyip doyurmak için toplam yaşamlarını tüketim piyasasının hamallığına öldürürcesine harcamalarına rağmen yine de sürekli ihtiyaç artıran acımasızlık ve doyumsuzluk kışkırtmalarına yetişemeyen ana babaların mutsuz iletişimsiz hastalıklı ve sorunlu çocukları, kundaktan itibaren hazır kalıp formatlara salaklaştıran proğramlanmışlığın her türlü sinirli asabi dengesiz tahammülsüz yalnız yabancılaşmış ve değer bilincinden yoksun kişilik bozukluğuna kesintisiz süreklilikle mahkum ve muhtaç kılınmakta.
Onur gurur saygı ahlak irade haysiyet güven özgürlük kişilik karakter dürüstlük inanç idrak dil kültür ve nicelerinin kat sayısının ve katma değerinin tam tersine sıfırlandığı adilik alçaklık kaypaklık döneklik çölünde işine geldiği gibi caymaya yan çizmeye oyalamaya hileye aldatmaya ve yamukluk yapmaya en tiksindirici kokuşmuşluklardan fosilleşen geçmişin çevrim dışı kalanıyla intihar süslü cinnet ve cinayet şeklini vaziyet alınca insanlık….
Kısacası ya bu deveyi güdeceksin ya bu diyardan gideceksin şartını bize yoran ve koşan kolay hazmedilir olmayan şeylere hem canımızı hem dişimizi sıka sıka sonuna kadar seviyemiz muhatabımız olmayan insanların mide bulandırıcı hallerine ve verdiği rahatsızlığa elden halden geldiğince katlanmaya çalıştıkça uyumlu müsaitliliğin ezip bozduğu herkes, hiç bir özgün farkı olmayan mutsuzlukta eşitlenmeye birbirine dönüştü ve benzeşti.. Çareyi de herkese bir şekilde yapışıp bulaşan üstümüze sıçraması kuvvetle muhtemel pisliği defetmek için bu çoraklığı kendinden soğutup sağırlaştıran gidişle ilişkisi sürdürülemez öz geçmişinden kaçıp gitmekte buldu bağımlı gedikli güdüklü dolaşımların dizi malzemesi, magazin çeşidi hammaddesi ve tezgaha konmuş piyasa hacizi haline karikatürleşen insanlık.
Buradaki sürekli yıkım yağmaların düzen kuklası ve soyan sömürenler kulu kölesi olmaya toplumu özenle alıştırıp örgütleyerek dünyayı kristal fanus salanundan ibaret sanan ; ve niçini nedeni belirsizliğe hayatını boşa çıkaran atla zıpla romantik polisiye tarzı krıminelliğin zir zop manyaklığını beyaz perdede ışıkları karartılmış zindanlar hücresinde herkesin kenarından şöhret ganimeti toplamaktan başka derdi düşüncesi olmayan ben merkezci makine sanayisinin ürünleriydi.
Niye insanlar hayal hüsran kırıklıklarıyla yanıldıklarında olmayan yahut geçmişi geri getirilmesi eskilerde kalmış erişilmezlere “ bütün hayallerim suya düştü “ derler ki ?
Çekmecedeki bütün albümlere bakılmışken hem. Hem diz kapağına bile gelmeyen sığ sularda hayatın dipsiz derinliklerini bulmaya çalışırken kendi kendine kör düğümlenip hiç çözülmeyecek şeylere tozunu dumanını attırırken insan denen nesnenin akrep yelkovanı…
Ne gereği vardı şimdi gibilere baz niyaz bir olup, öpüştükçe kumaşı bozulan sahte ilişkili birlikteliklerin günden güne kusursuz yozlaşmaları kirli çamaşırlı iplere dizip asarak sıradanlaştırdığı mono tonlukta ayrı gayr sevişmelerden…
En nihayet bıkmış usanmışken sevgiden ilgiden saygıdan kültürden sanattan konfora düşkün beğenilme delirmişliğine ve şöhret dilencisi durumuna düşmüşken zenginlik gösterişi galerilerindeki kireç beyazına siyahı batıran iflasta yalnızlaşarak hükmünü ve cürümünü hortlak raflara kefenleşmiş insan
Laf olsuna yazılan kitapların hiç kimseye hiç bir şey anlatmaya algısının bilgisinin ve birikiminin olmadığı, hiç kimsenin hiç bir şey anlamak diye bir duygusunun düşüncesinin derdinin akışkanlığının çabasının olmadığı kantarın topuzunun insanlığın kilodu kaçtan gidiyorlara iyiden iyiye kaçtığı şu kıtlık kıran hallerde ..
Biri ahır temizliği yaparken öbürü ultra lüks insanlıktan uzak ve kopuk kristal fanuslarda si bemol tangocuk. Motor bisikletin sabah sabah üstündeki Ötekinin tişörtünde STONE yazıyor sarı yazıyla. Blr başkası mermer dinamitliyor yanan ormanların küllerini kıyıya vuran kayalıkların dibindeki denize yakın uçurumdan. Bu arada rengi mavi olmaktan çıkıyor kaçak yapılı özgürlük dumanının, yaz yerini saniyelik kurulup bozulan evlilik ve çok sayılı olmakla değer kazandığına aldanan hovardalık oyunlarından bıkıp usanarak ikindi ıslıklarına terkediyor.
Bildiğini ve inandığını duyumsayarak yaşatmak adına düşte bile hiç görülmemiş olanı duyup görerek dünyaya getirmek ve göstermek adına ne büyük uslanmaz tutkuların, emeklerin, uykusuzlukların ve depresyonların akıl fikir ve hayal ürünüydü oysa sanat…
Geleydiniz de kendi gözlerinizle göreydiniz Van Gogh yahut Vermeer biraderler, inci küpeli kız meğer ay çiçek tarlalarında AŞK toplarken, insanlık dünyasında çoktaaan galeri ve ofis hayatlara tutsak eşyalaşmanın kulu kölesi olarak kendini herkesten üstün mühim vazgeçilmez gerekli önemli seçilmiş kusursuz ve kıyaslanamayacak derecede mükemmel görmeye ilahlaştırmaya , pusulasını yitirmiş hayalleri ATEŞE DÜŞMÜŞ şaşırmış her şey..
Devlet damgalı sağlamlığı tartışılmaz her türlü istikrarsız denetimsiz kaçak vurgun soygun ve yağma bozukluğunu bünyesinde barındıran günü güncesi değişmez garanti mühürüyle…
Üç gün haaa , tamı tamına dördü bulmaz üç gün, ev bakıma muhtaç, evde yaşayanlar ya yatalak ya sefil ya yoksul ya hasta, ya ezik ya düşkün ya yolda ya mezarın orasını burasını gözetip kollayan bir yerde yahut hepten tümden kayıplarda, ya da dünya denen adresi belirsiz başı kalabalık bir beldede kör topal yorgun suskun yılgın bitkin tökeziyerek bakımı çok acil sürüklenişlere mecbur, herkes kendine kancayı takmış ören viran mahrumlarla kabustan beter perim perişan…
Soygun sömürü çarkının saç ayaklarına çöküp kurumsallaştığı yan ürünlerinden olan sağlık, eğitim, ulaşım, enerji, finans, sigorta, ulaşım, gıda, enerji, barınma, giyim kuşam, ve iletişim gibi hayati ve somut yağmaya vurguna istismara hileye ve talana her damardan uygun ve elverişli olanlarla beraber, ana ekseni yedekleyen popülerliğin YOZ KÜLTÜR kanallarının eğlence, reklam, dizi, kozmetik, moda, dekor, konfor,magazin, aksesuar, tasarım, tatil, kampanya, müzik veya sanatın parayla il gören diğer kolları gibi veya hepsinin aynı karmakarışıklıkla bir arada yüksek dozajda tüketim bağımlılığına toplumu her türlü sefil yoksul cahil çaresiz iradesiz güvensiz mutsuz umutsuz kayıtsız bencil aciz ezik ve güdümlülüğü kabullenmiş kayıplarla alıştırarak tarumar ve tersyüz ettiği sosyal siyasal ve ekonomik her şekil çöküşün sadece sorun biriktiren ve yaşayan kalabalıklarına durumdan istifade çıkaran bozuk düzen servet ve ganimeti ortaklığında oynadıkları ve çağırıp söyledikleriyle acının dertlenmenin düşkünlüğün ve insan eliyle yapılma kaderciliğin ağıtlarını avunmaya örgütlerlerken, kendileri ayrıcalıklı üstünler zümresinin çok yıldızlı ve dengine kimsenin yetişmesini istemedikleri milyarderliğin yaması her taraflarından sırıtan villa tipi her ve görgüsüzlüğü ARABESK yapı taşlarıyla bina olmuş JET gösterişin sosyete özentisini yaşamaktalar.
Dünya güncesi olarak ömrü hayatımız diye Yaşadığımız moloz yığınında karanlık ve çıkmaz sokaklarının sakin mutlu huzurlu oturmanın canına okuyarak, tehlike tecavüz şiddet tehdit kaygı endişe saldırı korku kahır küfür zehir kir gürültü lanet hile tezgah pusu kumpas dalavere dolandırıcılık güvensizlik saçtığı felaketlerle dolup taştığı ..
Etrafımız çevremiz endişeyle yorup korkuyla kuşatan cehalete görgüsüzlüğe duyarsızlığa aç gözlülüğe zorbalığa şiddete iki yüzlülüğe kaypaklığa güvensizliğe kuşkuya kayıtsızlığa keyfiyete saldırganlığa hukuksuzluğa haramiliğe istismara kahpeliğe kişiliksizliğe acımasızlığa çıkarcılığa pirim veren; orman yangınları pahalılık sefillik yolsulluk hırsızlık zorbalık kanunsuzluk ahlaksızlık haydutluk çirkeflik haramilik mafyacılığına yıkım ihalesi ve sipariş kargosu teslim edilmiş diz boyu hainlik bataklıklarında uçurumlaşırken..
Şırdancı Memet, Etçi Remzi, Mutfakçı Nusret, Çılgın Dondurmacı , Alişan Mahsun Özcan prestij buruşma zirvesi, haydin kalkın kızlar dünya çok yıldızlı kalça göbek çalkalamak neymiş bizden görsün öğrensin dünya gibi ve benzerlerine ilgi çekip beğeni dilenciliğinin karşılığını bulmak için insanlığın bütün bilindik yollarını sapıtmış ve şaşırmış şıkır fıkır her yerini döküp dağıtmalarla ve alt tabakadan üst tabakaya zıplamalar uğruna kurulan simsiyah hayallere en sahte parıltılı ışıkar süpürüp serpmek kendini çözemeyen ve çözümleyemeyen irade yoksunluğunu her itibarsızlaştıran alçalışa köleleştiren eziklik ve iradesizlik sürüncemesindendir. …
Kendini ifade etme ve duyurma isteği hiç kuşkusuz sosyalleşmenin gereği olan kendi dışında başkasına görünme ve başkasıyla görüşme isteğiyle örtüşen değerde şartsız şablonsuz maksat ve yollarla hayati önemi olan sağlıklı zorunlu ihtiyaçların en önde ve başında gelendir. Fakat günümüz algı ve irade yoksunu doyumsuzluk geçimsizlik tahammülsüzlük tüketim ve gösteriş tutsağı olan insan tipi, kendini duyurup göstermede kendi dışındaki herkesi beğeni butonuna veya hayranlık parıltılarına bağlı güdümlü kalabalıklar olarak hafifseyip küçümseme maksadının maksadı niyeti kişiliği ve algısı bozuk şabloncusu olduğu sebebiyle herkes kavramına doluşmuş yığınlaşmış benzer alışılagelmişleri tekrar eden içgüdüsel davranışların şabloncuuğuna cesetleşip , hiç kimsenin kendi varlığında ilişkili özgürlüğü özgünlüğü ve özelliği kalmamış yalancı parıltıların toplu intihar mezarcısıdır artık. Elbetteki varlığının bildiriminde bulunurken beğenilme, mutlu olma, takdir edilme, ilgi saygı sevgi değer ve itibar görme, heyecan umut coşku heves istek arzu gibi duygusal çağrılımlarda kişiyi onurlandırarak iyiye ve güzele teşvik eden ve geliştirip olgunlaştıran iletişim bağlantıları kapsamında herkesin beklenti ihtiyacı olmasına rağmen, çağının bütün değerleri soygun sömürü tezgahında yağmalanarak kullanışlı tüketim kölesine mahkum edilmiş plastikleşmiş ve piyasa kuklası olmuş insan modeli, yukardakileri sıçrama tahtası olarak algılayıp herkese baskın gelmeye ve herkesin üstünde olmaya hayranlık beslenilen seçkin yetkin ayrıcalıklı özel imtiyazlı şöhretli gösterişlerin şekilden ibaretlik kamuflaj maskesi altında sürekli en mükemmele yarışan birinciliğe kutsanmak için,akıl fikir dil vicdan sorumluluk saygınlık uzlaşı hoşgörü paylaşım ahlak hukuk sanat edebiyat kültür ve diğer ortak yaşam yapı taşları adına hiç bir şeyi umursamamakta. Böylece de çürümeye terkedilen insanlık değerleri, bıkkın bezgin mutsuz gerilimli ve şiddet bağımlısı kalabalıklar olarak yerini birbiriyle konuşmadan anlaşamamazlığın ve anlamsızlığın hükmüne terkettiği; ve sürekli birbirine nefes aldırmadan boğuşan yarışan taciz ve tecavüz eden her türlü kokuşmuş yozlaşmış insanlık dışı moloz çöplüğünün kustuğu atık kir gürültü ve zehirlerini alışılmış yerleşik yaşam biçimi ve bağımlılıkları olarak kışkırtıldığı tutsaklık güncesinde kapış kapış harcayıp tüketmekte.
Oysa ki..
Kara kara düşüncelere kireç beyazı ve yüzü solgun ışıldaklandırmaların köşe bucak saklı bilinmez gizemlerini çözmek; ve dara koyup zora düşüren kumaşı eskimiş yeminleri bozup en temelden uyuşmazlıklara anlamını yitiren anlaşmaları yırtarak; sağım solum aşka sobe saklambacının her katında bilinmek görülmek sevilmek kabul görmek ve bulunmak umuduyla …Takdiri ilahiden kudretin tecellisiyle sevene ne diyebilirsiniz ki dünyanın aynasında gün ışır, gölge doğar, ağaçlarla ve akar sularla zaman değirmeni döner, dağ görünür, bulut yükselir, sandıkta saklı gizli nesi varsa dökülür saçılır her nesneden tabiat ve kozası açılır siyah beyazın ucuna kenarına ilişen bulaşan her şey, ekim sürümden tevekkelli toprak tozar, yaprak düşer, ay sararır, gün kararır, su ılışır ve parlayan taşlar üstünden sürüp giden yola baştan sona insan….ecel yoklaması son ziyaret tarihidir dünyadan fakat ve lakin, vakit okunsun okunmasın aşk emsaline hem nüfuslu hem yaşıttır, dünde bıraktığını yarına tamam etmeye aşka gelen herşey, yaşama sevinci kadar kutsal kadar güzeldir.
Sürekli zıtlık karşıtlık kutuplaşma çatışma ve ikilem yaratmaktan doğurduğu sorunlarla beslenen biri diğerinin ruhsatsız cüce ezik bozuk ve kayıt dışı kopyası, birine baktığın ayıp günah yasak çirkef rezil aşağılık ve kepazelikte sınır tanımadığına sayı sövesin gelmişken diğer ötekine bakıyorsun ki diğerinden bin beter kokuşmuş yozlaşmış çürümüşlüğün kendine saygın karakter değerinde hiç bir iradesi yetkisi özelliği ve özgünlüğü olmayan yan sanayi serisi, kıytırık hilebazlığın çakma ürünü ve sepetteki her şeyi kendine benzeten çürümüşlüğe kışkırtıp azdıran güçlü kuvvetli sebep, gayrısı ötesi ve ilerisi karanlık toplumu herkesin kendi özgür isteği ve iradesince seçip belirlediği sağlıklı zindeliklere değil, hastalık zavallılık düşkünlük çaresizlik hiçlik ve sorun yaratan proğramlanmışlıkların boğup bunalttıklarına ‘ çözüm süreçleri ‘ başlığıyla birikmiş bütün tıkanıklıkları karartıp örtbas ederek itirazsız tepkisiz herkesi mecbur ve muhtaç bırakan kıtlık kıran derinlerine düşmüş cenderenin Bop yan sanayi ürünü haline dönüşen ve her mecrada her menfaat güden maksada körü körüne ayrışan kutuplaşmanın talep edilmiş gereğini yerine getirmeye kullanışlı piyasa deneği olmaya yozlaşarak işlevini değerini anlamını sıfatını yapısını sosyal zenginliğini ve kişisel özelliğini yitirmekte insanlık.
Seyfi Karaca…. Ağustos/25
SEVGİLİ NiHAT GENÇ’ e SONSUZ SAYGIYLA…
Engin yurt sevgisi, hak hukuk adalet sorumluluk ve vicdan bilinci, insanlık birikimi ve duyarlı kişiliğiyle inandığı aidiyetin onurlu saygın etkin katılımcı aydın bilgin ilerici olduğu ülkeye ve Cumhuriyete yurttaşlık bağı ve duyarlılığıyla, gericiliğin talanın yağmanın yobazlığın karanlığın çirkefliğin puştluğun ikiyüzlülüğün hainliğin haksızlığın cehaletin haramiliğin keyfiyetin şiddetin yalanın sahtekarlığın bölücülüğün zorbalığın tutarsızlığın menfaatçiliğin kaypaklığın işgal ettiği her şeye karşı onurlu duruş sergileyip koyarak yaşadı, savaşımını verdi ve bu yolda hiç kimsenin kapı kulu olmayan özgün kişiliğinden, insanlık ahlakından, öz güvenli yurtseverlik dürüstlüğünden ve özgür düşüncesinden hiç taviz vermeyerek istenilmediği her yerden kovuldu yahut barınamadığı döneklikleri kendi terkederek son nefesine kadar bu güzel ülke sevdalısı olmanın tavrı duruşu sapa sağlam düşünce emekçisiliğini yaptı sevgili NİHAT GENÇ.
Her değerin en çok da insanı onursuz kişiliksiz satılık etiketiyle tezgaha koyarak parayla alınıp satıldığı çıkarcılığın hak hukuk ahlak itibar saygı sanat kültür edep ve edebiyat tanımayan günümüz dünyasında gittikçe eksilip azalan değeriyle Nihat Genç’ in aramızdan ayrılışına en derin üzüntülerimin saygısı ve sevgiyle
Seyfi.
…
KİTAPTAN KİTABA 20
(ZWEİG’ ın SATRANCINDAN)
….
Satrançta tutuklandığı nazi sorgulamaları sırasında sorguculardan birinin cebinden çaldığı satranç kılavuz kitap sayesinde kafeste boğulduğu hiçliği tutunabilecek kadar hayata kazandırmak için çarşaftan satranç tahtası ve ekmek kırıntılarından oyun figürleri yaparak bütün yazılı oyunları ve hamleleri ezberler. Bu da zamanla can sıkıcı hal alınca kendi kendini ikiye veya siyah beyaza bölerek aklını yitirecek çılgınlıkta , uyku aralarında dahi kan ter içinde kalacak, bardağı uzanıp kavrama yeteneğini odaklandığı travma kabusunda yitirecek ve yıkılıp devrilene kadar zarar vermenin cinnet derecesinde kendini bozguna uğratmaya azıp manyaklaşacaktır..
Aslında bu gizli intihar döngüsünü Zweig, kitap yazma veya illa bir şeyler yazma baskısına her sanat dalında kendini en iyisini yapıp üretmek kıskaç kelepçesine mahkum edenlerin çokça yaşandığı korkunçluğu kendinden bilip tanıdığı şablondan özetle,Satranç oyuncularının hikaye dramına aktarıp uyarlamıştır bir gemi yolculuğu öyküsüyle yazdığı SATRANÇ adlı romanda yine kendisini Amok Koşucusu’n daki gibi anlatıcı olarak başrole alan Stefan Zweig.
Vahşi, kendinden geçmiş, kendi kendini imha etmek için satranç komasına girerek ölmedikçe ordan çıkamayan; dünyadan izole, eşyasız, mobilyasız, kirli, kapalı, karanlık sadece baktığı zaman yangın merdivenini gören tek pencereli bir hücrede yaptığı muhasebecilik döneminde Hitler Gestapo’ sunun farkında okudukları fakat nereye aktarıldığını bilmedikleri para kaynağına ulaşmak için toplama kamplarına değil , özel mahkumiyet hücresine kapatarak aylarca sorguladıkları zindan bir yerde tam da yaşama son anda sayesinde tutunduğu ve artık bilindik oyunların tatmin etmediği kendi kendini yenmeyi keşfe çıkan satranç derinlerine daldığı yerden çıkamayıp ölüme gidecekken, sorgucuların farkına varıp yatırdıkları bakımlı klinikte aylar sonra sanki ölmüş de yeniden dirilmiş gibi yeneden içmeden kesilen bayılma travması sonrasında başucunda duyduklarına inanamayarak yavaş yavaş usulca ve temkinle gözlerini açarak karşısında duran hemşireye sevindiği, ilk defa kadın görmüştür Dr.B.
O kadar ki, sorgu zamanlarının bir an önce bitip hücresine kendi kendisiyle satrançta boğazlaşmaya dönmeye can attığı; ve temizlik yapıp yemek getirmek için gelen gardiyanın orda geçirdiği kısa süreli vakte dahi tahammül gösteremeyerek kabusa kapanmanın ardından iyimser ve güler yüzlü insan sıcaklığını çoktan unuttuğuyla geçirdiği sinir krizi cinnetiyle gardiyana hücreye bir fırsat geldiği rutinler sırasında satrançtaki rakibi sandığı algısıyla saldırarak , “ yap artık hamleni alçak hortlak” deyişi, onu bakımlı, aydın, geniş ve kafessiz pencereden kayıp dünyanın güzelliklerinin ve sakinliklerinin göründüğü doktor nezaketlisi hastane odasına taşınmasına sebep olur Dr. B.
Rakibi oyun tahtası ve figürleri olmayan yere kendi hayalini koyarak ikiye böldüğü siyah beyazlığın her ikisini birden, hem ruhen hem bedenen satrancın sırrı gizemindeki bütün atak kurgu oyun ve hamle ihtimallerini ve evrensel sonsuzluğunun tüm bilinmezlerini hayalinde düşünüp kafasında canlandırarak keşfetmeye aklını yitirme pahasında kurban ettiği, piyon, kale, vezir, at, şah ve piyadeler onun hayatını esir alan tek düşüncesi ve dünyasıdır artık.
Tekrar hatırlamadı veya oynaması durumunda aynı derin bunalım, buhran ve baş edilmesi güç sinir krizlerinin kucağına düşme tehlikesi olan hastalıklı korkuları ve bağımlılığı vardır artık.
Bir de Czentoviç vardır…
Yugoslav, orta halli teknecinin oğludur. Babası dalgalı denize açıldığı sırada büyük bir geminin ağır çarpması sonucu parçalanan teknesinde ölümünden sonra onu evlatlık alan köyün kilise papazı korur kollar eğitir ve büyütür. Temizlik bakım tedarik düzenleme gibi kilise hayatında yapılacak ve örülecek bütün işleri hiç bir itiraz göstermeyip aksaksız yerine getirmede uyumlu itaatkar olmasına karşın her şeyi ağırdan alan, çok az konuşan, hiç kimseyle sosyal ilişkisi ve çevresi olmayan; papazın tüm titiz çabalarına rağmen alfabeyi ve okumayı bir türlü kavrayıp ilerletemeyen ilgisiz donuk durağan ve hantal biridir Czonteviç.
Fırsat bulduğunda papaz köydeki Jandarma çavuşuyla satranç oynamaktadır. Czentoviç’ de onların kenarına büzülüp sessiz suskun hiç yokmuş gibi başını eğdiği ve gözlerini ortada dönen oyuna kilitleyerek onlara olan biteni izlemekle onlara eşlik etmektedir. Bir gün tam oyunun ortasında köyden birinin öldüğü ve gömülmesi için kilise papazı cenaze yerine acil çağrılınca, papazı beklerken pipo içmekte olan Jandarma çavuşu hiç kımıldamadan satranç tahtasına gömülecek derecede ilgiyle bakan Czentoviç dikkatini çeker. Anlıyorsa oynamayı ona sorduktan sonra utana çekine satrancın balına geçen tembel Czentoviç papaz dönene kadar sayısız rövanşla çavuşu darmadağın eder. Papaz gelince onun satrançtan anlar okuluna hayret ettiği gibi, defalarca yenilerek çavuşun akıbetine uğrar. Derken küçük çaplı şenlikler festivaller pazarlardan sonra şehir şehir ve en nihayet dünya turnuvalarında rakip tanımayan şampiyonluklar yaşadıkça, sıradan ve düşük otellerde kalarak hem para biriktirme servet edinme tutkusunu artırır , hem de kalın kafalı oluşunu sıradan insanlar dışında çok az konuşarak ve kimseyle ilişki kurmayarak örtüp saklar, satrancın getirdiği şöhret sayesinde ve başka hiç bir yaşam biçimi tanımadığı için her şeyin balı ve sonu satranç olarak bilir, kendini herkesten değerli ve üstün olduğunun kibirine kaptırır.
Güney Amerika’ ya giden gemide düzenlenmiş olan turnuvaya katılmak için o da vardır. Stefan Zweig bu kalın kafalı fakat dünya ünlüsü olan kişiyi tanımak için bahaneler arar.
Mc. Conner satranç tutkunu aynı gemide iş icabı bulunan ve yenilgiyi yahut kaybetmeyi asla sevmeyen iskoçyalı tüccardır. Onunla tanılan Zweig herkesin göreceği yerde oyun kurarak Czentoviç’ in ilgisine ulaşır. Her ikisine karşı para karşılığına oynayan Czentoviç onları ilk elden sonra yenilgiyi sindiremeyen Mc. Conner’ in ısrarla talep ettiği ikinci rövanşında Dr. B oradan geçerken verdiği oyun taktikleriyle ne dediyse aynısının gerçekleştiği hamlelerle berabere biten oyundan sonra, yalvar yakar Czentoviç’ le karşılaşmasını isteyerek sadece bir kere şartına razı getirirler . Karşılaşmada Czentoviç kaybeder. Fakat kazanmanın akıntı seyrine kapılan D.r B her hamlede kontrolünü ve kendini kaybettiği sanrıların hastalıklı halinin komasına girer çünkü olabilecek en bıktırıcı ve patlayıp saldırganlaşacak derecede aklını ve bilincini yitirme travması yaşadığının ağırdan alma davranışıyla Dr.B.’ nin cinnet geçiren açık ve zaafiyetinin farkına varmıştır Czentoviç.
Birinciyi satrancın bütün bilindik bilinmedik hamlelereyle silip süpürüp yendikten sonra Dr. B. , Czentoviç’ in İkinci rövanş isteğine yok diyemeyerek kapıldığı ve korktuğu başına gelmiş, saplandığı cinnette eli ayağı ve hatta dudakları titreme komasıyla aklı zihni birbirine karışıp dolaşan hummadan tekrar sinir krizinin dibine düşmüş, rakibinin bitmek ve geçmek bilmeyen sakin kasıtlı sessizlik ve yavaştan alma taktiğine kendi kontrolünden çıkarak kabusunda depreştiği sabırsızlıkla tıpkı sorgu hücresindeki travmanın tekrarındaymış gibi durmadan terliyor, ayağını yere vuruyor, endişeleniyor, yerinde duramıyor, bardak bardak su içiyor, her molada heyecanı ve kalp atışları gittikçe artan hızlı adımlarla kriz zamanında olduğu gibi sigara odasına kendini atarak ileri geri gidip gidip gelmektedir Dr. B.
Oyun ilerledikçe günler haftalar aylarca kendini boğup öldürürcesine hiç kimsesiz ve sürekli Nazi Gestaposu’ nun işkence veren sorgulama hücresinde dünyadan hayattan her şeyden ve herkesten kendini koparıp içe kapanarak kendi kendini yenmenin dramatik kabuslu girdabına girer Dr. B. Artık bulunduğu yeri kişileri oyunu algılayamayacak derecede hiç bir davranışı ve hamlesi hiç bir bir anlam ifade etmeyen derin depreşmeler içindedir. Yüzünden okunan öfke komasındaki sakinliğini yitirdikçe konuşmaları seğiren dudaklarının titremesi artar, kekemeliği başlar, konuşması bile anlamsızlaşır. “ artık hamlenizi yapın “ diye ağırdan alarak humma cennetine sokan Czonteviç’ e kalkıp bağırınca durumun farkına varan Zweig, sorgu hücresinin gardiyanına çullanıp saldırdığının aynı kendini kaybetmişliğini görerek yanına sokulup oyuna son vermemesi halinde kötü gidişin kendisinde eskiyi tazeleyen acıyla dolu korkunç felaketler travmasına sürükleyeceğini fısıldayıp Dr. B. yi kapıldığı cinnetten vazgeçmeye ikna eder.
Yukardaki işin özeti niteliğindekileri satırları tekrarla:
Kapıldığı ve kapandığı mutlak başarı grafiğine, rakipsizlik üstünlüğüne şöhret olma gösterişine kibirlilik kaprisine ve kusursuzluk mükemmeline hangi meslek dalında olursa olsun akkını fikrini emeğini duygusunu bilincini vicdanını hayatını düşüncesini ve insanlığını kaybetme pahasına ve kamçıladığı hummalı cinnet kabusunda kendi kendisiyle dur durak bilmeksizin ölümüne yarışmaya şartlanmışlığın takıntı saplantısını ve piyasa beklentisini doyurmak için kendi yazın dünyası deneyiminden çıkarımladıklarını ortaya uyarlamış bir romandır Zweig’ in Satrancı
Seyfi Karaca… Haziran/25
..
KİTAPTAN KİTABA 9
. ..
Yakubun , yani diğer bir adıyla İsrail’ in yokluk sefillik kuraklıkla boğuşurken mevcut durumu daha iyi bir geleceğe bağlana düşüncesiyle dağlar - çölleri aşma pahasıyla Mısır’ a yolladığı oğullarının KUYU’ ya atılma hikayesiyle kuş uçmazdan geçen kervancıların esir tezgahına koyarak sattığı Yusuf, hikayenin devamında hem sarayın yüksek seçkini Züleyhaya( Zeliha) eş olmasına hem de tüm Mısır’ a hükmeden yetkiye sahip olmasına rağmen adapte olduğu yerleşik alışkanlıkların hiç birini değiştiremediği gibi Firavun sisteminin en acımasız koşullarına esir pazarı köleleri olan kavminin kurtuluşu, aynı süreçten geçerek sistemde seçkin yüksek mertebeye erişen, fakat en acımasız koşulların kölesi olan İsrail( Yakup) Oğullarını yaşadıkları eziyete akıl fikir vicdan muhasebesiyle isyan ederek; manipülasyona ve yani asimilasyona uğramamış iradesiyle kurtuluşlarını sağlayan Hz. Musa olmuştur.
Bugun kural kaide kanun vicdan ahlak toplum dünya insanlık tanımayarak, güce hırsa servete gösterişe acımasızlığa kebire kaprise zorbalığa doyumsuzluğa sadistlik derecesinde kapılıp tapınmanın kontrolsüz bir çıldırmışlığa evrilip dönüştüğü ; ve para hükmüne bağımlı dünya kasabasının korku tehdit baskı endişe şiddet savaş ölüm zulum sarmalına bozulmuşsusmuş sinmişliğini birbirini örnekleyen benzerlerin küresel boyutlu eş zamanlılığa iş başı yapmış despotlukların en seçkinlerinden olan; ve hem haydut , hem kovboy, hem katil, hem şerif hem de takım elbisesi kırmızı gravatı beyaz gömleği siyah iskarpinine varıncaya kadar formatı aynı kafadarlığın digital diktatoryasından icat olmuş ve klonlanmış Netenyahu’ nun ( biri Alman kökenli biri İsrail ) yanında kendileriyle işbirliği yapanlara imalı alaylı övgüler parlatan Trumph, iyiyi kötü, kötüyü iyi, yanlışı doğru, yobazlığı onur, özgürlüğü manyaklık, yalakalığı sadakat, doğruyu haram, şiddeti dehşeti vahşeti ve zulümü refah payı gören ve gösteren ve Musa’ nın On Emri’ ni ters yüz ederek kendilerin tanrı yetkisiyle donatanların locasında oturtan Algı yönetimli Yeni Dünya Düzeneği ’ nin ( Bop Eşbaşkanlığı gibi de tezgahlarında yan ürünleri olan) Manipülasyon merkez karargahçılarıydı.
Çünkü hayatı doğuran besleyen büyüten geliştiren bakan gözeten koruyan geliştiren donatan ve sosyal ilişkisi sağlam ortak yarara paylaştırarak devamlılığını sağlayan bütün toplumsal değerleri, alışkanlıkları, birikimleri, kazançları, sorumlulukları ve hassasiyetleri akıl fikir özgürlük ve vicdan iradesinden çıkararak herkesi sefaletiyle sürünen köleliğe uyuşturup her dilediği sapkınlığı işlemeyi kabullendirmeyi ve en nihayetinde kendi secenceksizliğini her çarpıttığı Algı Yönetim icraatıyla ilahlaşmaya sindirip susturma istismarcılığının adı adresi, sosyal MANİPÜLASYON şirketçiliğidir.
Orta Asya’ dan çıkıp Balkanlar’a doğru giden ve sürüklenen tarihi serüvende Kıpçaklar ve Peçenekler’ in gittikleri yerel alışkanlıklara göre köklü değişim dönüşüm yapmaları uğradıkları asimilasyona bağlıdır. Tıpkı hanedanlığı dönem surasında Tüccar ve gezgin Marko Polo’ nun taaa İtalya’ lardan kalkıp uzunca yıllar orada kaldıktan sonra baharat, kumaş ve makarna ürünü Şipahetti en başta olmak üzere İpek Yolu Ticaretini doruğa ulaştırmaya aracılık ettiği Kubilay Hanlığı, tüm Çin’ e imparatorluk ettiği halde kendisi ve bütün tebaa, zamanla yerel koşullara asimile olmuştur. Hindistanda Babür dersen. Aynısının yaklaşık akıbetke bir diğer benzeridir.
Bütün batılı kapitalist emperyalist blokunun en vahşi derecede büyük emeklerle binyıllarca kazanılmış bütün insani değerlerden kopup yaratıklaşarak kendi şahsi çıkarına düşkünlüğü kutsayan en acımasız soygun sömürü zulmünü piyasa ilişkisine göre güncelleyen dayalı döşeli sistemi değiştiremeyen yazar çizer siyasetçi sanatçı bilimci akademisyen eğitimci ve sivil toplumcuların tümü, değiştiremedikleri yapının bütün inandıklarından asimile olan dönüşümle kapı kulu, tetikçi suikastçisi veya kiralık aygıtı olarak kıyamet örgütleyip çağıran sistemin savunucusu ve hukuku hakkı iyiliği doğruları olmayan yıkım yapmaların kadrolu elamanı oldu. Sovyetler’ in zaafiyetine kin ve nefret derecesinde çullanıp çökerek azgın sapkın kapitalistlerin dünyasının haklı ve kutsal olduğu fikrini yayan manipülasyonda Orwell’ in kim kalemşörlüğü aynı suikast silahından çıkan tetikçiliğe hizmet etmektedir ne yazıkkı.
Gelelim Orwell’ in 1984’ üne …:
Hayvanlar Çifliği’ ndeki gibi sürreal kurguya dayalı fakat gerçek yaşamı tersine çevirerek okuma yapan; okuyucuyu da bu yönde algı yönetmeleriyle uyandırdığı kanaate etkilemeye çalışan yoğun ve maksatlı çabayı odaklanır.
Sihirbaz bir aynanın içinde her şeyini yitirmiş kaybetmişleri paradan puldan posterden kitaptan mezardan hatta sigara paketlerinden; uykudayken şaşkınken sessizken uyanıkken banyodayken metrodayken yapayalnızken otururken gezerken sevişirken bile herkese her an kafa tasının dibine kovuğuna dahi her şekilde her yerden bakıyor gözetliyor ve denetliyordur bu parti devletinin sahipleri.
Eskiyi hatırlatan insani değerlerini davranılını alışkanlıklarını ve her şeyini bozmuş terketmiş bir kozmik kıskacın içinde yaşanmaktadır. Her şey cihaza bağlı suni yalam kaydındadır. Eline bulaşan mürekkebi bile sisteme karşı gelmenin suçunu işlemiş olabileceği korkusuyla okumayı yazmayı dahi bırakmıştır proğramlandığı bilgi kirliliğinin çöpünü tüketmeye mecbur herkes.
Hakikat Bakanlığı’ da düşündüğüne kendinden bile saklayarak amaca uygun kurulu bir robot ilişkisiyle çalışmaktadır Winston. İnsanlar her şeyi yaşarken robotik düzende merkeze bağlı cihazlardan verilen komutlarla yaşarlar. Bu yüzden de kapatılmış bu hücre dolaşımının aksini düşünüp davranmak kesinlikle mümkün değildir. Bilinç altında bulduğu denetim dışında kalmış olan eski boşlukta Şekspiri ve sistem tarafından imha edilen annesini kız kardeşini hatırlayarak, herkesten gizli saklı iç güdüsüne karşı koyamadığı istekle Günlük yazmaya başlar. Fakat yazdığının tümü hiç kimseye ulaşma şansı olmayacağı sebebiyle buharlaşıp boşa gideceği kesindir ve düşünce polisinden başka kimse okuyup anlamaya donanımlı erişkin ve sahip değildir.
Askında dikta otoriterliğini dayatan bütün yönetimlerin ortak bileşenlerini yazdığı halde, sadece Stalin Sovyet Rusyası’ nı yerden yere çalan; çaktırmadan da İngiliz’ liği kutsayan; doğu batı soğuk savaşları sırasında da batı blokuna anarşist militanlığı derecesinde hayli tarafgillik katkısı sunan bir maksadı vardır 1984’ ün. Kasıtlı odaklı ve tek taraflılı bu kitabı o zamanların Stalinist sovyet idaresi tarafından kendilerini hedefe koyduğu gerekçesiyle yasak getirilmiş.
Bireysel özgürlüğü olmadığı için kollektif blokçu ve yaşlara cinslere gruplara katagorize olmuş ve yüzünde aska mutsuzluk memnuniyetsizlik çağrıştıran mimiklere hayat hakkı tanımayan topluca paket halindedir yaşamın seyri. En acı veren korku dert hastalık kaza bela ihmal kaygı şikayet baskı endişe yahut yaşanmışlıklarda bile gülümsemek; aksi halde bedeli cezai işlem yaptırımıyla ödenmeye mecburi ve zorunludur. Hiç kimsenin en sıradanı dertleşmek için veya kendi normalini hatırlamak için başvuracağı hiç kimsesi yoktur. Çünkü formatlanmışların aksine en ufak bir duygu sızıntısını bile hemen anında izleyişinden kaçışı olmayan cihazlarla algılanıp fark edilmektedir. Ayrıca herkes birbirinin aykırı hareketine örgütlü ispiyoncusudur.
Londra’ yı bombalayan Almanlar olduğu halde ve Atom bombasının atıldığı ülke Japonya iken hepsini bombalanma sırasında ingiltere olarak ölüm korkusuyla metrolara doluşötuklarını ve gemisi batan Titanik’ ten sahneler anlatarak annesini nasıl kaybettiğinin suçunu histerik bir harmanlamayla Sovyetlere çıkarır.
Düşünmemek ve için, için için çöküp çürüyen kof ve kısır döngüde duyulmayan tüm acılarını bastırmaya alkolizm bataklığında boğuluyor, - göz yaşlarından dahi alkol aktığı - durmadan ( Aşırı Votka tüketen Ruslar’ dan dem vurarak) Cin içiyordu herkes .
Geçmişe dair bütün dil tarih kültür alışkanlık inanç yaşam tarzı ve toplumsal yapıya dair bütün belek birikim ve hafıza kaydını silerek kendini dayatmaktadır sistem.
İletişim bakanlığında merkezi basın yayınla ilgili ( pravda) Times’ te çıkan haberleri ve geriye dönük sistemin yanlışlarını güncelin ihtiyacına uygun manipüle işlemiyle ve eski tüm bilinenleri özel yakıp yoketme ünitelerine sevk etmeklen sorumlu ve görevlidir Smith Winston.
Lazım olduğunda kenara konulan hayata baş vurup kullanmak ve başka zamanda dayatılan dışında her şeyi unutmak en temel slogandır. Mantığa karşı mantığı silah olarak kullanmak, veya ahlakı savunurken en bilinen ahlaksızlık yapıp etmek, yanlışı doğruyla büküp çarpıtarak kendi maksadına düzeltmek , ( tipik günümüz dünya toplum ilişkileri ve insan tiplemeleri gibi) sadece mecburen gerektiğinde insanlığa başvurmak ve hatta bilinçli bir şekilde bilinçsizliği aşılamak gibidir bu çarpık sapkın slogan. Çünkü yeniyi aşılayıp afyonlamak için geçmişe dair ne varsa bellekten akıldan bilinçten ve akışkanlıklardan kazınarak kasıtlı algılarla güdülebilirliğin kasıtlı empozesi işlenip donatılması, bütün zorba ve despot yönetimlerin ortak eğilimidir.
Ardında hiç bir belge kayıt tanık veya şahit bırakmayarak topluma önceden beyan edilip tutturulamayan hedeflerin veya vadedilmişlerin yerine getirilmeyenlerinin bozuk eksik hatalı olanlarını kayıttan silip, üzerinde oynanarak tamamen imha ettiğinin yerine sanki her vaadedilenin fazlasıyla karşılanmış gibiye ne nasıl ve ne ölçüde gerektiği kadarının yapay ( gazete dergi film kaset bant televizyon grafik fotoğraf radyo kitap afiş… toplumla iletişim kurulan her kültürel bağda ve iletişim alanında) dokunuşlarla düzeltilmiş olanları hatasız kusursuz olarak güncellemeye yerleştirilen hile bazlı çalışma sistemidir Winston’ un mesai günlüğü. Oysa üstünde oynanarak gerçeği değiştirilen ( her şeyde olduğu gibi) hayatta, sözde astronomik miktarda ayakkabı üretildiği arşivlere geçiyor, fakat ne hikmettir ki herkes ayakkabısızlıktan dolayı çıplak ayakla gezip dolaşıyordu. Sisteme uymama gerekçesiyle buharlaştırılarak ortadan kaldırılan insanlar da sanki hiç yaşamamışlar gibi kayıttan silinerek bu imha dolaşımının bir uygulamasıydı.Her bina ve daire katlarında görevlendirilmiş uzmanlarıyla toplumla iletişim adına ne varsa sahtesiyle çarpıtıp manipüle etmek için özel birim ve elit ekiplerden kuruluydu. Ses taklit edenler, yazma orduları, kopyalayıcılarıyla, herkes hiç kimse olarak işbaşı ve paydos bitimi yapıyordu.
Sürreal kurgulama türü sanatçıdından veya şair- yazarından geniş hayal örgü yeteneğinin derinliğini gerektirirken , diğer taraftan da ilgili kişiye dilediği gerçek veya hayal var yada yok geçmiş ile gelecek alanlarına sarkma görünme veya kaybolma imkan rahatlığı verir. 1984’ te Orwell kendi adına ördüğü bu genişliği dilediği gibi ( sanalla gerçeğe veya geçmişle geleceğe gidip gelen romanı istediği gibi getire götüre ) evire çevire kullanmaktadır.
Öyle görünüyor sosyal siyasal felsefi ve kültüre bağlamıyla burayı tamamlamaya daha bir kaç başlıkla devam edecektir bu yazı silsilesi.
Seyfi Karaca…. Nisan/25
…
KİTAPTAN KİTABA 7
..
FAKİR kavramı, ruhlar aleminin Nirvana, Hari Krişna, Şiva gibi alt başlıklar mertebesiyle tüm zorluk güçlükler sınavından katlanarak tanrısal erişilmezliğin katına çıkmaya insanı dünyadan soyutlaştıran; ve insanca yaşamanın her şeyini terkederek sefilliği her yerinden dökülen sınırsız sonsuz SABRIN kulu kölesi yapan; bununla da hiç karşı duruşlu direnme ve itirazı olmadığı gibi kendine kutsallık atfederek yıkıcı sefaletini mutluluk paydası sayan bilen inanan yaşayan ve övünen Brahmanizm’ inden gelen ve tüm DOĞU kültürlerini ve tasavvufi mistik anlayışını derinden etkileyen( fakir terimi Türkçeye ordan gelmektedir) toplumsal hiyerarşinin urumsal ve dinsel kimlik karakteridir. Buna göre ne kadar acı çeker, en dibi ölümden başka yer olmayan sefaletin kuyusuna düşersen o denli ilahi çaplı profilde ( sefaletini şartlandıran kabuğa karşı çıkmayı tanrısına karşı çıkmak günahkarlığı olağandan bilinerek) mükafat takdir ve rağbet görürsün. Oysa her toplumda sonu gelmeyen acılara zulümlere baskılara korkulara tehditlere ve sefilliklere katlanmak; yapanı güden insanını tanrılaştıran ve her türlü istismara davetiye çıkaran akıl fikir vicdan tanımaz mahluklaşma kıyamet külliyatıdır.
Bu yüzden haktan yemeden içmeden hayattan insanlıktan tümüyle kesilmiş, beti benzi kül Hint fakirleri vazgeçtikleri her şeyi soylu sınıfın akıl almaz vicdan götürmez ihtişamlı ve gösterişli imtiyazlarına terkederken; iskeleti dışarı çıkmış sefaletinin fotoğrafını çeken turistlere poz verip dilencilik payıyla ölümün gırtlaktaki nafakasını yutkunurlar. Üç aşağı beş fakirliğin amentüsü ordan gelen ve onlardan etkilenen bütün Doğu toplumlarında insanca yaşamayı kendine hak görmeyen tepkisiz duyarsız kabulün sonsuz sınırsız sabır esaretine sindirilmişliklerde durum vaziyet böyledir. Ve yine bu yüzdendir ki Gandi’ nin “ Mustafa Kemal Atatürk İngilizleri savaşla yeninceye kadar biz onları asla yenilmez tanrı biliyorduk” demesi yok yerden tesadüfi icat değildir.
Paraya çevrilebilir değer kıymetten değildi hak hukuk adalet vicdan akıl fikir bellek bilgi zihin duyarlılık cesaret özgürlük dil kültür sanat ve donatımlı kişilikli karakterli insanlık zenginliği. Hiç bir ikramiye kuponundan asla kendiliğinden çıkmayacak olan hayati ve yaşamsal bedelin iyilik sağlık huzur istikrar ulaşım iletişim güven ve mutluluğuna ilişkin her türlü sancılarını erişimlerini dolaşımlarını çabalarını kaygılarını düşüncelerini sorumluluklarını ve zorluklarını sahici kişilik ve karakterde kendi gerçekliğiyle kazandırmadıkça hiç bir çaba, güdülen niyetin ödünç soyut suni yapmacık müdahalelerle istikrarlı ve kalıcı gelişim ve zenginleşmelerini sağlamayacaktır.
Özgür aklı fikri etkinliği katılımı seçeneği İradesi kültürü sanatı içeriği farkı olmayanların hayatı, çağımızın herkesi içine hapsettiği yönlendirdiği yönettiği her hangi tüketim maddesiyle eşit gördüğü değiştirdiği alıştırdığı dönüştürdüğü asimile ettiği yalnızlaştırdığı buyurduğu ve her şartlandırdığına sonu gelmez bağımlılıklarla sürekli ihtiyaç artırımından öldürerek yaşattığı kişiliksizlik formatladığı aidiyetsizlik kışkırttığı vade biçtiği borç bataklığı fiyatlandırdığı hiçe saydığı ve algıda duyguda düşüncede bütün davranış bozukluklarını dayattığı kontrol ettiği BİRİ BİZİ GÖZETLiYOR toplumsuzluğunun ara mesafeli metalik kapsülleri içinde ruhsuzlaşma dürtüsüne bağımlı betonarmelere sığmayan kalabalıklaşmalar deposu ve modern köleliğin iç güdüleriyle yaşayan dönüm dolaşım çarkıdır.
Ne yazık ki geri dönüşü olmayan özel programlı toplum mühendislikleriyle sürüklendiği yıkım ve erozyonlara çoktan alıştı kanıksadı savruldu ve kabullendi bu herkesi kendi payınca kıyamet etme enkazını insanlık.
Kitabın ikinci bölümü ve romanın üst başlığına ismini veren Efendi ile Uşağı’nda ise, istikrarlı hiç bir işte dikiş tutturamayan ve bütün ömrü yoksulluğunu hayatının vazgeçilmezi bilerek her kovulduğu kapıdan sonrasında terkettiğinin aynısını sefil sürünerek yaşamaya hayatta hiç bir şeyin sahibi olmayan ; fakat bütün insancıl duyarlılığını gücünü enerjisini saygısını sevgisini çalışkanlığını ve tanrıya olan kulluk bağlılığını efendisine itaat etmekle birebir özdeşmiş; hiç bir şartta da bundan vazgeçmeyen; gereğini yerine getirdikçe de kendini günahsız, mutlu, memnun ve hatta zengin sayan uşak Nikita’ ya karşın, yetinme doyma ve kanaat ilişkilerini ve sınırını sahip olduğu ve olmak için de ölümü dahi göze aldığı hayatta hiç bir başkaya ilim irfan inanç görgü kural ahlak saygınlık değer avuntu kişilik kıvanç onur bedel tanımadığı ve en büyük mutluluk ideali her şartta her ne yolla olursa olsun Mirinov’ ların milyonerlik mülk ve servetine denk zenginliğin sahipliliğine ulaşıp yetişmek olduğu gözüddönmüşlüğün ardında sürüklenip giderken; kar kış kıyamet bir günde yanına aldığı sadık uşağıyla( Nikita) birlikte tipiye borana ve zifir geceye saplanıp kalırlar. İlle pazarlığına yetişmek ve yeni araziler satın alma hırsının kapılmışlığından bir türlü ölümle pençeleşmeler içinde titreyen yarınki sabahı bulamazken, ayaza buza kesik sonsuzlukta ölümün artık iyiden iyiye kendini çağırdığı yerin her yerden daha muhteşem bir yer olduğunun soğuklarına sarılarak, hayatını ve insanlığını hiçe saydığı Nikita’ nın sağ kalıp kurtulmasını hayatta yaptığı ve yapacağı en büyük kazanım olarak görüp, gövdesindeki bütün örtüleri kendi ölümü pahasına onun üstüne kapatan; uğruna yanılıp yenildiği dünyanın tanrıya dönüşün haz ve mutluluğuyla sonlanan her şeyinden vaz geçmiş toprak derebeyi Vasily’in yol öyküsü yazılıdır. Böylece de Kitap, iki zıt karakterde kendi sınıfsal özelliklerine aykırılığın bitişe yakın yerinde ölümün ve yenilmişliğin çağrıştırdığı kargaşanın girdabında sürüklenirken kabuk ve karakter değiştiren; fakat kültürel ekonomik ve somut gerçeklikte hiç bir şey değiştirmeyen ve insanlık tarihinin çağlar boyunca güncelliğini yitirmeyenler arasında sıkışıp kalmışları deşip didikleyerek sebepleriyle sonucunu zaman aşımına bırakmaksızın okuyucunun aktif katılımına bırakan en temel sosyolojik olguyu ele almakta.
-“ Bana dinden bahsetme, yaşadığınla tanrıyı göster bana” bakış açısına bitişik olarak” Eğer acı hissediyorsan canlısındır, başkasının acısını hissediyorsan insansın” gözlem ve sorgulama çıkarımıyla tanrı insan doğa dünya ve toplum kavramlarını irdeleyip toplamını ilahi bir gücün irade yetkisine yazıp yorandır Tolstoy.
Bu yönüyle de ana fikrinde ötekilerde olduğu gibi bu romanda da Tolstoy’ un bütün diğer yazdıklarında olduğu gibi nihai sonu, sosyal yahut bireysel her karanlık kargaşa sefalet açmaz çıkmazında tanrıyı işaret eden çıkışın ısrarla gösterildiği sanatsal yazını ve edebiyat işçiliği vardır .
Kendine özgün donanım birikim gayret çaba emek ve dinamiğiyle sağlanan her gelişme, insanı ve toplumları aciz ezik mahrum muhtaç geri kalmışlıklardan ve cehalet bataklığından kurtarır. Başkasının sağladığı ödünç kiralık yahut zoraki dayanak ve desteğiyle yaşamsal ihtiyaçlarını kendinden kaynaklı akıl fikir bilim irade sorumluluk araştırma ve gelişmeye dayalı kaygısı gayreti üretimi ve paylaşımı olmaksızın tedarik etmeye alışmış bağımlılıklarsa, yerli ve yabancı sömürenin yağma yıkım işgal uydusu ve daimi sömürgesi olur. Bu güne kadar dünya çapında çıkan bütün savaşlar ve işgallerin ana temelinde siyasete yön ve şekil veren ekonomik sebeplerin olduğu; kültürel hegemonyanın da buna besinn kaynaklığı yaptığı sömürmeye uygun sürekli YENİ PAZAR ARAMA işine en son Yeni Dünya Düzeni markasıyla hiç bir ULUS DEVLET gümrük sınırı tanımayan ve yerel iç dinamiklere hiç bir hayat şansı vermeyen Vahşi Kapitalizm veya bir başka deyişle Neo Liberal küreselcilik çapulculuğu inşa edildi.Bugünlerde ise serbest neo liberal piyasacılığın yayılmacı ilkesiyle en temelden çelişen Amerikan Ulus Devleti’ ni kendi sömürdüğü tüm dünyaya karşı vergilerle herkesin pazarı olmaktan koruyucu olacağını idda ettiği ( bizzat kendilerinin ana bayiciliğini yaptıkları serbest piyasacılığa kısıtlayıcı müdahalelerle) Ticaret Savaşları’ nı devreye koymakla, dünyanın kötüye gidilini daha da kötüleştirecek ve her pazar kızışması sonrasında olduğu gibi militer savaşlara her an evrilecek sapkınlığın fitilini ateşledi kapitalizmin ( kendileeini koyduğu Serbest Rekabetçi Pazar Piyasacılığını tek kutuplu küreselcilik diktasına tapınaklaştıran, kutsayan ve bize de Oniki Eylül operasyonuyla sınırsız gümrüksüzleşmeyi ve denetimsiz sömürüyü yerli işbirlikçilerinin öve öve bitiremediği her türlü işgalciliğin yol geçen hanı kılan karakteristik manifestoya darbe girişiminde bulunarak) genel müdürü Trump.Onun; yani neo liberal sömürgeci- yayılmacı emperyalciliğinin hiç bir ahlak kural kanun ilke onur saygınlık vicdan hak hukuk sınır ve hudut tanımayan azgın sapkın vahşilikteki sömürü makinasının dayandığı yer, kendi dinamiğiyle bilimsel temelde kalkınıp özgürleşmeye ihanet etmiş cehaletin gericiliğin yobazlığın etnik siyasi ve mezhepsel çatışmaların karamsarlık kayıtsızlık suçluluk değersizlik hiçlik ve yitiklik duygusu aşılanarak adanmış kalabalıklarına itaatli uyumun ödüllendirilip kutsandığı ve toplumsal değerlerini her türlü yağma yıkım süreçleriyle işlevsiz ve iceriksizliğe ters yüz edildiği; iktidarı muhalefeti birlikte aynı ihanet işbirlikçiliğine tekelleştiren ve her buyurduğunu hiç bir karşı duruşlu özgür irade sahibi itiraz yahut direnme tepkisiyle karşılaşmaksızın idare etmeye yaslanan garantili güvencedir.
Bu yönüyle de bu romanda da Tolstoy’ un bütün diğer yazdıklarında olduğu gibi ana fikrinin nihai sonu, sosyal yahut bireysel her karanlık kargaşa sefalet açmaz çıkmazında tanrıyı işaret eden çıkışın ısrarla gösterildiği sanatsal yazını ve edebiyat işçiliği vardır .
Kendine özgün donanım birikim gayret çaba emek ve dinamiğiyle sağlanan her gelişme, insanı ve toplumları aciz ezik mahrum muhtaç geri kalmışlıklardan ve cehalet bataklığından kurtarır. Başkasının sağladığı ödünç kiralık yahut zoraki dayanak ve desteğiyle yaşamsal ihtiyaçlarını kendinden kaynaklı akıl fikir bilim irade sorumluluk araştırma ve gelişmeye dayalı kaygısı gayreti üretimi ve paylaşımı olmaksızın tedarik etmeye alışmış bağımlılıklarsa, yerli ve yabancı sömürenin yağma yıkım işgal uydusu ve daimi sömürgesi olur. Bu güne kadar dünya çapında çıkan bütün savaşlar ve işgallerin ana temelinde siyasete yön ve şekil veren ekonomik sebeplerin olduğu; kültürel hegemonyanın da buna besinn kaynaklığı yaptığı sömürmeye uygun sürekli YENİ PAZAR ARAMA işine en son Yeni Dünya Düzeni markasıyla hiç bir ULUS DEVLET gümrük sınırı tanımayan ve yerel iç dinamiklere hiç bir hayat şansı vermeyen Vahşi Kapitalizm veya bir başka deyişle Neo Liberal küreselcilik çapulculuğu inşa edildi.Bugünlerde ise serbest neo liberal piyasacılığın yayılmacı ilkesiyle en temelden çelişen Amerikan Ulus Devleti’ ni kendi sömürdüğü tüm dünyaya karşı vergilerle herkesin pazarı olmaktan koruyucu olacağını idda ettiği ( bizzat kendilerinin ana bayiciliğini yaptıkları serbest piyasacılığa kısıtlayıcı müdahalelerle) Ticaret Savaşları’ nı devreye koymakla, dünyanın kötüye gidilini daha da kötüleştirecek ve her pazar kızışması sonrasında olduğu gibi militer savaşlara her an evrilecek sapkınlığın fitilini ateşledi kapitalizmin ( kendileeini koyduğu Serbest Rekabetçi Pazar Piyasacılığını tek kutuplu küreselcilik diktasına tapınaklaştıran, kutsayan ve bize de Oniki Eylül operasyonuyla sınırsız gümrüksüzleşmeyi ve denetimsiz sömürüyü yerli işbirlikçilerinin öve öve bitiremediği her türlü işgalciliğin yol geçen hanı kılan karakteristik manifestoya darbe girişiminde bulunarak) genel müdürü Trump. Onun; yani neo liberal sömürgeci- yayılmacı emperyalciliğinin hiç bir ahlak kural kanun ilke onur saygınlık vicdan hak hukuk sınır ve hudut tanımayan azgın sapkın vahşilikteki sömürü makinasının dayandığı yer, kendi dinamiğiyle bilimsel temelde kalkınıp özgürleşmeye ihanet etmiş cehaletin gericiliğin yobazlığın etnik siyasi ve mezhepsel çatışmaların karamsarlık kayıtsızlık suçluluk değersizlik hiçlik ve yitiklik duygusu aşılanarak adanmış kalabalıklarına itaatli uyumun ödüllendirilip kutsandığı ve toplumsal değerlerini her türlü yağma yıkım süreçleriyle işlevsiz ve iceriksizliğe ters yüz edildiği; iktidarı muhalefeti birlikte aynı ihanet işbirlikçiliğine tekelleştiren ve her buyurduğunu hiç bir karşı duruşlu özgür irade sahibi itiraz yahut direnme tepkisiyle karşılaşmaksızın idare etmeye yaslanan garantili güvencedir.
Bozmamak adına dünyanın işleyişini kainatın saatini yaşamın vakti gelince doğan ölen kuş ağaç hayvan insan ve iklim yaşayışının tarzını türünü doğasını çeşidini yollarını işleyişini ve göçlerini…
Yani düşünmek sorgulamak sormak irdelemek yakın bakmak kökten damardan ve topraktan incelemek gerekir sebepten sonucu getiren yalanı yıkımı yanlışı, yoksa en sonuncu gidenle bitip tükenesiye bir olgu değildir, insanın doğuştan iyiye olduğundan çok kötüye meyilli kaypak değişken meraklı olmasından kaynaklı yalancı talancı hırsız yolsuz tecavüzcü despot ve zorba haramilerin kendinden karakterliliği bütün yapısal bozukluklarıyla her seferinde daha bin beterinden murdarlaşan mutasyona uğrayarak çoğalması üremesi ve döllenmesi.
Çünkü her öksüzlük yetersizlik gelişmemişlik eğitimsizlik donanımsızlık doyumsuzluk açlık eziklik eksiklik yokluk muhtaçlık ve çaresizlik duygusuyla beslenip büyüyenler kendilerinde saygın onurlu güvenli istikrarlı hayatlar kurmak üretmek büyütmek ve donatmak yerine sürekli başkalarına acındıracakları boşluklar ararlar. Bu bağımlılık onlara her türlü kişilik ve karakter bozukluğunun üstün ve baskın gelen herkesi tanrılaştırmayı ve cesareti, liyakati, sorumluluk bilinci, hayat bilgisi, irade özgürlüğü,sorgulama becerisi, akıl fikir yürütmesi kendi dinamiği ve dirayeti olmayan başkalaşmayı dayatmaların yoz kültürünü, bağımlılık alışkanlıklarını,aşağılık duygusunu, özgüvensizlik yoksunluğunu ve kendine yabancılaş değişim dönüşümlerini aşılar.
Sonuçta hayati canlılığı, coşkusu, azmi, öz kaynağı, değeri, denge karlılığı ve yaşamsal veremlililiği kendinden olmayan bütün gayret ve çabalar iyileştirme niyetiyle de olsa boşa giden zahmetin kendini tüketip bitirmesinden başka hiç bir işe yaramayacaktır. Tarım toprak sanayi ilim bilim teknoloji de bu böyle olduğu gibi, sağlıktan güvenliğe değişim dönüşümleri çağdaşlığını kuramayan kendi veremliliğiyle ve kaynaklarıyla bütün toplumsal ilişkilerde de bu böyledir.
Değilse eğer, hacizlere iğreti her kurak çöl ve muhtaçlık, kendi sınırı ötesini geçmeyen istismar endüstrisinin ham hayalinden ibarettir. Ekonomik kültürel siyasi ve sosyal hayatı iyileşme yönünde hiç bir kendi etkisi katkısı verimliliği ve karşılığı olmaksızın refah payı yükseklere değiştirilip dönüştürüleceğine dair sahtelik sarmalları döngüsünde, hamaset kuruntularıyla talan tarumara terk edilerek derin yoksulluğu ve sefaleti kalıcılığa mahkum, tohum toprak ve toplum secere sicilinin asla gerçek anlamda değerini bulmuş hükmü ve yürürlüğü yoktur .
Seyfi Karaca… Nisan/25