Hızlı geçer yaşam sinsice,
Bakıpta görememecesine..
Hırlı, hırsız hepsi aynı trende,
Uğurlar olsun her binene...
Gece yüklü gidiyor gün batmaya,
Kırmızı giriyor karaya kör vardiyalarda..
Esinti vurdu dizelerime...
Kim astı bulutları pencereme?
Süpürüyorum elimin tersiyle..
Gözleri çiçekli sabahı getiren geceyi,
Katladım koydum cebime..
Ağzımda eskimiş bira tadı,
Yine ayaz Berlin akşamı...
Dinlerken yürek deviren filarmonide kemanları,
Yanıbaşımda oturan boylu boyunca sıla rüzgarı...
Geçtiğim yollarda düşlerim kaldı,
Deniz içimde hırçın, çalkantılı..
Neyse ki, şiir gerçeğe ayak bağı..
Aklımı ufukların ardı aldı...
Ufalanır gider seneler hınzır yaşamda,
Su yumuşaklığında rüyaların pembe yününü ördü,
Çılgının biri geldi görünmeden,
Baştan sona söktü...
Çözdü gözlerinin bağını
Deli rüzgarlara eyerledi kısrağını...
bir yıldız dağın ötesinde...
bu bedende yaşayan gençliğim nerde......?
can kırıkları içimde...
ruhum girdi kafese...
yolu yok uzaklar aklımda...
neler oluyor bana...?
Bir gül attın pencerenden
Bir gemi,
Yelken açtı dizelerimden..
Kükredi açık denizler..
Ayın ışığını içerken..
Son şarkıları da dağıttım rüzgarlara,
Çoktan yön verdim gemime
Özlem denilen sinsi büyü güvertede
Uçup gidiyor bedenim
Doğumun,
Doğunun ta kendisine.
Ateşin tam yüreğine diktim gözlerimi
Tesadüfen bulunduğumuz mekanlarda, anlaşamıyoruz;
farklı, farklı....
Birarada olmak güçlük,eziyet..
Dura kalka giden insanlar;
türlü, türlü...
Sağır, dilsiz mi olaydım;
Sürme çekiyor gün güneşin gözlerine,
Gün geceye gebe..
İlk cemre suya düştü
Sonuncusu nereye...
Seyir defterime rotamı çizdim..
Acıları damıtıp
NALAN KAZAZOĞLU
VE
“AYRIK OTU”
“Aynını tekrarlar bitime kadar
Ömür sürer bazıları
Dört yapraklı yoncayı arar gizliden
Aykırı ayrık otları
Ayak uyduramaz sıkılırlar gidişten…”
Nalan KAZAZOĞLU’ nun “Ayrık Otu” başlıklı şiiri, işte bu… “Çok az sözc ...