l.
Üzgün bir çocuğun yalnızlığı kadar saydam kalabilseydim,
Ömrüm derdim; ömrüm nasıl da dolu geçmiştir.
Dökülen yapraklar gibi savrulup giden günlerin ardından,
Bir tren sesi gelir uzaklardan, bir istasyon ıslığı.
bıraktığım yerden
bıraktığımı sandığım yerden başlıyorum
ne bir durak var artık bekleyecek
ne ertelenecek günler kaldı
sadece bir avuç toprak içimde
Bir ömür düşün
Yüzlerce yol
Binlerce akşam...
Ama insan bazen
Tek bir yüze
Tek bir sese
Gel, bir daha
Hiç gitmeyecekmiş gibi gel
Otur şu kırık sandalyeye
Bir çay daha içecek kadar zaman
değil mi ömür...
Ölüm
Kıratlar gibi geçmeli
Dağların sırtından
Dimdik
Ve sessiz
Seni öptüm ya
Dudaklarımda kaldı
Hayatımın en güzel
İhaneti...
Öyle bir sıcaklık ki bu
Çocuklar ağlıyor sokaklarda
Büyükler suskun
Ben ortada kalıyorum
Ne çocuk kalbimle
Ne büyük aklımla...
Dün kahvede otururken
Dediler ki "el alem" ne der?
Baktım el alem dedikleri
Mahalleden geçen üç çocuk
Bir de gelip geçeni süzen
Balkondaki meraklı ablalar
Ve insan
Kalbinde bir çocuk bahçesi
Kökleri maviye uzanan
Sonsuz bir ilkbahar
Altmışlı yılların çocuklarıyız
Mevsimlerden firar
Düşlerden baharı seçtik
Ama özlemek dediğin, bir şehrin yalnızlığı gibidir
İçeride kuşatılmış bir kalp
Dışarıda uğulduyan rüzgar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!