(Burak Kayacı'yı özlem ve rahmetle)
Şimdi ben her sabah
bir oğul büyütüyorum kalbimle.
Papatyalar al olsaydı
kimse inanmazdı temmuzun intiharına
bir çay bardağı kırılır gibi
dağılırdı rüyalarım
ellerim kanardı her dokunuşunda
sevmemi söyler miydi yapraklar
Sokak uyanıyor birer birer
İlk ayak sesleri
Bir kadın elinde ekmek
Güneşi bölüşüyor kuşlarla
Sensizliğin en beyaz yerindeyim.
Bir portakal çiçeği gibi düşüyorum sevgi bahçelerine,
taç yapraklarımın arasında
küçük, unutulmuş bir kavganın küfrü gibi yaşamı bekliyorum.
Akşamı bekliyorum,
l
Ey rakı
Sen bu halkın ağzındaki tek özgürlük
Biraz hüzün
Biraz kahkaha
Geceyi soyup astılar duvara,
bir rüya düştü peşime, eskiyi püskü bir rüya.
Yakasız gömlek gibi, dar geliyor üstüme
ne yana dönsem içimde bir sancı, bir sızı.
Sen yoksun ya, işte o zaman başlıyor her şey
Bir sabahı öpmek var ya
En çok da uykunun tam yarıldığı yerde
Ağzında bir simit kokusu
Gözlerinde hala bir rüyanın kırıntısı
O sabahı ben öptüm sandım
Oysa sabah beni öpmüş
Bir yangının ortasında durur gibi
Öyle terk edilmiş, öyle yalnız
Avuçlarında hep bir çocuk sıcaklığı
Sırtında bir dağın gölgesi kadar ağır yük
Oysa şairler gökyüzü gibidir
Sana bir şey diyeyim mi dede?
Zaman dediğin,
Bir saklambaç oyunu evin odalarında
Sen hep ebe olurdun
Gözleri kapalı sayarken
Biz çoktan saklandık
Dağlara vuruyor akşamın rengi
Bir yaprak düşüyor dalından
Sessizliğin tam göbeğinde
Seni düşünüyorum sevgili
Karlar erir mi hiç bu mevsimde
Yüreğimdeki donmuş zamanı kim ısıtır...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!