ÖMRÜM
l.
Üzgün bir çocuğun yalnızlığı kadar saydam kalabilseydim,
Ömrüm derdim; ömrüm nasıl da dolu geçmiştir.
Dökülmüş yapraklar gibi savrulup giden günlerin ardından,
Bir tren sesi gelir uzaklardan, bir istasyon ıslığı.
İşte o zaman anlarım, her şey yerli yerinde.
Ömrüm, sen bir bozkır akşamısın aslında,
Ankara'nın gri gökyüzünde süzülen bir güvercin.
Yorgun bir yolcunun gözlerindeki hüzün,
Bir dost elinin sıcaklığı, unutulan bir türkü.
Diyorum ki, yaşanmışsa tüm yaşanacaklar,
Ölüm hiç de ürkünç gelmiyor bana artık.
Ömrüm, diyorum, ömrüm…
ll.
Ömrüm, adından acılar türettiğim,
Dilimin ucuna gelip de “yaşamak” diye soran yara.
Kör bir sancıdır sol yanımda, dönüşsüz bir türkünün kambur sesi.
Yetim çocuklar hüznünde, hüzün olup işlenmişim senin gergefine.
Gözlerin bir mavi yangın, saçlarından dökülür martılar Urla’da.
Sen kaç benim kalabalığımdan, sesini sil şiirlerimden!
Gurbet yokuşu ağlamalar pazarında,
İki damla gözyaşıymış bedelim meğer.
Ömrüm, yalnızlık yazgısı yemin olsun,
Belki arınıp mezar kalabalıklardan, ben yine ben olurum.
Ama sen git şimdi; gözlerine “ayrılık” değmesin diye…
Kayıt Tarihi : 19.08.2026 00:05:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!