Sorma, sebeblerin ne anlamı var.
Telef oldu onca hayalimiz.
Kederimiz yok,
sitem mi kime?
Yoğrulur taşlar ,gögsümüz de aş olur..
Boğazımıza kadar taşa doymuşuz işte.
Gözlerini kapat.
Kapat; kör ediyor seni öylece bakmak.
Topuklarından,
mıhlanmışçasına seni dibe çeken ne?
Haydi, nereye kadar kaçabilirsin?
Toprağa meftun dik basamaklardan.
Yalnızlığım üşüyor ,
Elinden tutup ,bağrına bassan.
Çürümüş kararmiş inanmaları,
Ruhu ölen,
bedeni şenlik yapan,
insanlardan beni saklasan.
Bilirim...
düş kırığı,
hayal kırığı,
kalp kırığı
Bu dünyaya meyletirmez,
hem seni hem de beni.
Uyuyorsun,
Derin bir uykunun mahmurluğu
gönlün de.
Kilitli dillerin hiçbir duâya açılmaz,
Hem sen tanrıya inanmaktan da vazgeçmiştin.
Kayan yıldızlara dilek dilemeden,
bir öğlen vakti ağustosun
Bir kırçiçeği kendini kopardı sana verdi.
Ne kadar da narin, bir o kadar da kırılgan
Yorgundu belki perperişan,
Ama senle umutlu,
zişan ve bahtiyar.
Kalbim de Bir kırlangıç açlığının kanat çıpınışları....
Tükenmeye çeyrek kala,
Vazgecişlerimin son kaçışları
Gizli saklı yaşayamayacak kadar ruhum da büyüyen sitem ahları .
Yankı yankı suskun çığlıklarımla...
Aç kapını yalnızlık...
Eğreti sevmelerin tuzu dimağım da,
Kırk yamalı bir kalbin sancısı,canevinde yurt etmiş.
Gülmeyi ağlamaya tercih ettiğim günden beri,
Dudak kenarlarımda gozyasımın atlasları,
Somurtkan bir Kentin yol kenarları gibi...
Bir nihaventle başlar,bir hicaz makamı bitirir
Rahmanî bir ruh taşırız her birimiz.Biz tanrının gölgelerini yansıtan bir şaheser değil miyiz?
Ve sen ve ben ,
Bir ruhu ete kemiğe burumus bir ilahın umut ettiği elçiler değil miyiz?
Hatalarımız,hikâyelerimiz hayatlarımız,her birin de huzur,hüzün,mutluluk,enkaz kalıntıları yok mu?
İşte şimdi sifalamak için ruhu
,incindiğimiz yerin yaralarını sarmak için şiir,
Ben gidiyorum sen den...
Kal demeni bekleye bekleye gidiyorum.
Ateşin yakmadığı,yağmurun ıslatmadığı...
Vedaların ülkesine gidiyorum.
Bir türküyü tekrar tekrar dinleyip
Sözlerini sana ben yazmalıydım...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!