seviyordum
bir çocuğun annesini
sevmesi gibi
sahip çıkıyorum
ya da sevgilisinin ettiği yemin
yalan olduğunu yedi cihan
giden ne zaman,
arkasında çürüyen sessizliği fark etmiştir?
hangi adım,
bir kalbin kırılma sesini bastırabilir ki?
bir kapı kapanırken
emekli kaldı üç kuruş paraya,
takvimden düşen yapraklar gibi
yıllarını saydı tek tek.
sabahları hala erken uyanır,
alışkanlık işte.
alarm çalmaz artık
bir gülüş mesela,
annesiz mi, babasız mı doğdu ekrana ?
hangi ses tonunda güler,
hangi omuzda dinlenir akşam olunca ?
kim öğretti ona sevinmeyi
ve neden hep aynı sarıya boyandı teni ?
erenköy’den çıktım bu akşam,
omuzlarımda biriken kelimelerle,
suskunluğun ağırlığı çökmüş kalbime,
her adımda seni biraz daha kaybederek.
rayların arasına sıkışmış umutlarım,
kapının eşiğinde beklemek dedin ya,
bilmezsin, insanı nasıl küçültür o taş parçası.
ne ev sayar seni,
ne sokak kabul eder.
iki dünyanın arasında
adı konmamış bir sürgün gibi durursun.
"kulağınıza hoş gelen bir söz ,
yüzünüzde bahar esintisi bırakır"...
mustafa alp //
ben eylemi severim,
bahaneler mezarlık taşıdır.
her olmadı bir kaçıştır,
her suskunluk biraz ihanettir.
zamanı oyalayan sözler
şimdi kiminlesin,
hangi geceleri sabah etmişsin bilmiyorum.
benimle iki kelimeyi zor bulan sesin,
kimlere saatlerce cümle olmuş,
hangi gülüşlere bedava dağıtmış içini?
uzaktan aşk-ı sadece hissedersiniz ; esas olan yaşamak için bir fırsat vermektir...
mustafa alp //




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!