Zamansal döngüler sarar bedenimi,
Her an bir yara, her nefes bir iz göğüs kafesimde
Varoluşum sükûtla mühürlenmiş,
Heyulalar arasında kaybolan bir denizin dalgası
Vurur durur özlemini yüklenmiş kum tanelerine
Sancına sürgün bir günün sonunda, gülümseyen gözlerinin yaktığı ateşe teslim oldu nefes.
Ah tanrım, nefesinin yangını bu kadar güçlü iken, bu garip kulunun küçücük yüreğine nasıl sığdırdın sevmenin cehennem hallerini.
Sende biliyordun değil mi bu küçük bedenin yarattığın evrenin her bir zerresinde kendisini var edeceğini.
Yaşamda garip oyunlar tecelli etmekte,
Bilen Hak eden midir?
bilmeyen öğrenemez mi?
yoksa gerçekten her rolün bir adamı/kadını var mıdır?
hayat öğrenilesi bir yol gibi görünse de
gerçekten rollerimizi mi oynuyoruz sonuna kadar?
Yine o bildik gecelerin içinde bir ses bozuyor sessizliği,
hep çığlık çığlığa düşüveriyor akrep ile yelkovan arasına düşlerim.
düşlerim uğruna, yeniden doğmak adına
kendimi ateşlere atıp
yeniden doğurmak için yakıp kül ettiğim
nedenselliklerim.
suskunluğum,
sessizliğim,
yokluğum,
varlığımın ortadan kayboluşundandır.
kelimeler
kendisini saran hecelerin ortasından geçen
Peki sen şiir yazmayı biliyor musun Çocuk? diye sormuştu Tanrı ve dile gelmişti Çocuk...
Zemheride AŞK...
Süryani bir sevda idim
Kırılgan umutlar doğuran annemden can çoğaltan
Babamın hasadını mundar eden isyanlar biriktiriyordum
İki dirhem bir çekirdek canım ile
Zulamda Gülüşün
Haydi gel yüreğime çöreklen sevgili,
kayıp kıtanın gizli mabedinde saklıyorum
sana dair sevmelerimi.
hasretin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!