Öyle sağırım ki sesime.
Kuş kanadına yabancı oldu düşlerim.
Parmak ucunda yürüyorum sevmelerime;
ürkmesin diye içimde kalan son çocuk.
Sahipsiz ve aç bir kuzgun
konuyor saç telime.
Prangalı yalnızlıklardan söküp alıyorum özgürlüğümü
Zenci bir tenin sancısını sürüyorum tenimin üzerine
Irkçı bir aşka açılıyor tarihin tüm sayfaları
Gözlerimde isyanın kıvılcımları ile meydan okuyorum yarınlara
Ve
Değiştiriyorum haritalarını avuçlarımın
Hayat kırıklığımız vardı diye ikmale kalıyorduk aşkta.
Kaç sömestr yürek akıntısı yaşadık kimse bilmez,
elde peşkir,
avuçta sımsıkı hasretlikler ile geçiyorduk,
bütün işçi sınıflarını.
Gecenin tozunda, bir masal kervanı,
Ne yıldız yorgun, ne ayın dermanı.
Eski çağların gölgesinde büyü,
Ne tanrılar icat olmuş, ne kılıç kuşanmış düşü.
Şahmaran, yılanların şefkatiyle sarılı,
Benimle ilgili bir savaşın içindeysem,
Kılıçları düşlerimden çekiyorlar demektir.
Onca arızalı hal ve vaziyet içinde,
İyi olmanın peşindeyim belki,
Ya da çoktan vazgeçmişimdir, kim bilir.
Arayış bazen sessizliktir,
Zamane çocuklarının saklambaç oynamasına özenip
içimdeki gizli dehlizlerde saklıyorum seni.
Senin beni
benim seni bulmam an meselesi iken
kırk yılı buluyor sobelemek...
Ebe olanın avuçlarından dökülüyor ebegümeci.
Gökyüzünü kaybettik. İçinde insan türevi ayrılıklar katıştırıp. Kimimizin korkusunu kusmuğu bulaştı düşlerimize, kimimizin sevincinin ıstırabı doluştu kulağımıza can havli tükenmişliklerle.
Şifa aradık, kendimizden kendimize çoğalttığımız karın ağrısı hüzünlerde. Kimi zaman bilerek yükledik omuzlarımıza bize ait olmayan dertleri, kendi derdimizcesine acıtarak parmak uçlarımızı.
Kapılara vurduk yumruk yumruk gözyaşları ile. Derdimizin dermanı sandık arka arkaya dizilmiş sözcükleri. Derdimizi çözer sandık, cümleleri olanları. Derdimizin kendisi sandık, ruhumuza omuz atıp gidenleri.
“Sevmek, Eğer O Olsaydı...”
Sevmek…
bir gül gibi mi açardı yoksa
bir kurşun gibi mi patlardı?
Gerenimo olsaydı mesela,
Herkes iç acılarının toplamı ile can kırıklıklarını bir denklemde eşitleme derdine düşüyor.
Kimsenin dış acılarının izdüşümlerinin yarattığı iç bükey sancılardan haberi yok.
Kusursuz işleyen evrenin trigonometrisinde varlığının eriştiği kenar uzunluğu ve onların tanrıya olan açısında, ışığın doksan derece açıyla düştüğü avuç içlerinde yaşıyor özlemleri.
Doğrusu yok demişti bilge adam
ve yine doğrusu gittiğin yoldur diye de eklemişti
Onun nazarında
Yağmuru bekleyen bir gariptim yol kenarında
Hava kapalıydı ve yağmur yağmamak için bulutlara tutunuyordu
Kum olup parmak arasına doluşmuş olmak da




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!