Açıldı gönlümün el değmemiş yarası,
Kan revan içindeydi,
Kabuk bağlamamıştı.
Sargı bezi ve merhem yapıyordum dost cümlelerden,
Okunmamış şiirlerden
Ve musiki tarzında ezgilerden.
“Neyin var?” diye soranlara,
“Hiç” diye cevap veriyorum.
Bu hali garip bulanlara,
Tuhaf bir kin besliyorum.
Zira yok hiçbir şeyim,
Çok mu soğuk gece,
Çok mu uzak yıldızlar,
Ya da çok mu sıkıcı
artık günler?
Beklemekten sıkıldın mı?
Anlamsız bir hüznün hapishanesindeyiz,
Ellerimiz kelepçeli zihinlerimizle,
Ruhlarımız gönlümüzün hücrelerinde güneşe hasret,
Yüreklerimiz müebbet acıya hüküm giymiş.
Sanki birden bire kaybetmişiz özgürlüğümüzü,
Sanki birden bire çökmüş hüzün üzerimize
Öfkeliydi,
Umudunu yitirmek gibi,
Artık vazgeçmek,
Bir türlü tutamadığı ipin ucunun,
Elinden kayıp gitmesi gibi,
Kendisi gibi,
Hüznün kollarında iki yürek,
Birisi kırgın,
Diğeri bambaşka bir baharın hayalinde…
Aynı romanın farklı bölümlerinde kalmış aşk,
Farklı semtlerinde,
Giderler defterine yazıldı sevdalar,
Gelirler defterine not düşüldü keder,
Bilançosu çıkarıldı yaşananların,
Çapraz kur sevdan
Çarpan etkisi bahar,
Faizsiz kazanç sevgiler.
Saçmalığı gördüm,
Budala olan benmişim,
Taşlı tarlayı ben sürdüm,
Bu zaferle yenilmişim.
Yüzüme bulaşan,
Derler ki iltifata tabi imiş marifet,
Marifet terazisinde olur mu keyfiyet?
Ne ola ki iltifat alanların meziyeti,
Almayanlar nerden bulur hakkaniyeti?
Çalışmamış mı yoksa iş mi aksatmış?
Nasıl geldim bu dünyaya
Ve ne getirdim avuçlarımda?
Ne umdum,
Ne buldum söyle,
Ne götüreceğim geriye,
Günün birinde öldüğümde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!