Bakmayın takvimlerin beyan-ı baharına
Varlığını iyice hissettirdi kış bugün
Düştük yine topyekun o tefrika hârına
Hakkıdır kör şeytana haçlıdan alkış bugün
Tam zifiri boğacak, doğacak derken o tan
Hoş kelam çiçektir her gönül kovan
Muhabbet Anzer'in balı hükmünde
Riyakâr dillerin sohbeti yavan
Nakışı meyvenin kalı hükmünde
Keşke, ödeyerek neyse ederi
Alabilse idik zamanı geri...
Artık nefes almak büyük beceri;
Gülen gözlerime yaş doldu bugün
Yaşamak ölüme eş oldu bugün.
Karalara bürünmüş, gökyüzü gamlı bugün
Dokunsalar, bulutlar, ha taştı ha taşacak.
"Eylül" diyor takvimler; Ağustos hayli üzgün
Mevsim artık sonbahar; ne var bunda şaşacak?
Güneş perdeyi çekmiş, çekilmiş öz yurduna
⚘Zaman dedikleri ilâhî süzgeç
Her ânı inceden eliyor oğul
Tadılan her haltın hesabı er geç
Yiyenin önüne geliyor oğul
⚘An sayarken ömrüm malum menzile
Edebime yasak ettim riyâyı
Görenler haddimi bildirsin diye
Gösterip Kur-an’ı, dinde hayâyı
Günahı tövbeye sildirsin diye
Nefsi esir ettim koydum kafese
Hep tefekkür etse dahi, kul hatadan olmaz beri
Ey günahkâr gâfil insan! Kalma tövbelerden geri
Kanma şeytanın sözüne; unutma Rûz-i mahşeri
Gerçeği bul ona yönel, bırak faydasız düşleri
Bil ki defter açık kalır, bitmez dünyanın işleri.
Âh ederim ne gören var ne duyan
Ey kalemim! Yalnız kaldım e uyan!
Tarihe bak, talihime sen de yan
Bir dem bizken mağrur Çınar Ağacı
Parçalara bölünmüşüz ne acı
İslam tarihinde sayısız ibret;
Ala ala(!) gidiyoruz cennete(!)
Rezillikte onur, çukurda izzet
Bula bula gidiyoruz cennete(!)
Muradım ne yermek ne de suizan
Kabul etmese de acizdir insan...
Bir kalbi incitmiş kırmışsa lisan
Bahane aramak beyhude emek
Erdemden sayılır özür dilemek




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!