Bir davaya nefer iken bu handa
Zulme karşı çelik setten duvardık
Umutların tükendiği zor anda
Pes etmeyi acziyetten sayardık
Nefsimize layık görüp tasmayı
Ses gelmiyor kalemimin ucundan
Hakikatli bir yâr idi eskiden
Hislerimi doldurduğum avcundan
Bercesteler kayar idi eskiden
İcabete layık iken her niyaz
Kayıplara karışan o bahtımız
Yaver giden bi yâr idi eskiden
Gönlümüzde boş kalmayan tahtımız
Can dostlara diyar idi eskiden
Kar boranla kışa dönse yazımız
"HAYALİ CİHAN DEĞER"
Farklıydı nezdimizde tarifi, tasvir-i kin
"Varlığı gönüllere eza" derdik eskiden
Asabilik doğuştan; genimizde var lakin
Bakmayın mazimizi inkâr eden serkeşe
Edep hasletin hası, hâl diliydi eskiden
Zorlu hayat yolunda her gönülde baş köşe
Onurlu ayakların menziliydi eskiden
Bahar gelmeden önce kurumazdı goncalar
Sinem yangın yeri, dumanlı başım
Gözlerim yaşını salsa şaşırmam.
Daha can tendeyken hazır naaşım
Azrail kapımı çalsa şaşırmam.
Umut mayaladım gönlümde göle
Ben deyim dört milyar, siz biraz fazla
Hava-su-kalemle yaşıtmış dünya
Sayısız zulümle, afet... infazla
Sarsılmış, savaşmış baş etmiş dünya
Envai türüyle renkli bu küre
Merhamet yanına uğrarsa eğer
Bir kendi hâlini bir beni düşün
Harabe değilse solunda o yer
Topla anıları, gir beni düşün
Edalar takınıp keman kaşlara
Dallarını kırdığın bu görkemli çınarın
Gün gelip gölgesini özlemle anacaksın...
Dem aldıkça efkârın, hüzün olacak kârın
Nasıl yaktıysan beni, öyle de yanacaksın.
Kaybolsam da ardında aşkın dehlizlerinde
Bahaneye gerek yok; yeter ki sen rahat ol
Kalbimdeki tahtını bir lahzada sökerim.
Madem bitti diyorsun; işte kapı işte yol
Bu hayatın kahrını ben yalnız da çekerim.
Çürüse de dizlerim yokuşu çıka ine




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!