İşim düştü belediyeye,
Dönmüşlerdi aç kediye…
Ben dayısız ciğer,
Bir aşağı bir yukarı,
Kaşe imza mühür,
Harç kestiler üçer-beşer…
Kırağıdır nazla inat aşığa,
Üzme güzel gözüm kaldı yollarda…
Gönül kuştur sevda kanat ışığa,
Gönlüm seni aramasın fallarda…
Ilgıt ılgıt esen sevda yelisin,
Çektiren var gam kederi gönlüme,
Tüm sitemim şık giyimli şakiye…
İsyanım var bu yapılan zulüme,
Taş dayanmaz zehir sunan sakiye…
Cilve ile cana oldu musallat,
Boyu kısa rengi kara,
Sevdalandı düştü dara,
Haber salar her gün yara,
Çekti gitti sevdiceği…
Kahkahası sarar köyü,
Beynin dedi ağzın koydu,
İşin gücün dedikodu,
Kim bu diye sordum seni,
Dedi soysuz yoktur kodu…
Ah ne iyi komşularımız vardı,
Hepsi yirmi dört ayardı,
İncitmezdi kimse kimseyi,
Büyükler küçükleri sever,
Küçükler büyüklerini sayardı…
Avuçlarına doğardı sabah güneşi,
Saçlarını okşardı seher yeli,
Dut ağacında şarkıydı serçeler,
Selama dururdu yuvasında kırlangıçlar,
İki katlı kerpiç dam güne gülerdi,
Evde gonca güldü Kej Oğlu Abdulkadir…
Gönül verdim göz açtığım toprağa,
Gönül benim toprak benim kime ne?
Her gün döndüm daldan düşen yaprağa,
Gurbet benim yaprak benim kime ne?
Gitti gençlik hazan oldu bir ömür,
Sarmış dört bir yanı kapkara duman,
Oluk oluk al kan akıyor aman!
Yürekler yanıyor bu nasıl zaman?
Kuduzu zincire hemen vurmalı…
Durma öyle Mahzun mahzun,
Çile çektin uzun uzun,
Tut feleğin yakasından,
Yeter artık paylaş kozun…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!