Cennetten çıktım da nâra ulaştım;
Ah! Yolun sonunu görebilseydim.
Gurbet derler bir kâbusa bulaştım,
Şu düşü bir hayra yorabilseydim.
Bir işim, bir eşim, bir evim olsun;
Kerem’dir Aslı’nın hayran ettiği,
Ferhat’ın ağıdı yaralar ay dost!
Zalim bir rüzgârın daldan ettiği
Bir yaprak, söğüdü yaralar ay dost!
Umudu söndürme, vefayı yakma;
Hey, kaderim sandığım ömrümün sonuna dek;
Geçer miydi günümüz sormadan, aramadan? !
Açarken kalbimizde çiçekler öbek öbek
Nasıl geldik bu hâle farkına varamadan? !
Hep düşeş gelmiyormuş mutluluk kumarında;
Kimsesizlik beni buldu bulalı
Düşman ağlar, canan ağlar, can ağlar;
Yârdan uzak yapayalnız kalalı
Sazım ağlar, sözüm ağlar,
Aynada yüzüm ağlar,
Darmaduman ettin beni;
Yaptığın, kitapta yoktu.
Taşıdığın Nemrut geni
Cellatta, kasapta yoktu.
Ne şaşkındım, ne de üzgün;
Her hatamda dürtüşü
Bir ihtardan fazlası.
Üzerimi örtüşü
Kehribardan fazlası.
Anneyle olur bilmek,
31 Aralık’ta evinde olacaksın.
Naapacaksın dışarıda karı, yağmuru, seli?
Ailenle birlikte huzuru bulacaksın
Bir yerine kaçmadan şemsiye ucu, teli.
Oturursan evinde çay, şeker var, börek var;
Tâ ezelden rûyuna
Hayrandır gönlüm benim.
Ağlıyorum boyuna,
Giryandır gönlüm benim.
Ah benim ayışığım;
Nerde onda incelik!
Gönlü biraz kalınca.
Pamuğa döner çelik
Aşk kapıyı çalınca.
Kirpikler kör bıçakmış,
Yıl iki bin yedi, aylardan kasım;
Birden geldi İstanbul’u alasım.
O labirent yollar bana ilk hasım..
Bakkalköy’le Acarkent’in arası;
Beykoz unutulmaz Aslı sonrası!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!