Karanlık bir gününde
elimde lambayla kapına gelmek isterdim.
Ama aramıza diyarlarca mesafeyi sen koydun.
Şimdi ışığım nereye kadar yeter,
sesim ne kadar ulaşır, bilmiyorum.
Yaralarına şefkatle dokunacak eller bulursun belki.
Dilerim bulursun.
Ama insan, kendisine uzanan eli görmedikçe
nasıl tutunur bir başkasına?
Sessizliği seçen,
zaten her şeyi söylemiştir.
Varlığımın yük olduğu yerde
kalmanın anlamı yoktu.
Gitmedim.
Senin istediğin yerdeyim:
Senden uzakta.
Duam hâlâ aynı:
Mutlu ol.
Kayıt Tarihi : 11.10.2026 13:15:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiir, bir insanın hayatında kendine ayrılan yerin artık uzaklık olduğunu anlamasıyla doğdu. Söylenenlerden çok, söylenmeyenlerin belirlediği bir uzaklık… Cevapsız kalan sözlerin, karşılık bulmayan çabaların ardından insan bir gün durup soruyor: Ben burada hâlâ isteniyor muyum? “Elimde lambayla kapına gelmek isterdim” dizesinde, kırılmış olsa da sevdiğinin karanlığına kayıtsız kalamayan birinin isteği var. Fakat her mesafe yürümekle aşılmıyor. Bazen hangi yoldan gidileceğini bilseniz de kapıya varmaya hakkınız kalıp kalmadığını bilemiyorsunuz. Işığınız elinizde, söyleyecekleriniz içinizde kalıyor. “Gitmedim. Senin istediğin yerdeyim: Senden uzakta.” derken, hâlâ yakın olmak isteyen birinin geri çekilişini duyuyoruz. Varlığının yük olduğunu hissettiği yerde kalmak, zamanla insanı kendi gözünde de incitiyor. Ayrılmak zor geliyor; kalmak ise her gün biraz daha eksiltiyor. Yine de şiirin içinde bir beddua büyümüyor. “Dilerim bulursun” diyebilen bir şefkat kalıyor geriye. Bir zamanlar dokunmak istediğiniz yaralara başka ellerin iyi gelmesini dilemek kolay değil. İnsan bunu söylerken kendi yarasını da duyuyor. Sonunda bütün sözler iki kelimeye sığınıyor: “Mutlu ol.” Bu dileğin içinde kırgınlık da var, özlem de. Birlikte kurulamayacak bir mutluluğu uzaktan dilemenin hüznü de…




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!