Ki durur adın şuramda..
Ne zaman bir rüzgâr eski bir mevsimi getirip omzuma dokunsa,
İlk seni hatırlar içimdeki sessizlik.
Bir şarkının arasına gizlenmiş olursun,
Uzak bir vapur düdüğü
gecenin kalbine dokunurken,
Ben hâlâ aynı pencerede
dönmeyecek bir mevsimi bekliyorum.
Ve içimde,
Ahmet Kaya ya..
Bir gün Ahmet diye bir çocuk doğdu, Malatya da bir yerde
yüreği insan ve memleket sevgisi dolu.
biraz ayaklanınca, tahta sazıyla çaldı, söyledi.
minicik parmakları,
Bazen yüzünü bile unuttuğun bir sevdiğinin resmini bulunca,
Resmine parmaklarınla dokunursun,
Sanki dokunsan hafızan tazelenecek,
Dokunsan o tanıdık ağırlık zihninden silinip gitmekten vazgeçecekmiş gibi,
Yüreğin kırk parçaya bölünür hani..
İşte öyle bir şey seni düşünmek..
Artık hiçbir yağmur beni anlatmıyor
Her yanım sırılsıklam olsa
Boğulsa da hayallerim
Tuz-buz olsa da hayat
Ne çıkar ki bundan sonra..
Kurtuluş yoktur, aşk belasından.
İçmişsen bir kere şarabından,
Canın çeker de çeker gayrı,
Sen bıraktım desen de;
O bırakmaz peşini..
Aşkın rengi olmaz,
Ya siyahtır yada beyaz.
Çiçek gibi belli etmez rengini..
Ya ışık olur hayata bembeyaz,
Yada derin karanlık en sarp uçurumlarda..
Biz seninle aynı olamayız ki,
Ben sevdiğimi incitmem be güzelim..
Ben bir heves uğruna gönül kırmam, ah almam.
Bir tatlı söze, içten bir gülüşe ömrümü adarım da;
Yine de incitmekten korkar, sakınırım.
Artık,
Aynı odanın içinde,
Birbirimizin sesini tanıyan
Ama ruhunu tanımayan iki yolcuyuz.
Ne kapı çalar,
Bak göreceksin!
Bir gün unutacağım seni.
Seni düşünmeden uyuduğum bir
gecenin sabahında,
Seni mutlaka unutacağım.
Senin ise




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!