Sevdanı dağlara yükleseler çekemezdi,
Senin sevdanı bir ben çekebilirim inan ki,
Ne acılarımın sızısı yükselir bedenimden,
Ne yürek yangınımın dumanları,
Gömerim içime çığlıklarımı,
Kapatırım avuçlarımı sızılarımın üstüne,
Karlar yağdı umutlarımın simsiyah saçlarına,
Alnına kırışıklıklar düştü, yanaklarına çizgiler,
Gölgelendi pırıl pırıl parlayan gözleri,
Elleri titremeye başladı, ayakları yoruldu,
Yaşlandı güzelim umutlarım bir umutsuz karasevdada,
Sen olanca güzelliğinle
Muştulu bir sesini bekliyorum kapılardan
Veya bir-iki incecik parmağın tıkırtısını,
Odamda yankılanacak birkaç adımın sesini,
Yamaçlarıma değe-dokuna yükselen bir güneşi,
Birazcık yosun kokusunu; mavi sularda ıslanmış,
Birazcık martı beyazlığını
Tren sesi işliyor bağrıma hançer gibi,
Her tren düdüğünde eriyor, eriyorum.
Vagonlar yüreğimin üstünden geçer gibi,
Seni her anışımda sanki can veriyorum.
İşte sanki ordasın, orada, pencerede,
Uyuyamaz oldum ben gece sabaha kadar,
İşim gücüm aramak varoluş sebebini.
Uzandı tüm merakım tek bir hücreme kadar,
Gözlerimin ardında arıyorum kendimi.
Göz denen pencereden bakan kim dışarıya?
Dertsiz başım dertlerde,
Yakam zalim ellerde,
Tad kalmadı gecemde,
Suçum seni sevmekmiş.
Sabahsız gecelerim,
Benim için baktığın oluyor mu pencerelerden,
oluyor mu yollarda beni aradığın,
canlanıyor mu bir şeyler anılarında,
bu yağmurlar böyle çisil çisil yağdıkça,
senin de yüreğini sıkıyor mu cendereler
kavuşamadıkça?
Rab beni güvendirdi,
Lütfedip sevindirdi,
Böyle bir görev verdi,
Nice şükretsem azdır.
Ekmeğim var, aşım var,
Sen benim Tanrı Misafiri ‘msin…
Buyur soframa,
Seninle bölüşüp duralım, Tanrı ne verdiyse,
Günlerimi bölüşelim,
Aylarımı,
Yıllarımı
Öylesine tecelli etmişsin ki;
Kuşlar sana dönmüş
Ve senin gibi süslenmiş rengarenk desenlerle,
Rengarenk teleklerle, tüylerle, kanatlarla,
Senin gibi cıvıldaşır, ötüşür olmuş kuşlar,
Seni andırıyor dallardaki o duruşlar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!