Yüreğimde gamsın, gözlerimde yaş,
Damla yanağıma, düş yavaş yavaş,
Meğer seni sevmek ne tatlı uğraş;
Bir ömür sevdim de usanamadım.
Rüzgarda sen varsın, yağmurlarda sen,
Tepede bir kubbe, yanda kubbeler,
Petekler halinde tüm pencereler,
Camlar binbir renkte güneşi eler,
Bir düştür, masaldır Türk Hamamları.
Kapıdan girince başlar ferahlık;
Tren sesi işliyor bağrıma hançer gibi,
Her tren düdüğünde eriyor, eriyorum.
Vagonlar yüreğimin üstünden geçer gibi,
Seni her anışımda sanki can veriyorum.
İşte sanki ordasın, orada, pencerede,
Her nefes alıp verişimde,
Kirpiklerimin her kırpılışında,
Nabzımın her atışında,
Yüreğimin her çarpışında
Türk Ordusu ‘nu görürüm yanıbaşımda,
Her oturup kalkışımda
Yanık bir türkü gibisin dudaklarımda,
Yüreğimden kopan acı bir çığlıksın,
İnildimsin; eloğullarından, elkızlarından sakladığım,
En kutsal acımsın;
Seve seve
Kucakladığım.
Saçlarını okşamayı nasıl da özledi ellerim,
Nasıl da özledi gözlerim yüzünü,
O utangaç gülüşlerini,
Konuşurken şaşırıp şaşırıp kekeleyişlerini,
O hangi sabahtık ki; sana kavuşturacak
Beni?
Saçlarını okşamayı nasıl da özledi ellerim,
Nasıl da özledi gözlerim yüzünü,
O utangaç gülüşlerini,
Konuşurken şaşırıp şaşırıp kekeleyişlerini,
O hangi sabahtık ki; sana kavuşturacak
Beni?
Muştulu bir sesini bekliyorum kapılardan
Veya bir-iki incecik parmağın tıkırtısını,
Odamda yankılanacak birkaç adımın sesini,
Yamaçlarıma değe-dokuna yükselen bir güneşi,
Birazcık yosun kokusunu; mavi sularda ıslanmış,
Birazcık martı beyazlığını
Sen benim Tanrı Misafiri ‘msin…
Buyur soframa,
Seninle bölüşüp duralım, Tanrı ne verdiyse,
Günlerimi bölüşelim,
Aylarımı,
Yıllarımı
Öylesine tecelli etmişsin ki;
Kuşlar sana dönmüş
Ve senin gibi süslenmiş rengarenk desenlerle,
Rengarenk teleklerle, tüylerle, kanatlarla,
Senin gibi cıvıldaşır, ötüşür olmuş kuşlar,
Seni andırıyor dallardaki o duruşlar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!