İsmet Barlıoğlu Şiirleri - Şair İsmet Ba ...

İsmet Barlıoğlu

Çullanmış nedense dertler üstüme,
Tükenmez dertlerin anasıyım ben.
Benzin zamlarından yem bulamayan
Alaca öküzün danasıyım ben.

Çorbanın tadına hasret kalmış ev,

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

Böyle mi vururmuş bir bakış, yüreğinden insanı,
Böyle mi altı üstüne gelirmiş dünyanın,
İnsan böyle mi karayı ak, akı kara görürmüş
Binbir kavak yelleri eserken başında,
Bir ayağı maşrıkta,
Bir ayağı mağripteyken,

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

Ufuklar yine yandı tutuştu
Yanıp kavrulan yüreğim gibi,
Deniz yine kaldı kızıl alevler içinde,
Orman yine yüreğimin yangınlarıyla baş başa, imdatsız,
Yine seninle düştüm tükenmeyen yollara anam-babam,
Sen atlı

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

Ben yine yalnız kaldım bayramlar içinde,
Yine sisler, dumanlar arasında başım,
Yüce yüce dağlardan düşüyorum,
Yüce yüce kayalardan
Yerlere.
Duygusuz akşamların biryerlerindeyim

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

Ekmek zırh giyinmiş, elinde gürzü,
Unutturdu bize sünneti, farzı,
Peynir uzaklardan göz eden dürzü,
Demesek olmuyor, desek olmuyor.

Zeytin çoktan beri görünmez adam,

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

Akıl nefret eder zorba olandan,
Mazlumun başında heybetli olma.
Sinek ne koparır taştan, kayadan?
Zaloğlu Rüstem 'den kuvvetli olma.

Biriyle konuşsan dizine dokun,

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

Nefretler ediyorum senden uzak yerlerden,
Pis pis mutluluk kokuyor ortalık,
Pis pis misk kokuyor,
Pis pis güneş doğuyor birdenbire,
Güneş birdenbire pis pis batıyor,
Çevremde öylesine bol pislik var ki;

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

- Ha o mu? Diye seslendi. Mine. Kızım. Demesine ben öyle demiştim ya, sonradan durum değişti. Öğrendim ki; en sonunda, benim o hayırsız kızımla damadım olacak adam yanıma gelmeyi kabul etmişler. Bilirsiniz, damat kaynana bir arada oturamaz. Üstelik onlar yeni evli. Eşyaları çok. Onun için onlar aşağıda, burada, benim evimde oturacaklar, ben de yukarıya, sizin oturduğunuz eve çıkacağım. Durum işte bu, kızım, yavrum, Mine ‘m. Namazı bitirir bitirmez, ben de evden çıkmanız gerektiğini söylemek için yukarıya gelecektim ya, neyse ki siz benden önce geldiniz. Bilirsiniz; kalpten kalbe yol vardır.
İki genç eşi görülmemiş bir şaşkınlıkla birbirlerine baktılar. Antrenin ilerisindeki ana kapıdan bastıran boğucu bir sis dalgası, çıkrık seslerini andırır gıcırtılarla saldırdı. Üzerlerinden geçtiği yüz yıllık çöküntüleri, yıkıntıları ve kalıntıları bir anda billur kubbeli saraylara çevirerek değerlendiren büyülü elleri gibi büyük bir ustalıkla kayarak ve dokunduğu her yeri güzelleştirip kıymetlendirerek taş merdivenleri çıktı, yukarıdaki barakayı bir ucundan bir ucuna kadar sardı.
Delikanlı, bir arpa başağını avuçlarıyla tersine tersine okşuyormuş gibi, içinde biryerlerinde bir ürperme hissetti. Zorlukla:
- Yani çıkalım mı evden diyorsunuz?
Dedi. Yaşlı kadın pullu başörtüsünü daha bir sıkıştırdı, çivit rengi gözleriyle kirpiklerini kıtpmaksızın daha bir baktı:
- Hı. İşte öyle diyorum.

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

Şarkı söyle, neş ‘elen; yakışmaz hüzün sana,
Gel de konuk olalım bir tükenmez akşama,
Gül, çınlasın kahkahan yıldızlı kubbelerde,
O körpe yüreğinle hüzünlerde yaşama.

Çile için değildir bu martılar, bu deniz,

Devamını Oku
İsmet Barlıoğlu

Arama; çürüdü, koptu ellerim,
Uzatma elini, tutamıyorum.
Dağıldı o parlak kara gözlerim,
Şimdi hiçbir yere bakamıyorum.

Bırak mezarımdan toprak savrulsun,

Devamını Oku