Seni küçük işvebaz,
Yapma bana fazla naz,
Gönlüm nazdan anlamaz
İltifat sanır bunu.
Seni şirin düzenbaz,
Çileli bir kervandayım,
Hem ateşte, hem kandayım,
Bir sahilsiz ummandayım,
Senin için ağlıyorum.
Kalbim kalmış alevlerde,
Kıldan ince, kılıçtan keskin Sırat ‘lar üstündeyim,
Çekilip alınmış elimden bilcümle düzlükler,
Canımın bedenimden çekilip çıkarılması gibi bir şey,
Dört bir yanım uçurum, altım cehennem,
Koparıp atma derinlerdeyim yaşamla aramdaki bağı,
Yapışmışım ellerimle bir karasevdanın eteklerine,
Sığın yüreğime darda kaldıysan,
Yüreğim tenine kalkan gibidir.
Buzlar arasında, karda kaldıysan
Isıtır yüreğim; volkan gibidir.
Yüzün andırıyor sedefi, gülü,
Sevgi bir sorun olmasın aramızda,
Dünyada o kadar çok sorun var ki;
Dünyalar kadar inan ki.
Doğmak bir sorun,
Büyümek sorun,
Yaşamak, var olmak, sağ olmak sorun,
Sevdan bana bir yakışıyor ki; sorma gitsin…
Körpe parmağa altın yüzük gibi,
Bileğe saat, kulağa küpe,
Süte kaymak,
Kaymağa bal gibi yakışıyor.
Olduğumdan çok daha genç oluyorum sevdanla,
Çöllere vurdu yine kervanlarım,
Kaldım yine uçsuz-bucaksız kum deryasında,
Sardı yine vahasız acımasızlıklar dört bir yanımı,
Ha bir damla suya muhtacım, ha sana muhtaç,
Hangi yağmayacak yağmurlara el-avuç açayım?
Hangi kızgın güneşleri kovayım başımdan sinek gibi?
Tanrı ‘m seni affetsin, anam-babam
ömür boyu bana çektirdiklerin için,
gözlerimi yaş içinde bıraktığın,
yüreğimi yaraladığın
ve dünyamı kararttığın için.
Gündüzlerimi geceye, gecelerimi işkenceye,
Benim, kulaklarındaki çınlama,
Benim, hançerendeki hıçkırık,
Güzel gözlerini bürüyen sis,
Yanaklarına süzülen yaşlar benim.
Benim, açık pencerendeki tülleri şişiren rüzgar,
Seni hüzünlere salan sonbahar,
El verdin, kol verdin, ağız, dil verdin,
Allahım ben sana şükretmez miyim?
Etten bir beyinle ödüllendirdin,
Allahım ben sana şükretmez miyim?
Hemen duyuyorum bir tek ses gelse,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!