Güya Paris ‘teyim, Sen Nehri kıyılarında,
Güya insan dolu motörler geçip gidiyor yanımdan,
Güya balık tutuyor mutlu mutlu insanlar,
Tablolarını satmaya çalışan ressamlar,
Kitap satanlar,
Öte-beri alanlar,
Sensiz şarkılar ne kadar anlamsız,
Ne yüreğimde en küçük bir kıpırtı,
Ne başımda beni benden alıp giden rüzgarlar,
Ne ruhumda bir büyüleniş,
Ne içimde heyecan.
Sensiz şarkılar ne kadar anlamsız,
Ey serçe, güzel serçe,
Dost olalım erkekçe,
Gel ye verdiklerimi
Seyredeyim yedikçe.
Bak, doğa bembeyaz kar,
Serçe nereden bilsin benim dost olduğumu,
Tutup öpmek istediğimi o minicik gagasından,
Dudaklarımı değdireceğimi
Karnına, göğsüne, tüylerine,
Başka yerde bulamayacağı kadar
Yem dökebileceğimi
Her çiçekte sen varsın,
Her böcekte,
Her kelebekte,
Her kuşta sen varsın,
Her renk,
Zarafet zarafet,
Terk edilen sallar gibi kalmış ruhum kumlarda,
Yüzün ıslak mehtap gibi parıldayan sularda,
Yorgun kalbim hıçkırıyor gizli gizli, ard arda,
Sevenlerin kaderi bu; mutlu olmak imkansız.
Hiç geldiğin gittiğin yok, her gün böyle beklerim,
Gözümü yollardan ayıramadım,
Akan gözyaşımı durduramadım,
Çekip gittiğine inanamadım,
Bağrıma saplandın sanki bir mermi.
Sandım ki kırıldı kolum, ellerim,
İnkar mı edeceksin mazimizi tümüyle?
Bize yetecek kadar kahkaha atmadık mı?
Yoksa yaşamadık mı hayatı her yönüyle?
Sevdaya kendimizden hiçbir şey katmadık mı?
Balıklardan, pullardan, dalgalardan, kumlardan,
Yüreğimi yakan bu ateşleri
Sevdadan uzakta duran ne bilir?
Tenimde beliren ürperişleri
Sevdayı ellerden soran ne bilir.
Eller ne anlar ki bağrı yanandan,
Dün gece rüyamdaydın,
Yanımda, kolumdaydın,
Sanki gümüş bir aydın.
Bunlar sevdiğim anlar.
Hayalin hep odamda,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!