Seni sevmek baharı sevmak kadar güzel,
Dalı, yaprağı, tomurcuğu sevmek kadar,
Yaz ortasında özlenen kışı,
Kış ortasında özlenen yazı sevmek kadar güzel,
Balık senize ne denli yakışırsa,
Daldan düşmüş bir yaprak rüzgara,
Laf ola, beri gele türünden sevmedim seni ben,
Kerem ‘e, Mecnun ‘a, Ferhat ‘a örnek olmak için sevmedim,
Sevmedim dillere destan olmak üzere,
Zaten ben bile bilemedim nasıl edip de seni sevdiğimi.
Bir de baktım ki;
Saplanmış yüreğime ucu zehirli bir ok,
Sevgilimiz olmadan sevdiğimiz o günler
Ne bir deli günlermiş…
Ne bir dolu günlermiş…
Şarkılar; yüreklerimize saplanmış birer hançer,
Olmayan bir sevgilinin acısıyla
Arşınlayıp dururduk karanlık sokakları
Doğa tatlı mı tatlı,
Işık altın kanatlı,
Güneş doğar ve batar,
Gurublar şatafatlı.
Herşeyde bir başka hız,
Sefası, elemiyle
Seviyorum dünyayı.
Bayramı, matemiyle
Seviyorum dünyayı.
Irmağı, deresiyle,
Sevdadan söz etme; ezberlemişim,
Mutluluk her neyse bilememişim,
Ne dertlere düşmüş, görememişim,
Bir ömrü harcayıp tüketerek ben.
Ben sevdim, sen ise ihanet ettin,
Terk edilen sallar gibi kalmış ruhum kumlarda,
Yüzün ıslak mehtap gibi parıldayan sularda,
Yorgun kalbim hıçkırıyor gizli gizli, ard arda,
Sevenlerin kaderi bu; mutlu olmak imkansız.
Hiç geldiğin gittiğin yok, her gün böyle beklerim,
Gözümü yollardan ayıramadım,
Akan gözyaşımı durduramadım,
Çekip gittiğine inanamadım,
Bağrıma saplandın sanki bir mermi.
Sandım ki kırıldı kolum, ellerim,
İnkar mı edeceksin mazimizi tümüyle?
Bize yetecek kadar kahkaha atmadık mı?
Yoksa yaşamadık mı hayatı her yönüyle?
Sevdaya kendimizden hiçbir şey katmadık mı?
Balıklardan, pullardan, dalgalardan, kumlardan,
Yüreğimi yakan bu ateşleri
Sevdadan uzakta duran ne bilir?
Tenimde beliren ürperişleri
Sevdayı ellerden soran ne bilir.
Eller ne anlar ki bağrı yanandan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!