Ne mendilim tuğralı,
Ne günlerim karalı,
Yalnız kalbim yaralı
Seni sevdim seveli.
Kaynayıp coşuyorum,
Seni sevince sabretmeyi öğrendim,
Durmayı, beklemeyi, bırakıldığım yerde kalmayı,
Direnmeyi öğrendim
Kasnakların zamanı sağabildiği ana kadar.
İsyan etmeyi öğrendim erimeye, çürümeye, bitmeye,
Pul pul olup dökülmeye.
Dalda kiraz gibisin,
Bir seçkin naz gibisin,
İçimde haz gibisin
Seni sevmek ne tatlı.
Bakınca can yakarsın,
Seni sevmek baharı sevmak kadar güzel,
Dalı, yaprağı, tomurcuğu sevmek kadar,
Yaz ortasında özlenen kışı,
Kış ortasında özlenen yazı sevmek kadar güzel,
Balık senize ne denli yakışırsa,
Daldan düşmüş bir yaprak rüzgara,
Laf ola, beri gele türünden sevmedim seni ben,
Kerem ‘e, Mecnun ‘a, Ferhat ‘a örnek olmak için sevmedim,
Sevmedim dillere destan olmak üzere,
Zaten ben bile bilemedim nasıl edip de seni sevdiğimi.
Bir de baktım ki;
Saplanmış yüreğime ucu zehirli bir ok,
Sensiz gecelerde sabah mı olur?
Yaralı kalbime felah mı olur?
Sana ‘Leyla’ desem günah mı olur?
Mecnun ‘u mahveden Leyla değil mi?
Çile döner durur garip başımda,
Yine akşamlara uğradı yolum,
Bu akşamlar, tüllenen mağribi akşamlar değil,
Bu akşamlar sabaha giden akşamlar değil,
Benim akşamlarım bir zalim akşamlar,
Cümle yerlerin mühürlendiği akşamlar,
Benden öte herkesin yaşadığı akşamlar.
Kanayan kalbimden sıyrılıp gittin,
Yerine taş bastım, oldu sayende.
Küstürüp incitip bırakıp gittin,
Gözlerim yaşlarla doldu sayende.
Oldu karasevdam kalbime ceza,
Şarap değil, çileler içiyorum kadehte,
Yorgun başım dayalı yıllanmış masalara.
Bir muhteşem sevdadan tek şey kalmadı elde,
Varıp artık dayansın kadehler tasalara.
Hangi duvara baksam gelmişsin, oradasın,
Seni niçin kuşlardan sorayım?
Rüzgarlardan, bulutlardan, aüaçlardan,
Denizlerden, gemilerden, kumsallardan,
Martılardan niçin sorayım?
Kuşlar ne bilsin senin nerelerde olduğunu?
Rüzgarlar, bulutlar, ağaçlar, denizler,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!