İnkar mı edeceksin mazimizi tümüyle?
Bize yetecek kadar kahkaha atmadık mı?
Yoksa yaşamadık mı hayatı her yönüyle?
Sevdaya kendimizden hiçbir şey katmadık mı?
Balıklardan, pullardan, dalgalardan, kumlardan,
Yüreğimi yakan bu ateşleri
Sevdadan uzakta duran ne bilir?
Tenimde beliren ürperişleri
Sevdayı ellerden soran ne bilir.
Eller ne anlar ki bağrı yanandan,
Dün gece rüyamdaydın,
Yanımda, kolumdaydın,
Sanki gümüş bir aydın.
Bunlar sevdiğim anlar.
Hayalin hep odamda,
Ben dervişim, sessiz konuş;
Duygularım karış karış,
İstiyorsan eğer yarış
Yüzyıl önce çık yollara.
Gah yanarız, gah tüteriz,
Ey serçe, güzel serçe,
Dost olalım erkekçe,
Gel ye verdiklerimi
Seyredeyim yedikçe.
Bak, doğa bembeyaz kar,
Serçe nereden bilsin benim dost olduğumu,
Tutup öpmek istediğimi o minicik gagasından,
Dudaklarımı değdireceğimi
Karnına, göğsüne, tüylerine,
Başka yerde bulamayacağı kadar
Yem dökebileceğimi
Sevgilimiz olmadan sevdiğimiz o günler
Ne bir deli günlermiş…
Ne bir dolu günlermiş…
Şarkılar; yüreklerimize saplanmış birer hançer,
Olmayan bir sevgilinin acısıyla
Arşınlayıp dururduk karanlık sokakları
Doğa tatlı mı tatlı,
Işık altın kanatlı,
Güneş doğar ve batar,
Gurublar şatafatlı.
Herşeyde bir başka hız,
Terk edilen sallar gibi kalmış ruhum kumlarda,
Yüzün ıslak mehtap gibi parıldayan sularda,
Yorgun kalbim hıçkırıyor gizli gizli, ard arda,
Sevenlerin kaderi bu; mutlu olmak imkansız.
Hiç geldiğin gittiğin yok, her gün böyle beklerim,
Gözümü yollardan ayıramadım,
Akan gözyaşımı durduramadım,
Çekip gittiğine inanamadım,
Bağrıma saplandın sanki bir mermi.
Sandım ki kırıldı kolum, ellerim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!