Bir koca gün daha geçti üzerimden,
İçine tüm geçmişi sığdırdığım bir koskoca gün,
Devrilip yerlere yığıldı köhnemiş kale surları gibi,
Geçmiş yeniden dillendi bir körpe günün sabahında,
Dillendi, dillendi, dillendi,
Sanki bir günü yüzyıl kadar yaşayacağım
Öyle sırt döndü ki sevdiğim bana,
En büyük darbeyi yemişe döndüm.
Kimseler gelmedi hiç imdadıma,
Zehirli yılanı sevmişe döndüm.
Ben onu hep sevdim, o hep ağlattı,
Düştü gönlüme ateş yağmurlu bir akşamda,
Sandım kan içindeyim; parça parça yüreğim.
Ben yitirdim yönümü seni gördüğüm anda,
Sandım yağmur altında can verip öleceğim.
Senin için terk ettim her şeyimi bir anda,
Beni ateşlere atabilir misiniz, ifritler?
Sele-suya verebilir misiniz?
Çakabilir misiniz avuçlarımın ortasından çarmıhlara?
Kurda-kuşa verebilir misiniz?
Teslim edebilir misiniz akreplere, yılanlara?
Kaldırıp bırakabilir misiniz uçurumlardan aşağı?
Senden sonra çam kokusu kalmadı ormanda,
Yitirdim denizin kokusunu, köpüğün kokusunu,
Yosunun kokusunu, toprağın kokusunu,
Yağmurun kokusunu yitirdim senden sonra,
Güller gibi kokmaz oldu yağmurlar,
Güller gül gibi, çiçekler çiçek gibi
Sözümüzü çiğnemek
Yok yok yok yok, yok yok yok.
Yeminden geri dönmek
Yok yok yok yok, yok yok yok.
Bitmeyen türkümüzü,
Yine bahar geldi, yandı yüreğim,
Yine bu gönlümü yaktı hatıran.
Zaman kaldı mı ki seni göreyim,
Ömür sular gibi aktı durmadan.
Sen mevcud değilsen bahar mı olur?
Yine hüzünlüyüm yağmur altında,
Yine biryerlerde sensiz kalmışım.
Kollarım kırılıp kalmış yanımda,
Sensiz yaşamayı kolay sanmışım.
Orda da gecenin yarısı mı, tam?
Yine geldim kapına anam-babam
Yaralı yüreğimle, bir garip gönlümle,
Örselenmiş ayaklarımla, paralanmış ellerimle,
Senden aş istemiyorum,
Ekmek istemiyorum,
Ben karasevdan için soyunmuşum yoksulluğa,
Ben bir yorgun dervişim,
Dar dehlize girmişim,
Gönül verip sevmişim,
'Hu' deyip düşünmeyi.
Seccadem var gerçekten,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!