İnsan değil sevgili, dağ da kavuştu dağa
Güne ömür, geceye asır sığdı, gelmedin.
Üflenmeden, ölüler bir bir kalktı ayağa
Maveradan ufkuma yıldız yağdı, gelmedin
Gök elimden tutardı, dağ bırakmazdı beni
Kuyuda bir çocuğun vaveylası olsaydım
Su boğardı belki de ateş yakmazdı beni
Karınca dudağında su damlası olsaydım
Yağmur, kokusunu getirdin yine
Götür artık, ziyan etme, ne olur!
Alev aldı sanki yanıyor sine
Ciğerimi büryan etme ne olur!
O koku tek gülle bahar getirir
Anneciğim, otuz beş yıldır sensiz
Ne kahroldum ne başım göğe erdi
Kum tepesi aralarında deniz
Hayallerim, yaşanmaya değerdi
Martılardan öğrendim özgürlüğü
Sen ateşi görmüyor kıvılcım arıyorsun
Odun benim, yakan ben... alev benim kor benim
Sen topraktan geleni topraksız sarıyorsun
Annemi bilmez misin toprak saklıyor benim
Yorulmuş bir diyardan geliyorum gülizar
Üşüyen tarihimle, sırlarımla sar beni
Benim topraklarımda ağıt yakardı rüzgar
Kurak düşmüş yürekler üşütüyor yar beni
Ben gülerken nefessiz kalıyorum gülizar
Bıçak sırtı hayallerim var benim
Düşlerimde aşkı zehir zemberek
Anlatan falcılar, kanımı emdi
Bir yayla çiçeği hercailiği
Kokun bazı safran, bazı çiğdemdi
Kanıma zehrini sundu engerek
Bir dağ başı türküsü, bir kadim öyküsün sen
Bir çocuk gülüşüyle anlatılmış bir masal
Düğünçiçeği, çuha, papatyalar ve süsen
İçinde kaybolduğum bir âlemdin Yasamal
Yasamal, bir çocuğun hayaliydin, düşüydün
Yazdım, bu güne kadar zulmü de zulmeti de
Hem zengini, yoksulu hem dürüst hem hırsızı
Cehennemi de gördüm yaşarken cenneti de
Kalemime dem oldu ugursuzu, arsızı
Bir pazar sabahına düştü kıvılcımların
Göğümü işgal eden yıldırım sancıları
Son cemreyle birleşip toprağa düştüğünde
Şehrindeki tüm yabancıları
Toplayıp karşına gülüştüğünde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!