Sakın ha, kurma bina sönmüş ocak taşından
Ya çatlatır kirişi, ya duvarda iz kalır
Korkma itten çakaldan, kork mazlumun yaşından
Onun tahribatına atom yetersiz kalır.
Bu dünyanın malına, sefasına güvenme
I
Hayat, doğduğun evde yanan ocakla başlar
Umut, nabza göredir, azaldıkça yavaşlar
Diptedir ilk basamak , varlık bazen yoktadır.
Ölüm, umutlarının tükendiği noktadır.
Bazı insanlar gördüm, aynada sureti yok
Kaf Dağından dem almış masala benziyorlar
Kalp tilkidir akıl yok, dil aslan heybeti yok
Koyun postu giyinmiş çakala benziyorlar
Ağzında yuva yapmış yalanın bin türlüsü
Kanına girdiler kanına anne
Canını yaktılar masumiyetin
Üstünü ipeklilerle örttüler
Her cinayetin
Kuru yük taşıyordum kalbimin hangarında
Meydan okudu yıllar, saçlarıma ak düştü
Bir köle taciriydim aşıklar pazarında
Onca maharetime kaç tüccar çırak düştü
İmen HEMEDİ'ye ithafen
İnsan öğretti bana sükutu, yalnızlığı
Şah eliyle mat oldum, piyonda şahı gördüm
Hem pişkin arsızlığı, hem yavuz hırsızlığı
Yüzümüze gülenin kallbindeki kiri de
Aynı yolun yolcusu değil miyiz acaba
Bu İnsanlar nereye gidiyor bir telaşla
Kimi naif yürüyor kimi oldukça kaba
Her birinin değeri biçildiği kumaşla
Ve her biri yüküyle çekiliyor hesaba
Aleme şekil veren hal mimarında gizli
Kainat bir güneşse, sayesi insandadır
Onu alemleştiren hal şiarında gizli
Mahlukatın en büyük payesi insandadır
Onu ademleştiren hal imarında gizli.
İzmirde gün batımı, gözlerindeki kara
Emanet vermiş gibi saçlarını rüzgara
Bir matem havasında kokusu akasyanın
Yeldeğirmenlerinin kapıldım rüzgarına
Üzüldüm, sensiz geçen ömrün inkisarına
Üzüldün, yandı canım... Üzüldüm yandı canın..
Kuyudan çıkarır vakti gelince
Boğar da insanı ince bir sicim
Ne ölüm belirir vaktinden önce
Ne kışı görmeden yaz olur mevsim
Ne yağmur bahara muhtaçtır oysa




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!