Sanma ki gözlerin aklımda benim
Unuttum ben ahu bakışlarını
Ne afra tafranı, çıkışlarını
Ne ardımızdan yaş döküşlerini
Tek bir hatıran yok saklımda benim.
Bir cazibe uğruna yakılmış bir meczubum
Bilmem hangi volkanın kucağında kor oldum
Ben aşıklar yurdunun sır ağına mensubum
Bir sır ki hiç olmaya ramak kaldı, yorgunum
Bir sır ki ben o sırrın siretine vurgunum
Dün görüyordum oysa bin asırlık kör oldum
Kalbimin üşüyen tenhalarında
Bir çocuk nidası içinde hüzün
Annemin kokusu... Hatırlıyorum
Ve kuş seslerine karıştı yüzün
Ve kuş sesleriyle belirdi hüzün
Kaybetme korkusu... Hatırlıyorum
Bir düş gibi rengini saklıyorsun geceden
Sustuğun her dakika hepimiz susuyoruz
Gecenin kalbine sen şüphe koydun inceden
Biz rüyayı gerçekten sıyırıp kusuyoruz
Biz Ateşin karanlık derdiyle üşüyoruz
Utanıyorum ve hatta korkuyorum
Ya Kahhar diyesim var, diyemiyorum
Utanıyorum ve hatta korkuyorum
Kafirlerden önce kahrolmaktan
Filistinli bir çocuğun kanlı gömleğine ilişiyor yeryüzünün tüm sahte güzelliği
Annem gibi kokuyor gülüşlerin ey zaman
Bir kurşun suretinde ömrümden geçiyorsun
Sen güldükçe yakıyor gülüşlerin ey zaman
Bazen tanımıyorsun önümden geçiyorsun
Adını bilmediğim yaralar açıyorsun
Yalnızlığın tarihi serüveni içinde
Düşünceye saplanmış sivrisinek edasıyla
Bir böceğin sürüklediği dışkıyla yuvarlanan
İnsanlar tanıyorum
Bir serçe kanadının hayaline kapıldı
Yusufçuk uçmayı da biliyordu üstelik
Büyüdü günden güne gönlündeki incelik
Çarkıfelek döndükçe bam teline kapıldı
Belki de aşk adının hayaline kapıldı
Ne bağ tanır ne çiçek yusufçuk yabanidir
Kalbini parçalamış gezdiği iniş-yokuş
Sükuta altın deyip lal olmuştu hanidir
Gözyaşına karışıp uçuşan onlarca kuş
Kanadına serpilen umutlar insanidir.
Başa tac edince ucubeliği
Başı da tacı da murdar ettiler
Konuşuyor dilin yok ki kemiği
Dili kalp işinde tüccar ettiler
Onur üç kağıdın eline düştü




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!