Hayat, kalpte idi daha demincek
Tükenince derdi yüzde bırakır
Ölümdür dünyayı kuşatan gerçek
Gülüşteki hüznü gözde bırakır
Her şeyin yarımdır, tamı ötede
Gidebilsem, gideceğim, yolum var
Ayaklarım hala zinde, gözüm dinç
Kalbim yorgun, her durakta zulüm var
Dudaklarda yarım kalmış bir sevinç
Kaldım öyle, dayandı sabır taşı
Karanlığın tek bir renk olduğunu sanırdım
Gördüm ki ak karaya, kara aka karışmış
Ne mavi mavi kalmış, ne yeşilde huzur var
Karşı yaka çoktandır bu yakaya karışmış
Renkler ve çarşı pazar halka halka karışmış
İçimde yılların kırgınlığını
Anlatacak birkaç söz bulamadım
Kalbimin üstüne çökmüş yığını
Gösterecek bir çift göz bulamadım
Götürdü ırağa bir sessiz gemi
Kul, hayatı fani gördüğü zaman
Makamı ne yapsın, malı ne yapsın?
Kayın, meşe, çamı olan bir orman
Kavaktaki kuru dalı ne yapsın?
Hüzün gözlerinin buğusunda ter
Islak hayallerin meyvesi hüzün
Yarından bugünden ve dünden beter
Hüznün girdabında boğulan yüzün
Gözlerin sessizce büyüyen büyü
Hayallerimi kesen rüzgarın kokusu bu
Sıcaklığı bir anne gülüşü kadar güzel
Çayı henüz konmamış bardağın cam soğuğu
Isınırdı dem almış katresiyle gözlerin
Ademoğlunu özge kılan haslet ruhudur
Bedeni ihtiyaçta beşer hayvanla birdir
Beden, kalbi mutmain ile cennet bahçesi
Nefsi emmare ile yaşayana kabirdir
Bir sızı, rüzgarsız koku salıyor
Çaresizliğini kusarcasına
Dünyayı sığdırmış kafatasına
Bir kadın, korkuyla nefes alıyor
Bir rüzgar, nefessiz korku salıyor
Gençliğim deli bir tay önümden geçti gitti
Göçmen bir kuştu sanki uğradı göçtü gitti
Ben ki nice kuşları cezbeden bakir göldüm
Çöle düştüm ki heyhat tay delirdi ben öldüm




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!