Benin’den Bir Adam
(Zenci Krallığı Benin’den Portekizli bir Yahudi’yi resmeden 1500lü yıllardan bir bronz kabartmanın fotoğrafı hakkında)
Karanlık inince sessizdim ben
fakat gölgem şiddetle vuruyordu
Ve radyolar kaldı
Çığlık çığlığa
Beraber ve solo şarkılarla
Berceuse
Ormanların mavi tabutunda dinlenen bir mumyayım ben, o inatçı çağıltısında motorun ve lastiğin ve asfaltın.
Gündüz boyunca olan şeyler batıp gider, ev ödevleri hayattan daha ağır.
Otelin balkonlarında, pırıl pırıl nesneler,
Nesneler, nesneler –
Tekerlekli koltukların çelik boruları, alüminyum koltuk değnekleri.
Tuzun tatlılığı misali. Niçin yürümeliyim ben
Bu siyah çizmenin kimseye yok merhameti.
Niye olsun ki, ölü bir ayağın cenaze arabasıdır bu,
Uzun, ölü, parmaksız ayağı bir papazın
Ki iskandiller kitabının kuyusunu,
İşte budur deniz, yani bu büyük bekleyiş durumu.
Nasıl da emer iltihaplarımı güneşin sargısı.
Soluk renkli kızlarca dondurucudan kepçeyle dökülmüş
Elektriklendiren renkli şerbet, kavrulmuş ellerle dolanır havada.
Kağıttan fırfırla bir düğün pastası suratı.
Nasıl da olağanüstüdür adam şimdi.
Bir azize sahip olmak gibi bir şeydir.
Kanatlı başlıklarında güzel değil artık hemşireler;
Bu arabanın camı ardında
Mırlar dünya, içe dönük ve latif.
Ve ben karanlık elbise içinde ve suskun, bir parti üyesiyim,
Düşük viteste arabanın arkasında kayarım yukarı yavaşça.
Bu misket limonu yapraklarının doğal semizliği! –
Kiliseye yürür ağaçlar, budanmış yeşil bilyeler misali.
Papazın sesi, cansız havada,
Karşılaşır girişte mevtayla,
Gri gök siner, yeşil bir deniz gibi büklüm büklüm
Koşup gider uzaklara tepeler, saklayarak oyuklarını,
Bu oyuklar zevce düşüncelerinin beşiğini sallar,
Duyarsız, elverişli kayıklar,




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla