Nadiren çıkarsın yüzeye, ihtiyar.
Gelgitin gelişiyle gelirsin sonra
Yıkarken denizler soğukça, köpük-
Kaplı: ak saç, ak sakal, uzaklara yayılmış,
Bir gırgır, yükselen, alçalan, dalgalar gibi
Bir Afrika Güncesi’nden (1963)
O Kongolu sokak ressamının tablolarında
böcekler misali incecik kımıldıyor insan gücü
kendilerinden çalınmış figürler.
İki değişik şekilde yaşamanın zorlu geçididir bu.
Bir ezgi gibi geçirdim içimden seni. Pırıl pırıl. Yunmuş arınmış öylesine. Karanlıklarımı ışıtanımdın; uyandıran beni karabasanlarımdan. Şimdi ne kaldı sahi ara sıra anımsayışlardan başka? Bir tren gibi geçip gidiyor zaman. (Peki hangi vagondasın sen?)
Üç kez mırıldandım adını bilinçsizce. Çok uzak ve ıssız bir ülkenin adını duymuşcasına irkildim. (Sevmek yabancılaşmaktan başka bir şey olabilir mi?)
O kırmızı karanfili de unut. Umutsuzca ezilmiş olanı, araba tekerleklerinin ve arabesk şarkıların altında.
Hayır, hayır! Git yanımdan. Geç vakit ayrıldım ondan.
Bozmam kınımı azıcık parlaklıkla,
Değil mi ki yeni bir ışıkla doludur beni çevreleyen hava;
Narindir kolları, gene de kuşattı beni sımsıkı
Ve eterli bir gazlı bezle örtülmüş gibi bıraktı beni;
Şirin yapraklarlaymış gibi; lâtif bir berraklıklaymış gibi.
Tümüyle görülmeyen yüzü
Kuşatır bir cazibe.
Dağılmasından korktuğu için
Peçeyi kaldırmaya yok cesareti.
Fakat dikkatle bakar ağ gözünün ardından,
1
Kadın diseksiyon odasını ziyaret ettiğinde
Yanmış hindi misali kara, yarı çözülmüş handiyse,
Dört adam serilmişti. Ölü fıçılarından
Ekşi tütsüler sarkıyordu onlardan;
Oğlanlar çalışmaya koyuldu, beyaz önlüklü.
Bırak beklesin yılan
yabani otunun altında
ve yazı sanatı
dolsun sözcüklerle, yavaş ve hızlı, vuruşu
keskin, bekleyişinde sakin,
uykusuz.
Bir Çocuk Yuvası İçin Sözcükler
Gül goncası, solucan topluluğu,
İlk beş kalıpçının
Mirasçısı, açarım ben:
Beş ay hilali
Keşke bilediğiniz metale benzeseydiniz,
Keşke demir ruhunuza ağsa,
Keşke çelik olsaydınız kendi iyiliğiniz için!
Hâlâ hamur gibisiniz zorba hükümdarlarınızın
Parmakları arasında! Size çevrilecek tüfek ve tabancaları
Üretiyorsunuz kendi ellerinizle! Kuşku yok bu silahların
Nedir bu, bu peçenin ardındaki, çirkin midir, güzel midir?
Titrekçe ışıldıyor, memeleri var mıdır, var mıdır kenarları?
Benzersiz olduğundan eminim, istediğim şey olduğundan eminim.
Sessizce yemek yaparken baktığını hissederim, hissederim düşündüğünü




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla