O çok eski sıradağlardan çıktı cellatlar
kemikler gibi, felaketlerin şeceresinin
dikelmiş sırtındaki Amerikan
dikenleri gibi: alındılar,
eklendiler halk yığınlarının sefaletine.
Her gün kirletti kan onların saçaklarını.
Küçük köpekler büyük köpeklere bakarlar;
Gözlemlerler kokunun kaba boyutlarını
Ve garip kusurlarını.
İşte samimiyetsiz erkek kısmı:
Genç erkekler bakarlar daha kıdemli olanlara,
İncelerler geçkin zihni
Göz kapaklarında ışık
ellerinde gelecek,
sevdanla şeneltilmiş
terk edilmiş bir göçebe çadırıdır gece.
Ay ışığı için açık kollarla
çekiyorum gecenin kokusunu içime
Gidin, şarkılarım, yalnıza ve hoşnutsuza,
Sinirleri bozulmuşa da, anlaşmayla köle olana,
Küçümsemelerimi taşıyın zulmedenlere.
Serin suyun çağıltısı gibi gidin,
Zalimlere küçümsemelerimi taşıyın.
Görevini yaptıktan sonra
kime haber verir hırpanî kondor?
Yapyalnız bir kuzunun üzüntüsüne
ne ad verilir?
Kadınsın sen
Göğsünde fundalık çiçekleri
Alnında çiçek tozlarından sis.
Rüzgâra binmiş gidersin
uçarsın unutulmuş ülkeme doğru
başkasının boynuna dolanmış kolunla
Bir kurt sürüsü misali lime lime olmuş ceketi.
Yüzü bir mermer kıymığı.
Küçük görmeler ve hatalarla esen bir koruda
oturur mektuplarının çevresinde,
evet uçuşur yürek bir kağıt gibi konuk sevmez geçitler arasında.
Bu şiir Rabindranath Tagore’un “Bahçıvan”ındaki 30. şiirin başka sözcüklerle tekrarıdır.
Göğümde bir bulut gibisin alacakaranlıkta,
Örülmüş kelebek
ağaçlarda asılı entari,
gökyüzünde boğulmuş, sürüklenmiş
rüzgâr ve bulutlar arasında, yalnız, yalnız, yoğun,
giysisi ve saçı darmadağın,
ve içsel bir hava yemiş bitirmiş.
Lizbon’da
karaya çıktığında,
gök mavisi gökyüzü ve gül kızılı gül,
beyaz alçı ve altın,
kiremitten taçyaprakları,
evler,




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla