İsmail Aksoy Şiirleri - Şair İsmail Aksoy

İsmail Aksoy

Ellerin ellerime doğru
devindiği zaman, ey sevgilim,
neler getirir bana kaçışta?
Neden ikircikliydi ellerin,
ansızın, kenarında ağzımın,
neden tekrar tanıyabildim onları,

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Dünyanın anlamı kısadır,
Ama hikâyesi uzun ve çeşitlidir;
Sevmek ve sevilmek;
Öğrenecekleri var daha erkeklerin ve tanrıların,
Ve sayfaları çok sık çevirmelerinin
Pek faydası olmadı.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Daha zor günler yaklaşmakta.
Hükümsüzlüğü ertelenmiş zaman
görünür hale gelir ufukta.
Yakında ayakkabını bağlayacak
ve köpekleri bataklıktaki çiftliklere salacaksın.
Çünkü soğudu rüzgârda

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Bu günler yoldan çıkardı benim peygambersi duyularımı, mevsimin geç döneminde daldı evimden içeriye mırıldanarak pul koleksiyoncuları, saldırdılar mektuplarıma, zorla çekip aldılar taze öpüşleri, denizde uzun süre kalmaya dayanmış öpüşleri, ve koruyucu hüsnühatlı ve kadınsı bilimli kaderimi koruyan büyüler.

Oturuyordum diğer evlere yaslanarak, o şatafatlı şeye yaklaşan diğer insanlara ve ağaçlara, şehvetli yapraklardan çadırlara, ileri fırlayan köklere, bitki küreklerine, dikey hindistancevizi palmiyelerine, ve ortasında bu yeşil köpüğün gezinip durdum o büyük muazzam ağır adımlarla, benim keskin hasır şapkam ve tümüyle uydurma yürek arasından; çünkü bütün yeteneklerimin dağılması ve toza karışmasıyla uyum içerisinde, aradı harmoni mezarlıklardaki ölüler gibi, değiştirdi tanıdık yerleri, bu saate kadar korktuğum enlemler ve terk etmişliğimdeki yavaş bitkiler gibi filizlenen yüzler, etrafımda korku ve suskunluk, apansız bir sonbaharın yaprak yığınlarını ortaya dökmesi gibi.

Papağanlar, yıldızlar ve resmi güneş bile ve apansız bir nem uyandırdı bende düşünceli bir tadı toprak için ve her şey örttü onu. Ve eski bir binanın yarasalarındaki memnuniyet, çıplak bir kadının tırnakları konusundaki hassasiyeti hükmetti zayıf ve inatçı silâhlar gibi içimdeki utanç dolu eğilimlere, ve melankoli çekti kırışıklıklarını dokularım arasından, ve aşk mektupları, kağıttan ve korkudan sararmış, uzaklaştırdı kendi titreyen örümceğini, zorlukla ağını ören ve sonsuzlukta söken ve tekrar ören. Doğal olarak düştüm ay ışığından, onun ansal uzatılışından, evet, onun soğuk külünden, kuşlar (kırlangıçlar, yaban kazları) gibi tek bir kez bile basamazlar kendi sürülerinin maviden, düzlükten ve ince teninden oluşan çılgınlığına, ve mücevhersiz, düştüm içine acının, kılıçla yaralanmış düşen biri gibi. Özel bir kanın nesnesiyim ben, ve bu öz, aynı zamanda hem gecesel hem de denizsi, acı çekmemi ve dönüşmemi sağladı, ve gökyüzünün bu suları altında azalttı enerjimi ve varlığımın toplumsallaşmasını.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Eski Doğu Almanya’da Kasım

O en kudretli kiklop gözü girdi buluta
ve çimenler silkeledi kendilerini kömür tozunda.

Gecenin rüyalarıyla ezilmiş olarak

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Espresso

Böcekler gibi alaca renkli sandalyeleri ve masalarıyla
açık alan lokantasındaki o siyah kahve.

Evet ve Hayır gibi aynı kuvveti barındıran

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Nam-ı diğer Saklı Pençe, Macavity esrarlı bir kedidir:
Yasaya meydan okuyan suçludur; en hünerlisidir.
Scotland Yard’ın aldatılışı, Uçan Ekip’in umutsuzluğudur:
Çünkü ne vakit ulaşsalar suç mahalline – Macavity orada yoktur!

Macavity, Macavity, kimse değil Macavity gibi,

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Yamalı giysili çok küçük çocuklar,
Nadir bir hikmetle vurulmuşlar,
O kadın yanlarından geçerken oyunlarını bırakmışlar
Ve bulundukları kaldırımlardan bağırmışlar:
Guarda! Ahi, guarda! ch'e be'a! (*)

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Belki gelir Estrada, o küçük,
eski cüce frakıyla,
ve iki öksürük nöbeti arasında
mayalanır durmaksızın Guatemala’nın
sidik ve göz yaşları
serpiştirilmiş duvarları.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Yitirilmiş kağıtlarla dolu güvercin,
göğsü lekelenmiş silgilerle ve haftalarla,
cesetten daha beyaz kurutma kağıdıyla
ve kendi kasvetli renginden korkan mürekkeple.

Gel benimle idarelerin gölgesine,

Devamını Oku