Yüzün şimdi yüreğimde olduğundan ötürü,
Ayva ve kavunun, taze bir alaz gibi sarının
Dikenli yıldızçiçekleri ve çoban asasıyla uzandığı
Yüreğinin kararan çerçevesine oranla
Daha az bakarım yüzünün çehresine.
Ötede, bir bahçe. Tırpanlar asılı dursa da elma ağaçlarında,
Son Söz
Aralık. Görevini tamamlamış, arması sökülmüş
bir gemidir İsveç. Alacakaranlığın göğünde durur
direği keskince. Ve alacakaranlık daha uzun sürer
günden – buraya getiren yol taşlıdır:
Ey yukarıda adları geçen şarkılar
Yedi günün mucizeleriydiniz.
Dergilerde yayınlandığınızda
Hayli patırtı yaratırdınız Şikago’da,
Ve şimdi sönük ve bitkinsiniz,
Hayli yıpranmış bir kıyafetsiniz,
Sıradan bir tabut istemem, kaplan çizgili
Bir lahit isterim, ve uzun uzun bakmak için
Ay gibi değirmi bir yüz olmalı üstünde.
Geldiklerinde onlara bakmak isterim
Dilsiz minerallerin, köklerin arasından seçmek için.
Şimdiden görürüm onları – o solgun, yıldız uzağı yüzleri.
Soluyor yüzüm, eğer acı çekiyorsa O içimde, O'nun gizli baskısı acı veriyor bana, ve göremediğim bir devinimiyle ölebilirim O'nun.
Ama inanma saklarken O'nu içimde, düğümlenmiş olduğuna sadece benim içimle. Bir gün yollarda sere-serpe koşarken O, benden çok uzaklardayken de, O'nu kırbaçlayan rüzgâr eskiyecek etimde, ve çığlığı O'nun açacak yolları gırtlağımda. Ağlayışım ve gülüşüm senin yüzünle başlıyor, oğlum!
Gabriela Mistral
Sonsuz bir mutfak olmak
istemez mi en sonunda ölüm?
Dağılmış kemiklerin ne ister acaba,
tekrar aramak mı senin biçimini?
Ormanda bir cesedi çiğneyerek
Sonsuzluğun bana doğru geldiğini gördüm.
Tutuştu an dirildiğinde herkes,
Gülümsedi yıldızlar
Ve doğruldu deniz yüreğin nabzı gibi.
Yabanıl bir arzuyla kırmızı
Ve şarapla ıslanmış dudaklarını seviyorum;
Tutkulu bir ateşle yanan
Aşk ışığının yatağı gözlerini seviyorum.
Şefkatli bir kucaklayışta sıcak beyaz etleri
Dokunurken kollarıma, seviyorum kollarını;
Sevdanı yüreğimden silmeyi
ya da hayatının kayığını
sevda denizimde batırmayı düşünen
ırmakların akışını da
tersine çevirmek zorunda.
Yeni kurumuş bir toprak için yazıyorum, henüz
taze daha çiçeklerden, çiçek tozundan ve harçtan,
beyaz kubbelerinin yuvarlak boşluklarını temiz kara karşı
tekrarlayan bir kaç krater için yazıyorum,
ifade ediyorum kendimi uçurumdan yeni yükselmiş
demir grisi dumanın beraberinde getirdiği şey gibi,




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla