Gece, sokak, lamba ve eczane,
Anlamsız ve puslu bir ışık.
Yaşayıp durmak çeyrek asır -
Aynısını. Kaçış umudu yok.
Öleceksin, hissettiğin yerden doğrulacaksın,
Çimene bir gülüş düştü.
Doldurulamaz yeri!
Ve nasıl yitirecek kendilerini
Gece dansları? Matematikte mi?
“Bahar geldi artık” dedin.
Ah sevgilim, merhamet et.
“Ayışığının güle eriştiği an,
Çıplak bağrımla yalnızım bahçede”.
Ah sevgilim, merhamet et.
Gece gel ay bahçesine,
Sallanıyor kavak ve hışırdayıp duruyor:
Bu hüzünlü serenadı duyan bir köpek
Çatımızda uluyor.
Ay’da gördün mü hiç bir köpek?
Kampanalar çalıyor ve duyuluyor uzaktan,
Gece Kitabının Sayfası
Karaya çıktım bir Mayıs gecesi
soğuk bir ay ışığında
ki orada çimenler ve çiçekler griydi
fakat koku yeşildi.
Yendim uykunun meleğini, o uğursuz alegoriyi:
inatçıydı şart koştukları, salyangozla kaplanmış
ve çekirgeler geliyordu onun sık adımlarına,
denize özgü, keskin meyvelerin rayihalarıyla.
Ayları sallayan rüzgârdır o, bir trenin düdüğü,
“Damda uyumaya gittin, ışır memelerin yıldızlara karşı.
Bırak sarılayım sana, ya da kov beni! Üşüyor yüreğim! ”
“Benimle de uyuyamazsın, evinde de uyuyamazsın!
Dur orada ve titre dur sabah ışığı uysallaştırana dek karanlığı! ”
Sevdanın dilini biliyorlar. Gıcırdatıyorlar
Onüç dişi de
Sırıtarak çiğnerken senin zarif etini. Kamçılıyorlar
Arzulu tenini ve yılgınlığını, çıplak oburluğunu etin.
Geçti artık sendeki aşkın demi, hem sözde hem sazda
Ki benzerdi hırçın kedinin solumasına
Soğuk uyanırım.
Sıcağın düşleriyle zenginleşmiş ben
Uyanırım onların tortularına,
Terine, ve yapış yapış bir çarşafa.
Etim kalkanıydı kendisinin:
Gece Vardiyası
Gümbürtüyü sessizleştiren, çarpan,
Bir yürek değildi bu, ki çınlıyordu
Çok uzaklardan, kulaklardaki kan değildi
Herhangi bir ateşi akşam kabullensin diye




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla