Uzanmışım buraya düşünürken seni: -
sevdanın lekesi
kaplamış dünyayı!
Sarı, sarı, sarı
kemirir yaprakları,
Sevebilir misin beni, ey hece kitabı,
ve öpebilir misin beni, ey zamir?
Bir gömüt müdür bir sözlük
ya da kapalı bir bal kovanı mı?
Şanını ve gücünü yitirip de
Bir dost dahi bulamamışa,
Küçümseyen ve öfkeli düşmanları arasında bile
Soyluluğunu elden bırakmayana,
Avutan türküdür, yoldaştır
Sevgi.
Sevgili Ermenistanımın şirinlikle doygun güneş sözcükleri.
Sevilmiş eski sazlarımız çalar acı dolu nağmeleri.
Güller, kanayan güller, sarhoş eden rayihalar.
Nairi’nin kızları ve muazzam dansları.
Severim masmavi göğümüzü, gölün tertemiz berrak ışığını.
Bir başkasını dünyanın bir ucuna dek izleyeceğimizi
söylemek biraz abartılı değil midir?
Varsayalım ki dünya sonsuzdur ve o bir başkası
bizden önce yoruldu.
Ve varsayalım ki yağmaktadır yağmur ve dolu!
Saç üstümüzden tuhafça taşan cennetin suyudur
Sıklıkla bir kadın uzun saçlarından aşağıya doğru savrulur ve kaybolur
Bill Knott (1940-2014, ABD)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy
Okyanusa kıyı olmaktan daha büyük
Sadakat düşünemez yürek,
Bir duruşun kıvrımını tutarak,
Sayısız bir tekrarı sayarak.
Robert Frost (1874-1963, ABD)
Hayır, ilkbahardan beklenmiyorsunuz,
ne taçyaprağının susuzluğunda
ne de dut renkli balda
lif lif örülüyorsunuz asmalarda ve salkımlarda,
fakat fırtınada, paçavralaşmış kubbede
çatlağın üstünde köpüklenen suda,
Oy, evet, hatırlarım,
oy içi kararmış ışıkla dolu
kapalı gözlerini,
açık bir el gibi bütün bedenini,
parıldayan bir ay salkımı gibi,
ve esrimeyi,
Issız mezarlıklar var,
sessiz kemiklerle dolu mezarlar,
yürek bir tünelden geçmek zorunda,
karanlık, karanlık, karanlık,
bir geminin batışı gibi ölüyoruz içimizden,
boğuluyoruz sanki yüreğimizde,




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla