İsmail Aksoy Şiirleri - Şair İsmail Aksoy

İsmail Aksoy

Animula (*)


“Tanrı elinden çıkmış nüshalar, o basit ruh”
Değişen ışıkların ve sesin düz dünyasına,
Işığa, karanlığa, kuruya yahut ıslağa, soğuğa yahut sıcağa;

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Toprağa düşmüş tozlu yapraklardan
ya da kendisini gömen sessiz yapraklardan.
Işıksız metallerden, boşlukla birlikte,
yokluğuyla birdenbire ölen günde.
Ellerin tepesinde kelebeklerin ışıltısı,
ışığının son nedir bilmediği kelebeklerden bir akın.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

ABU SALAMMAMM
BİR İMPARATORLUK ŞARKISI


Kral Beşinci George beni Buckingham Sarayı’nın önündeki fıskiyeye zincirleyip istediğim kadar yiyecek ve kadın verseydi bana, bir çeşit şiir olarak yazmak isterdim bunu.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Acaba ne öğütledi yüreğine
Bu başı bağlı ay, mahcup şirin yavrum,
Kadim dolunaydaki Eros hakkında
Şöhreti ve ayakları altındaki yıldızlar hakkında,
Ah hısım akraba dolu
Franziskan rahibi - komedyenle birlikte.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Öldüğün gün çamura daldım,
Siyah ve sarı çizgili arıların papazsı taşlar misali
Tipiyi uyuyarak geçirdikleri ışıksız bir kışlık yuvaya
Çekildim, ve zemin sertti.
Bu kışlama, neredeyse yirmi yıl idare etti beni –
Sanki sen hiç var olmamışsın, sanki ben

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Fakat acı çektim mi? Acı çekmedim. Sadece halkımın
acı çekmesinden ötürü acı çekiyorum. Yaşıyorum
içinde, yaşıyorum anayurdumda, bir hücre gibi
o sonsuz ve alazlı kanda.
Zamanım yok kendi acılarıma.
Kimse acı çekmemi sağlayamaz

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Dürüst olmadığımı söylüyorsun.
Senden daha dürüstüm ben.
Senin yavaş yavaş aşındırdığın
Bağlılığa bağlıyım ben.

Çok uçucu olduğumu söylüyorsun.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Açık Pencere

Açık pencere önünde duruyordum
ve traş oluyordum bir sabah
birinci katta.
Şıklatıp çalıştırdım traş aletini.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

1
Sevgilim, ne zaman bitecek acıların kışı? ...
Ne zaman ıslatacağım susamış dudaklarımı
Aşk yağmuruyla
Gül ağzında?
- Bitmeli acıların kışı...

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Elveda, elveda çiftliğine, fethettiğin
gölgeye, o berrak dala,
kutsanmış toprağa,
öküze, elveda esirgenen suya,
elveda bayırlara, yağmurla gelmeyen
müziğe, o kupkuru

Devamını Oku