Bir mahzenin
sessiz ve soğuk duvarları
şahittir yüreğe düşene...
Zuladaki sessizliğe...
Ruhların ahengine...
Ahenkteki içtenliğe...
Bu gece yıldızları emzireceğim,
Üçleyeceğim dilimdeki duayı.
Geceye 'masalımsı sen'i söyleyeceğim.
Ay şahit...
Hüzn-ü Sevgi
Serenatım sanadır yar...
Kulak ver dinle;
Bu aşk katıklı sevgilini...
İhtişamlı senfonim...
Desem ki:
Gözlerinin kıyısına memleket kurulmuş,
Şehrin aşka çıkan sokakları kirpiklerine asılmış,
İklimi Mezopotamya'yı andırır gibi;
Yasak bir dilin isyanında
yüreğimden kopan serzenişlerle
yürüyorum sana,
ölümüne...
Aykırı bir aşkın vuslatında
sesleniyorum yâr sana...
Bir bakış ki;
Yosun gözlerinde mülteci hüzün'üm...
Ateşnak yüreğinde
dört bir yanını aşkla kavuran avlun'um...
Ebedî...
Musa'nın asa'sı gibidir Aşk...
Yüreği böler ikiye...
Bir yanı sevda,
bir yanı keder...
Bir yanı isyan,
bir yanı umut...
Ben nar-ı aşkına gözü kapalı dalmışım.
Küllerimden yeniden doğup zat-ı haline sevdalanmışım...
Sürgülerini kapamışım kalbimin senden gâyrısına...
Senden gâyrısına hayâl olmuşum...
Hüzn-ü Sevgi
Bir akşamüstü...
Yokla sol yanını...
Ne kadar sendeyim
ne kadar bendesin..?
Dinle sol'undaki ritim bozukluğunu...
Sensizliğin ölüm olup
Bir hüzün var gözlerimde...
Nedeni hasret.
Nedeni gurbet.
Nedeni başlı başı sensizlik olsa gerek..
Şimdi gözlerim gözlerinin vuslatını beklemekte..
Vakit ya hazandır ya katran...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!