ben gidişlerin hakimi oldum yargılanıyorum
aklanan bir mutlu bir dünya ne zaman sınılır bilemem
bilinmez sen geldiğinde benden sen gidilmiştir
dengesizlik getirir gidişinin geometrik yanı
Dingin bir dengesizliğin denklemiyim
çözümü bilmeyen güzeller öss kazanamıyor
B’ıraktığın V’uslatın V’alisiyim
kimsesiz yangınların baş kıvılcıyım
şaşırır küller, güllerin solarken
yordamsız kalır aşk k’alış
-Sürdüm yüreğime yazgının yazılmamış meçhullerini. Mecburlarının çobanlığına başladım.Aklımın aç kurtları gezindi durdu doyumsuzluklar merasında.
-Acıkmış gönül perileri doyumsuzluklarının ilanını vermeye geldiler.
Aklımı çeldiler. Bir öpücük kadar dünyayı yakından tanıttılar.Bir erkeğin bütün erklerini alt üst eden şehirsiz ,isimsiz; ama aklı çeldiren istendikleri yaydılar.
-Kutsanmış uzakların vardı.Bekleyiş kızartılıyordu sol yanımda. Sen ile sensizlik yeşermişti nadaslarımda. Sana benzeyenler benzetme sanatı yaparak telmihini yüceltmek istedim sadece.
-Nidalarını sussun diye. Tenasüplerin münasiplerimi örtsün diye öyle sanatsız, kurgusuz, hazlara hazırlık dersi verdim Şehrinaz.
Bir/incik
hıçkırık, can kırıkların frekansında söyler seni
ağlar ağlamak
damlaların töresine katılır insan hakları
sen gittin diye vicdan vurulmak zorunda
Delinin akıla aşk sunusu-1
İyi şeylerin köprüsünde deli dumrulum
Seni senden çok sevişim dışında yok kötülüğüm
Iskalanmış damlaların düşmesin düşlerime
Masalımda ölen perinin gözbebeklerini büyütme
Vicdanımın azabını hangi banka ödeyebilir ki
Hangi para bir vicdanın enkazını kaldırır
Hangi aşk
Aşkı hani karşılıksızdı yeryüzünde
Hani aşk
Hani sevmek maddenin ötesinde mananın meşalesi
izi özümde, gözü sözümde, aşkı her ben’de
ben sende, sen ben’de aşkı olan dünya bu ben’de
yaşanırlığın ezgisinde okundu bahtımın tüm enleri
yakarılmış özlemlerin duvağında kaldı vicdanımın eri
aşınmış bir yaranın yürek dibinde sana susamışlığın meriyim
Aşk,Kadın-Erkek
(felsefi tinler)
- İnsanının ruh açınımında, kendimiz olmaya bizi iten istencin ve duyuncunun kendimiz olarak bilmemizde sınırsız oluşa bizi sürükler.Geleneksel bir sed olmayınça nefesimizin özgür istemlerine savsarız kendimizi.
-Bu bağlamda usun merkezinde kadın - erkek eşit; ama hangi eşitleri tümlüyoruz. Hangi eşitlerde eşitiiz işte o kendi çıkarımlarını uzatır.
-Biyolojik haritada erkeğin güçlü şehirleri var. Bedenen üstünlük zaten tartışmasız kendini öndeş yapar; ancak bu düşünsel anlamda erkeği üstün kılmaz.
Bir kere ayrılık girdi aramıza, bin kereye bölündü kavuşmak.Şimdi parçaları bütünleştirmek, yeniden bir kere olmak çok zor .
Dilek taşları, dibek taşları, aş taşları var taş bağrımın gizillerinde.Hangi taşı seçsem aşk kafamda kırılıyor.
-Can kırıklarının iç mimarıyım diye taşlamacılığı bırak gayrı Bennara…
Ben gözlerinde maviliği teslim ederken denizlere, içimdeki mavişe olarak büyürken sevi sözcüklerinde.Taş bağrının bakisi yapma beni.
Bir kelebeğin cesaretinde saklıdır şekerim.Güneş doğurdu bu sabah sensiz ilk bayramımı.Acılarıma serpen suların kristal öpüşleri yastığına kondu. Alyansımı aradım adının yazıldığı o tarihe. Tanımsız düşlerimizin bütün şıklarında en bilindik şıkkın şıklığında ütülü elbiseler altında ütüsüz yalnızlığım kırıştı. Bu bayram evimin yanındaki camide bayram namazımı kılacağım, beyaz bir güvercinle sana bayram mesajım gelecek. Benden bekleme başka mesaj...
Yitik dünlerimizin dönemecinde aşk kırığı aynalarımda şeker uzatan ellerin hayal olur fotojenik bir huzur olarak kalır oracıkta. Senden,teninden bir es olsun istedim.Yalnızca birkaç saç telin kalmış. Topladım hepsini.Beş tane, birisi beyazlamış…Bir şişede saklıyorum.Kucağıma alıp saçlarını okşadığım bayram sabahlarının resmi için onlar var.Şimdi şişeden çıkardım, dokundum onlara,beyazına dokunamadım. Acılar, kırılmalar, gidişler demek beyazlatmış bu genç yaşta. Bugünlerimizin sözlerinde, umarsızlığımız yaşanmamış çizgi filmi oynanır. Ruhumu saran bir hüznün hıfzında hafızamın hazinelerinde sensizliğin kara rengi kaplar duvarlarımı.
-Bu sabah bayram namazından sonra gelip kime sarılacağım.Kimsesizliğimin dili tutuldu.Zili çaldım açan yok… İçeri girdim,bütün odalara baktım yalnız sana aldığım oyuncak ayıcık orda.
-Oyuncak ayının gözlerinde yaşlar aktı.Senden öğrenmiş ağlamayı.
Ne yaptım konuşmadı,senin nazlarının hepsini toplamış.
-Nerde Nazlıcan…Nerde sıcak kucağım, nerde bu odanın, bu evin süt beyaz düşleri.Nerde yetim güzelin.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!