Bir gül dökülüşünün kırmızı künhündeyim. Kendime ait kalakalışın kıpırtısında gözlerinden güzel heceler okudum.
-Gözbebeklerinin bebeğini emzirdi içyüzüm.
Ç’ağlayan güzel berrakların sesi gibi içimde aktı söylediklerin hep söyleyeceklerin. Bir dökülüş manzumesi sardı ruhumun kesiflerini.
-Keskin bir bakışının k’esilmemiş geleceğine sardım senli demlerimi.
-G’ayrı sende kalmanın bütünleşil sayfasında bir gül yazdı özlemleri.
Gidişlerinde üstüme yağan, karın beyaz saçlarında ıslanıyor aşkım.Sensiz düşler büyütmek alnımın yazısından,yüreğimin sızısından ödevken,senle bir ömürlük öyküm henüz yok yazı yüreklim.Sancılı mevsimlerin mehtaplarımı gecenden kaçırır.
Mızrabın batar hazanlarıma. Hazlarımın kullanım dışı zevklerinden sana canlı bağlanmak istedim gün ile aşk arasında. En uzun gecelerin hecelerini
sana şifreledim masalın biterken öykü başlarken.Bekleyişlerin biletlerini korsanlar almış,imkansızlığın Karaiplerine.Beni senden anlattı beklemeler.Sen yetimsin Nazlıcan…Öykünü bana anlattı Yunus balığı.
“ Sen altı yaşındayken kaybolmuşsun. Seni yaşlı,dünyanın en iyi yay kullanan denizcisi seni bulmuş,denizin ortasında konakladığı küçük gemisine götürmüş,seni büyütmüş,yıkamış, beslemiş,sana ok atmayı öğretmiş.Tam on yıl orda yaşamışsın.Hayatın deniz,balıklar,mavilikler,yalnızlıklar.Denizci adam,45 yaşlarındaymış.Her balık satışından sana çeyiz hazırlamış,gittikçe sana bağlanmış,içinde beslediği tek duygu bir gün senle evlenmekmiş o küçük gemide.Gemide sana bir salıncak yapmış,süslemiş her yanı,ayakları suya değe değe salınırmışsın.Geminin güvertesine çıkarmışsın, keman çalarmışsın.Denizci hayatın binlerce tadından yalnız iki şeyle tanıştırmış.Ok atmak ve keman çalmak.Denizci,denizin ortasındaki gemisine müşteriler getirip oradan balık yakalamak şartıyla para kazanırmış.Bir gün iki genç sana sulanmış,denizciyi bağlamışlar,sana saldırmaya çalışmışlar,sen kaçıp geminin içinde o gizemli yerlerden çıkıp en üste çıkmışsın.Yayı gerip her ikisinin ayaklarına ok atıp yaralamışsın.Tenin deniz gibi beyaz kalmasını sağlamışsın.Denizcinin biricik gizemli aşkı olmuşsun.Senin hiçbir şeyden haberin yokmuş.Ta ki 1 6 yaşına kadar.Günler suları yıkarken, kulağında valkmeni olan bir genç babasıyla sizin gemide balık tutmaya gelmiş.Delikanlıyı görür görmez aşık olmuşsun.Denizci onları öldürmeye çalışmış,sen delikanlının önüne siper olmuşsun.Oradan kaçmışlar,ilk kez aşk yaşadığın genç ile babası.Genç gidip senin aileni araştırmış ve bulmuş.Elinde belgeyle seni denizciden kurtarmaya gelmiş,denizci yine oklar atmış,sen siper olmuşsun biricik aşkına.Ve denizcinin tek hayali seni büyütmek ve senle evlenmekmiş.Sense delikanlıyı seviyormuşsun.Küçük, bir salla kaçmaya çalışmışsınız.Denizci, salın ipini boğazına bağlamış,siz kaçtıkça intihar etmeye başlarken,sen ipi kesmişsin.Onu intihardan kurtarmışsın; fakat siz gemiye geri dönüne kadar gemiyi batırmış,sen ağlayarak yıllardır seni büyüten, baba gibi,anne gibi bakan adamın ölümünü izlerken gözyaşların suları azdırmış,karaya zar zor çıkmışsınız.Karaya ilk geldiğinizde delikanlıyı rakip balıkçılar öldürmüş.”Ve iki seveni kaybederek kara bahtıma gelmişsin.Kaldırımda vahşi bir ceylan gibi oturup ağlayan seni gördüm. Ruhumun telleri koptu, güzelliğin güzel rüyalarımı coşturdu.
Korsan seferlere çıktım, şifasız dertlerin hüzün tabletlerini içtim,kendime gelemedim.Başlıksız bir öykü gibi,seninle baş başaları oynamanın ilk adımındayız.Eşkalsiz sevdaların bütün masallarındaki yalnız kahramanlar gibi sarıldım sana.Paylaşılmış sızıların süzgecinde geçti her şey.Sevdaların bedeli çekilirmiş, hangi aşk paklar ki acılı yanlarımızı.Kavuşma rotası yamalı gönlümün gemisi olarak beni sürükler denizine.Oysa sen deniz kızı.Yıllarca denizde yaşamış,kara görmemiş,kara sevda yaşamamış bir güzeldin.Ne su temizler, ne de karanlık kavuşmalarımızı.Ben karada dört yıllık öykünün aşkıydım.Aşkımdan aşklar ürerdi.Şimdi içimdeki yaraların yamasına geldin oturdun.İki yaralı, iki kara bahtlının bulmacasını çözebilir mi ki tutkular.
Uzat şimdi hiç öpülmemiş dudaklarını alın yazıma. Yazıl sevgi beyazlarıma.Alıştırmalar yap, kalp ile kal_ben arasından.
çok kadın sever sevdim
bunlardan yalnız birisini sevdim
çoktan çok sevdim birisini
Hüzün çarmıha girmemiş İsa gibi son kutsi ışığı işaretliyor.
Sessizce,sensizce ilme ışık seriyor bilinen gerçekler.
-İkra diyor en Yüce. Herkese eşitçe bir sözce.
Şimdi neyi okuyor, neleri okuyor, nedenleri okuyor rızamız.
İç çocuğunu aç susuz bırakan yaşamın tilmizleri dışındaki aşk oğlanını zevk kızına heba ediyor.
Dudaklarının bir anlam yükleniyor şuan felsefeme
Yarın dudaklarının kirasını dudaklarım ödeyecek
Kesmek istemiyorum aramızdaki naz iplerini
Müthiş bir yanılgının yanında müthiş bir gerçek
O da odamızın kapısı kalbimin söylemi
yalnız salındığın hal kıyılarında kurudu güller
ansızın benden kopan gelgitlerin gitmelerindesin
çürümüş, çiğnenmiş anlık heveslerim tümler sensizliği
can kırıklarını kanatır benden hiç beklemediğin
yürek gözünde yerli bir peygamberdim
seni çok seven günahsız,sevgi ermişiydim
Bu gün yakılmış köprülerinden geçerken eski yaram yeniden yandı. Yaşanmış,yaşanmamış, başlanmış,başlanmamış günlere utkulu hatta unutkan bekleyişlere bikri bir canım sense cananlığımın şifrelerindeki bilinmeyenlere uzaklar üflüyorsun.
Bir gerçeğin içinden içlenmişlerimden geçerek geçmiş zamanlı, gelecek emenli etik duruşlarıma dezenfekte olan ali beli aşklar büyütüyorum.
Kayıpların kanıt ülkelerine ulaşacağım elbet mavi sularım yüreğine akarken.Sen özlemler ekerken algıların dalgalarına ben atacağım aşk arını aklanmış Züleyha’nın sensiz kuyularına …Yeisleri biten,bulutlarında yağmur öpücükleri olan bir Yusuf olarak büyüyeceğim.
Hiroşami mutlulukların panolarına bensiz her anın yaşanamazlığı uzun yıllar sürecek gibi. Gözündeki damlalar düştü mü kara sevdamın toprağına. En sorgulu,ne vurgulu,en anlı ve benli anların tetiğini çektim vurulmuşum senden..
Bir suçluluk sülünü uluorta duygular yapışır kayıplarıma.Çığlıklarımızın kavuştaklarında aynı şarkımız çalıyorken burada olamayışının melodisini kim güfteler.Geri dönmüş yokturlar ben seni yaşatmaya payım dercesine beni sena bölüyor onca elde var kavuşamazlık.Şimdi sağlamasını yapıyor senden haberi olmayan diğer güzeller…Ben sağlamım sana.Benim aşk bağlamım faylarında her an bir Leyla ölümcül yetişir bilesin; ama senin lavın ,senin lafların,atıfların,nazların, azların,çokların, gülüşlerin, yaşattıkların dahası yaşatamadıkların bir volkanken kime ne… kim beni senden koparır, onarır.
Kahverengiye taşınmıştı bahtın. Kahverengi özlemlerimin rengi olmuştun. Ayrılığın haritasında acılarımın dağlarıydı kahverengi.
-Adım adım uğrunda yürüdüğüm yolların rengiydi kahverengi.
*Kahve gözlerinden alınmış kırk yıl değil, kırk bin yıllık bekleyiş bakışımın sen rengi oldu.
-Hiçlik ile hoşluğun gökkuşağını oluşturdun.Renk renk dağıldım uzak kaldığın her güne.
*Ek pişmanlığım var.Ekilmemiş; ama yeşermesi gereken söylediklerim var. Bunca cümle yakan Hülagü’ yüm.Külünden aşk akıyır.
Sen Dicle olarak mürekkep okunuyorsun. Ben Fırat’ım Sırat’ım senin elinde.
Beklemek uçurumunda bir yuva yaptı sevdam. Ne olacağını, kendisini nelerin beklediğini düşleyen yavru bir yusufçuk. Kim için büyüyorum acep? Bir zamanlar sevi sözcükleri ile kutsanan, aşkın mı? Gitmelerime gelgitler ekleyip denizimi kurutan esrik sevgili mi?
Acılara and içen ürecimden, hayaller kurulan sevgiliyi hatırlamamak ne acı… İnsanoğlu nankör ve nankörlük çıkmazların kedisini aç ve susuz bırakan içsel bir eylemken seni sayfama ekledi ehli keyfim.
Ne kadar bekleyecektim, ne kadar beklemeliydim hiç bilmiyorum. Üç yıl, üç asır,üç dakika bile beklediğine değecek mi? İmkansız ve ruhu alınmış sorular canımı sıkıyordu. Sanki sorunlar yaratılmıştı da cevaplar henüz yaratılmamış hissi tanrısından yanıtlar bekliyor gibi.
Sorular kırk ayak gibi oğullaşışıyor ve çoğalıyordu beyninin ve yüreğinin tam ortasında.
“Bu yüreğim yok mu bu yüreğim…”. Nice oyunlar içre ruhunda derin yarıklar oluşturdu.
' o kendini biliyora manzume'
Hasretindir sızlayan..Beni benden alan,yakan,yıkan,yok eden. Bende sızıların nesli tükenmiyor.Senin her halinin filmini izliyorum.Bir bilet alan bir bilet bedava… İki kişilik bilet alıyorum.Sen yoksun.. Uzakları tümleyen ürkek bir ceylan gibi kayıplarımdasın.Duydun mu bu sana yazdığım satırlarda özlemediğime dair soğuk hevesler… İşte tam soğuma angıcına açıldın.Beni bekleyen hangi ben sözlerine gözyaşlarını da ekledi…
Yok işte bana ne verdin ki..Fazlasını bekleme..Bir yürek nasıl dayanır sen benden uzak ölümcül yaşarken Söylemedim mi her ölen bülbülün leşinde sevda kokularım var. Bensizliği gagalayan her aç kuşun sevabından biraz beni topla…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!