mistik algılar şafağında açılır gün’eşim
aydınlanır içimde kalan sensizliğin kuytuları
ışır,üşür,pekişir, ayrılığın ida bağrı
söylencelerin dilinde ağlar yarimin yarını
diyemediklerimin gelgiti, gelin düşlerde gülüşür
iç içe örülmüş duvarların yazgısında susar aşkımız
Dünyadaki her şey güzelliklerin haritasında.Sen haritanın neresindesin?
Hangi güzelin başkentisin?
Hangi güzelliğin tümlenenisin.
-Yaşadığın bütün olumsuzluklara rağmen sen kaderine şehir, kederine köy, sevenine metropolsin.
-Senin gözdelerinin tamlamalarında son bir halka uzar gider .
Vazgeçmek mümkün değildi son sözlerin son tercihime bariyer oldu.
Troller yerleştirdim deniz sözlerine.Kazanmak zorundaydım.
Dantel dudaklarınla ördüğüm öpücük hayallerinden sana güzel bir gelecekle gelmeliyim.Sen güzel bir kariyere sahipsin.Tıp fakültesi
kazanıp gitmiştin.Oysa seninle orta birden itibaren aynı sıraları paylaştık,lise 4 kadar aynı okullar, aynı sıralar,aynı kitaplar, aynı hocalar.Her şeyimiz birbirine benziyordu.Kumrular yuva yapmıştı halimizin derinlerinde.
Bir yangın ben istemiştim, sensizliği yakıp, yıkacak, köz etmek için.Sen yoksun yanımda. Onca sevginin,yılın ölümsüz ritminde güzellikler yüreğimizde akıyordu.Sonuçlar açıklandığında tercihlerimiz aynıydı,sen son tercihin olan tıpa yerleşmiştin,aramızda bir puan var fark vardı.
-Bir puan,bir aşk,bir yıl,bir ömür sundu.Bir de kazamamanın soysa-psiko denkleminde yağan dolular hariç. Şimdi bu test bitti, şimdi biraz gözlerime bak, beni ilgisiz bırakma diyen yok.
Yaramın gömleği çoktan pırtık pırtık
…:Üşüyor sevda elim
Sen git ellere, ellerin ve yellerlin olmadan da yaşarım
s…:ana dair kader kendi dairesini sattı
gayrı kederin sokağındayım
…:gayrı ederin can kapanındayım
lânetli bir lav ırmağına attım seni
biliyorum kahırlarınla akıp gideceksin cehennemine
hiddetle karıştıracaksın kirlenmiş geçmişin defterini
çizdiğin çavşır dünyanda çitler öreceksin mutsuzluğa
rastlantı karelerinde eğilmiş açılar çizecek mağrur bakışlarını
bitimsiz saralarda saracak seni yalnızlık
Bahanelerin dilinde yazılıyor avuntu destanım.
Senli yıllarımı ömrüme yamalamak yetiyor.
El ele gezdiğimiz dört yılın yosunları gibi yapıştım sevda tenine. Avunuyorum işte… Annesi ölmüş, her memeye saldıran sevimli bir kısrak gibi. Senle yaşadıklarımı avuntu haritası yaptım.
-Yaka yaka bitiremediğim fotoğraflarımız kare asında bahtım kanlanıyor. Şairin gözlerinden nemler ısmarlanıyor ,ağlamak bugün bedava… Yar gitmişse ölümden de ağır. Ölene dökülen gözyaşı damla damladır. Gidene dökülen gözyaşı sağnak sağnak ve tanımsızdır.
- Bugün ağlamak bedava, bugün seni istemek pahalı. Bugün yoksun işte. En istendik, en tanıdık anlarımdayım.
- Gel biraz dokun dokunaklarıma.
İnildiyor sudan yelkenim
Binmişti gidiyor en güzel gitmelere
Kalmaları yençme çağ devrine kadar artıyor
Ayrılığı ayrı bir çağa bırakıp
Bulutsu nasiplerin buharı oluyoruz
Şans yağmurları her zaman yağıyor
Düşlerinin akrebinde hem zehir hem zamansızlık akıyor
Çıplak hüzünlerimi giydirecek bir çift sözün yok mu
Uyaksız bekleyişlerimin son şiirine yok mu bir imgen
Umudumuzun şurubunu içerecek hissi bir kaşığın yok mu?
Tutku İmparatorluğumu yıkan anlık aşklarıma yok mu sultanlığın
Bahtının tahtından atılan son padişahım
bu kalbin kuzey kutbunda sana üşüyen ben
bu kalbin güney kutbunda bana terleyen sen
dört mevsim dört renk dört iklimle geldim sana
aşk güven ilgi ve paylaşım dörtleminde döner dünyam
yürekleri lavlarından oluşan sevgi deltasında büyür sevdam
ateşi ateşe yakan, yakanı yakan, akanı akan bir kaviyim
sonsuzluğun şavkındayım onsuzluk ağlarken
düş uçlarında düşüyor özlemlerim
tövbe dağlarını delen ferhat’ın azmiyim
sızışı aşka
gelişi aşka
sevişi aşka




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!