Yapmayacaktın yüreğimde yuvanı
esirin olmuşken aşkının aysberginde
gözlerine güneşleri ısmarlarken
Kar yağıyordu yalnız içimde
Senin hayalin kaydı yüreğimde
Sevgi kuşların uçtu bir bir
-Tebessümlerimde yanıklar var.Son gülüşün de yandı. Yakılmış bir aşk olarak mazime külden, gülden kuldan kalıntılar bıraktım.
- Aldırmadan gidenin ameliyatla alınmış huylu urları var. Aldırmadan kalmanın kalaycısıyım. Sevda tasımız bakırdan olduğu için paslandı. Büyük sevdakarların hepsi bu sevda tasıyla içti sevdalarını.
-Ben kalaycıyım, şimdi bu sevda tasımızı ve tasamızı kalaylıyorum kalakalışlarla.
-Henüz icat edilmedi öylesine gidenin ardında ne yapılacağına dair. Öylece kalarak yüreğimdeki gülüşleri yaktım. Bir sevenin en büyük silahı onun için attığı ve onu hatırladıkça attığı gülücükler.
Atardamarlarımda senin fünyelerin varken, yüreğim, komşu güzellerin sınırında senin mayınlarınla döşeliyken söyle nasıl severim başkasını. Sevda açmazlarında kaktüsler çiçek açar mı? Hani şu bildiğimiz dikenlerden gül olur mu? Gecelere durdum, sustum yeni açılımların yorgun gözlerinde kalbimde açılan gülünle hayata bağlandım.
Yüreğimi kanattığın,artık sevmiyor, umurunda değilsin hançerle yoksun her anımda. Acıkmış tufanlarınla savruk kaldım buralarda. İnatçı
Maskelerini takıp,başkalaşmış hayatların uçuklarında saçlarını tararsın. Saçlarını görmeyeli epey oldu,beyazların arttı mı? Her beyaz tele değmemiş elimi,sönmemiş ateşlerimi değdirsen beyazlanırsın belki. Güneş batıran gözlerinde fecri gülüşler, içimde hiç yanıt bulmamış gidişlerin işsizliğinde iş arar. Artık bir işim de var.Seni yazmak, sensizliği yazmak, gelişinin özetlerini okumak umut kütüphanesinden.
Sahi hatırlar mısın,kütüphaneye gidiş gelişlerimi.Sen geçmişinin tezini hazırlarken, ben geleceğin kitabını yakıyordum.Bir gün İstanbul’a nadir kar yağan bir günde orda mahsur kalmıştın.Gelemiyordun,arabayla gelmenin imkanı yoktu,yollar açık, buzlu ancak belediye arabaları geliyordu.Akşam olmuş,kar savuruyordu.Sen sabah kütüphaneye gittiğinde hava güzeldi.Normal kıyafetlerle gitmiştin. Yanımda kışlık manton,eldivenlerin,bir yüreğim…
-Sana geldim kış-kıyamet dinlemeden.Kütüphanede senin gibi mahsur kalanlarla gözleri nemli beni bekliyordun.Pencereden beni görünce,işten babası dönen genç bir kız koşup sarıldın.
-Üşümüştüm,tüm üşümem geçmişti.Sarıldık kar bütün şiddetiyle yağıyor,el el gidiyorken inişli bir yerde aynı anda kayıp yuvarlanmıştık,senin gözlüğünün bir camı kırılmıştı.Gözlüksüz yürümen zorlaşmıştı.Elime sımsıkı tutunarak, yavaş yavaş otobüs durağına gelmiştik.Soğuk; ama sıcak günlerin haritasında zorluklar aşkın üstüne yağmıştı. Üşümüştün, üzülmüştün; ama iyi ki sen varsın, iyi ki geldin .
kopan bir çığın altında ağır deli bir sevda gülümsemelerine
dahası gözyaşlarınla büyüdüğüm her acında
dilsiz sellere attıllar
sen diclenin kanayan kananası
bense fıratın aklayana atası
bütün acıların doğum yeri mezopotamyaya sürüklüyor
Karışık pizza ruhunun siluetinden ürküyor bağlanışım
sızan sözlerinin ışık krizlerinde zemheriler başlıyor
bütün bülbüllerin, bakir arzularında sesim sana araşır
şiirin ininde dizelerim diz çöktü sevdana
yazısız sözler yazdı yüreğim
Ay ile aşk doğuyor içime,
özleyişin kör mazisinden vuruluyor senli düşler
kanıyor sevdanın sismik yanı
içimdeki depremlere kardeş geliyorsun
faylı kelimelerle salgın bir sevi oluyorsun
sensizliğime yumaklarını açıyor vebalin
beyhude bir kavuşma sızısında uyanıyor cemalim
Kilitlenmiş kilitler, üste üstelerden üst bir ben tanımsızlaşıyordu.Uzak sevmelerin kapı aralarında baktım sana..Sen kilit üstüne kilit nedir bilir misin?
Bakmanın sana kaçmanın en güzel yerinde kalmak nedir bilir misin? Kuş tüyü hafif alışmalarımda elimi uzattım havada kaldı.
Lale bakışlı umutlar uçuruyor baharımı. Hani bir gün geleceksin lecan olarak,laleler arasında yaşayacağız.Laledir, gelmesen beklemezler,solar hemen aşka…Kime bakayım,hangi yüz seni bana yakın ermiş sıcaklık kılar.
Ar altında hasretim,har yakar azlarımı.Yetemem sana.Uzaksın.Ancak özlemlerini giydirirsin resmime.Çıplak umutların gelir kapsam alanımdaki düşlerime.İçimde sen lekesi..Kırık dökük kilidin de açmıyor gecemi,gündüzümü,uykusuzluğumu,melankolik ko larımı. Koma beni komilik yaptığım sevda otlangacında.Gözlerimde ömürler sönerken,sen benden bir ömür kiralarken örselenmiş ayıplarını ve yanlışlarını yıka.Uzatma kırılmış paftalarımızın fay yakınlarını.Ki depreme alışmış iki uzaklıktan daha büyük deprem nerde olabilir.Yüreğimden tutku evine sızan dilsiz sularımda yıkan.
yağan yağmur'a ruh ısmarlaması(an) kara
git “aman” göllerinde bir balık ol
sevda oltamı yeni aldım yeniyim ben yeni
rahme düşen düşüncelerimden düşsel bir şatosun
tunç bilekli surlarımın sırlarında surunu üflüyor susamışlık
Gözkapaklarınla kitap kapakları arasında
Neşeli deliler gibi delil topluyor gözlerim
Okuyorum kitapları
İki kalmak
İki kapak
Bir bak
Şimdi bir çapaladığım aşk tarlamdan çıkmalısın.Sana yöneliklerinde yönler değişti.Ben doğu, yani Mecnun,Ferhat,Kerem,Memo,Zinde Avesta,.. Aralanacak afaklarıma çanak tutuyor tavırların.Benim misin? Benli misin?
Zorluyorum oysaki şimdi konuşabilmek için,içlerini okuyamadım,dışını çözdüm sana yönelik önergelerim oldu aşk meclisinde.
Sesimi duyamıyorum.Duymuyorum seni.Beni senden aldı aşkın azraili.
Her şey sessizliğe çağırsa aşk kulağım
Senden yana değil ki.Şaşırdım öncelere,önden gidiyordu,kavuşmama umudumuzun hüsranları.Dünyanın dönme sebeplerine senin dönmeni de ekleyemem ki.Bekleyemem ki onca karatsızlığın karartılarında.Bu karşılaşmalar,karışımış dünyamı epeyce karıştırdı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!