Hayrettin Taylan Şiirleri - Şair Hayrett ...

Hayrettin Taylan

Yok, olmuşluğun içinden çıkıp gidiyorum yok olmayışların her zerresine.
Yüreğimdeki sevginin ışığıyla yakalıyor aşk beni en tanımsız ve hazır yerde. Hazlarıma zamlar ekliyor ve beni alıyorlar aşka alınmış her süreye…
Savaşmaktan yorgun düşen düşlerime seni alıyorum.Kalakalıyorum kalınması gereken yerde..Kaybolmuş gidenin peşinde koşmaktan dermanım yokken şirinliğine yenilen su yüreğim durmadan akar.Gel yıka beni… Gel sıva yüreğimin çıplak duvarını.Ve yaz ismini ali cümlelerle.
Çamur deryasında çırpınan güzellerin aynasında beni tarıyor arzular.Saçlarını tarıyorum yalnızlığımı. Bırakın ellerimi… ele giden güzelimin ellerini kırın.
Yaşamı yaşamın farkında olarak gitmeyi bilmeyen güzellin elleri kırılsın.Ahlarıma biraz demirden sopalar ekliyorum her özlemim dövecek benden gideni…
Anlayabilir ancak beni…

Devamını Oku
Hayrettin Taylan

senli bir buluta içlendi içerlemelerim
yüreğim buhur sen aşkıma bulut
benden başka her şeyi unut
tutkular arasında bir gül gibi gül biraz
gönlümdeki tüm çiçekler sana açılırken
sen bana bana açıl tüm açıklarınla

Devamını Oku
Hayrettin Taylan

Uçurumun kenarındayım Hızır
Bir gönül şehitliğindeyim
Muhteşem bir özlemin düğünü gibi
boşluğun avucunda ruhum serpilmiş
ucu uçsuz bucakların ucu olan uçurumum ben
Bir anlık rüzgar yetecek

Devamını Oku
Hayrettin Taylan

Hayatımıza sızan her şeyin başlangıcı kendimizle başlar.Zihin alıştırdığımız duruşları serer. İçsel imgelemlerimiz var.Neleri yaşamak istersek onları kurgusuna yazılırız.Burada kader kendi milimlerini kısar.
*Kader, özgür nefsin eylemlerinde uzak kalır.
Bizi, çeken öznel çekimler araşır ve istendiklerimizde bizi bulur.Yaşadığımız nesnel olayların özü de içsel öznellerimizin nefsi izleklerimizden yola çıkmış.
-Zihin atlasımızdaki renklerin muharriri biziz.

-Görmezden gelmek, kendimize, başkasına biçtiğimiz öznel bir cezadır.Kesilmiş bir öçtür.Bunun savusu zor.

Devamını Oku
Hayrettin Taylan

Acılar ıslanırken ruhumun yamacında, birikmiş sarılışların tüm anları toplar beni, benden ne kadar ben kalmışsa.
Utulmasız anları, kanmaları özlemlerin dağılmış grilerinde rengime dönüşüyor.Ha benim rengimi merak ediyorsan ben hep kara sevdaların rengiyim,ben hep aşk beyazların başlangıcıyım,hep sensiz kıpkızılların gül rengiyim,ben hep çakırkeyif hakilerin hakkısıyım,benimi tümler gökkuşağı … Ben ile sen arasında aratıl aşkkuşaklarında dehlizlerim yücelir.
Senli demlenmiş bakışların, tüm güzellerin gözlerinden akıyor ve içimdeki sen güzeli silinmiyor,hangi silgi akışına katılsam yüzündeki “ben”, kara sevdamı karalıyor…Ne yapmışım? Neden seni önce beninde öptüm ki…
Neden iksirli olduğunu söylemedin, hep beninden sözlü etti gidişlerin…
Sahi gözbebeklerin nasıl büyür beni hatırladığında bir şairin aşkı olmanın beyazlarında bazen en siyah düşlerin çıkmıyor mu hiç?
Bu sözcelerin layığı mıyım? İçindeki leylek neden gelip aşk bacama yuvanı yaptı,sensiz üşüyorum…Özlem sobamı yaktım,bacama yuva yapan leyleğin kuluçkada yuvasını bozmak istemedim.Üstelik iki yavru yapmış, her gün gidip bakıyorum biri sensizliğe çok benziyor, hep geliş tarafını gagalar, hep senin geliş tarafına kanat çırpar.Bir yavrudur aşk..

Devamını Oku
Hayrettin Taylan

Çağır yeli ruhumun çölüne senden toz dumanlar uçsun
gözlerin bulsun gözlerini, sözlerin bulsun sözlerimi
Bir gülüşe sar sevdayı
yüreğinin titreşimlerini ekle yalnızlığın paylaşım sitelerine
dalgalar sun fenerlere, yakalım denizlere yakamozları ve yok olmazları
“lal sözlerin” beni düşlerine taşısın hayal kırıklıklarımın kayığıyla

Devamını Oku
Hayrettin Taylan

Şiirlerimde dünya bulmuş uzak dost Peri’ye..


Prangalar sarmışken uzak kalışın eyfeli yücelirken sensizliğe
En güzel özlemlerin güllerin kızıl kavuştaklar bağladım bam teline
Ruhunun aynasında,taranın gerçeğin en tanımışı gibi kaldım

Devamını Oku
Hayrettin Taylan

Gül düşlerinin düşmanı değildi yüreği. Geleceğe astığı şiirsel yürüyüşün kaderini tümlüyordu Perijen.Henüz dokuz yaşına yeni girmişti.Doğum günü bile kutlanmamıştı.Annesi ona evde bir pasta yapmış bir tek o kutlamıştı.Yokluğun son baskısında, yoksulluğun mürekkebi bitmişti sanki.
Yüreğini topla da öyle gir yatağına. Bir fısıltıyla geleceğine bir şeyler anlattı,gözlerini yumdu bir türlü uyuyamadı.Dokuz yaşına gelmişti,o gece çok garip geçti,sabaha kadar karnı ağrıdı.Yatakta sızlanıp durdu,annesine seslenemedi,babası çok sert,sevimsiz,ilgisizdi.Korkusundan odalarına giremedi.Gece uzadıkça sancılar yıldızlar eşliğinde artıyordu.Bu acı, bu içsel akış neydi bilmiyordu.Sabahın erken saatinde zorla kendini lavaboya atmıştı.İlk adet olmuştu,ne olduğunu bilmiyordu,ağlayarak annesine anlattı.Annesi,beyaz birkaç çabut verdi,korunması için.Her şeyi anlamış ve rahatlamıştı.Doğum gününde ilk kez adet olmuş,acıdan mutsuz,bezgin evin içinde dolaşıyordu.Geleneksel bağların,törenin, yoğun olduğu bir mahallede yaşıyordu.Okula gitmemişti,evden de çıkamıyordu,biri görür, bu halini diye.
-Babası,işten erken geldi,annesine seslendi Perijen’i süsle, giyindir görücü var dedi.
Anne Muhlise:-Bey, sen deli misin kızımız daha 9 yaşında.
Baba Zerdali: -Sus,büyütüp süs biberi mi yapacağız,adam zengin gitsin onun süs biberi olsun.Beni onu besleyecek gücüm yok.
-Muhlise: -Ben de giderim,ben kıyamam kızıma,daha ilk kez adet görmüş,üstelik bugün doğum günü.Doğum günü sürprizine bak.

Devamını Oku
Hayrettin Taylan

—yerini almıştı yarin imgesel gölgesi
öpüyordu dizelerimde hoşluğum yazılıyordu
zaaflar zarfın içinde yazılmamışa yazgı
kendi ateşinde yanan yapay tanrılar gibi
tutkunun mecrasından korkunun meçhulüne adıldık
zaman yok

Devamını Oku
Hayrettin Taylan

Yüreğimizden sakladıkça ve kayıpların pin kodlarını çözer özlemin tepelerine çıkarız.Tam buluşma zirvesinde kıpkızıl bir gül ekelim ki ulaşılmaz sevdalara koku ve süs olarak dalgalansın ve algılansın sevilerimin perisi.
Sınırları gelmelerin bebeciğiyle çizilen kavuşma yolculuklarında sineme bir har düştü. Yakıldım senden. Yangınları da yakan ateşinden ısındım sevdaya. Düşün ki, her aşkın külünde dünler yazılıdır ve her sevilik aslında bir kavuşmanın salıdır. Sen salına salına giderken,benim içimde neler olduğunu bir tek yalnızlığımın ağlayan dalgaları anlar yıldız sözlüm.
Yaralarımın yanıtlarına gecikmiş gelmelerin merhem olmaz ki aşk külüm. Bilinmezliğin kıyılarını çürüten gemilerini alıp gitmedin,limanlarına benden bekçiler koydun.Neon ışıklarında saçlarını taradın yaralarım üstüne döküldü efil efil saçların.
Göğsümüzü eriten özlemin güneşinde ölüm vadisine uçan bir kelebeğin beyaz kanadına senimi astım.Bir kelebeğin gözbebeği kadar sevgin varsa yeterdir bana.Bu sevgiyi bandıra bandıra bastırdım sensizliğin hasret kapısının paslanmış kilidine.Gönül kapım açılmıyor,paslanmış olmalı ciğerinin yağından sürsen biraz geçse gacırtısı.Ya da omzumda iki damla gözyaşı döksen belki otomatik açılır.
Ay içlerine vurgundur içimde tütsülenen efsunlu yıldızlarla sevişen senli akışlarım.Kavuşmanın yakasındaki mutluluk düğmelerini tek tek açıyorum.Gerdeğe giren en özel özlemlerin beyazlarına pınarlarımı bağlıyorum.
Kımıltılı burukların hüzün senfonisinden Dede Efendi’den seni dinliyorum. Bu gece çok içtensin,beni çok içmişsin.Ayıkırsan beni söylüyordu bir güzel.Kıskanmış yıldızların beyazları gibi geceyi kaçırma benden.

Devamını Oku