Her sabah beyaz bir bulut ufukta
Günaydın diyerek bekleşir gibi
Güneş boy verince kızıl şafakta
Issızlık gönlümle koklaşır gibi
Saçlarımda çoğalınca gümüş tel
yine buğulanmış gözlerin,
hüzünlü bakışlar salıyorsun bana
yorgun gölgeler geçer kıyıdan sıra sıra,
Gönül niçin feryadımı duymazsın
Başıma sardığın bunca dert yeter
Kimi dalda bülbül, kiminde serçe
Benim dallarımda hep baykuş öter
Ne öğüt bilirsin ne söz anlarsın
aralık kapıdan baktığında,
uzaktan seyre daldığımız
uçsuz bucaksız manzaralardı
yüksek katların balkonlarından
gün batımında kımıldaşan zarif bir rüzgar
güneyde buğulu gözleriyle akdeniz
gülü sevmek seni sevmekle başlar
kuğu gibi çıkıp geldin gönül köşkümüze
gitme hiç, hep bizimle kal
gülü sevmek, seni sevmekle başlar
geldiğin şehirde açtı mı zambaklar
ne güzel gülümserdin
hem gönlümüz hem
ruhumuz doyardı
ne güzeldi tülbendinin
buğulanmış kolları
tutsaydı ellerimizden hayat
sımsıkı, düğüm düğüm...
bir kelebeğin peşinde
soluksuz koşturur gibi
yine hazan, yine hüzün
bir resim çizmeliyim önce
rüzgâra karşı kanat çırpan kuşlar
beton bloklardan kurtulmaya can atan
aylarca bekler durursun
yüzün hep güneşe bakar
kimi zaman dedikoduya alet olursun
gün döner, sen dönersin...
işte yine yalnız bir sabaha uyandık
birazdan hüzün çıkınımızı alıp
yollara düşeceğiz…
ne birbirimizden ayrılacağız
ne de bütünleşebileceğiz
senin boyun endamın değişecek




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!