sen yok musun sen,
sen gönül çelen...
benim hiçbir etkim yok,
kendin sebepsin bütün dedikodulara.
gizli gizli aşıkları seyredermişsin
boğaziçi’nde...
geçmişle gelecek arasındaki seti aşmak için
eski bir anahtar yeter miydi?
hayatı cümle kapısından ayıran
soğuk bir şubat sabahı,
geleceğe doğru bir adım atmak için
uzun uzun düşünmeyi bırakmalı,
zamanı iyi kullanmalı diyorum;
ardından kuşları düşünüyorum.
bir kedim var ismi Tekir
onda her şey tıkır tıkır
sanmayın ki çokça fakir
taşınmazı tapusu var
"sen gülünce yüreğime bağdaş kurar bir çocuk,"
demiştin...
Her sabah beyaz bir bulut ufukta
Günaydın diyerek bekleşir gibi
Güneş boy verince kızıl şafakta
Issızlık gönlümle koklaşır gibi
Saçlarımda çoğalınca gümüş tel
yine buğulanmış gözlerin,
hüzünlü bakışlar salıyorsun bana
yorgun gölgeler geçer kıyıdan sıra sıra,
Gönül niçin feryadımı duymazsın
Başıma sardığın bunca dert yeter
Kimi dalda bülbül, kiminde serçe
Benim dallarımda hep baykuş öter
Ne öğüt bilirsin ne söz anlarsın
aralık kapıdan baktığında,
uzaktan seyre daldığımız
uçsuz bucaksız manzaralardı
yüksek katların balkonlarından
gün batımında kımıldaşan zarif bir rüzgar
güneyde buğulu gözleriyle akdeniz
gülü sevmek seni sevmekle başlar
kuğu gibi çıkıp geldin gönül köşkümüze
gitme hiç, hep bizimle kal
gülü sevmek, seni sevmekle başlar
geldiğin şehirde açtı mı zambaklar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!