Katıvermek dertleri arzularımın rüzgârına
Çekip gitmek var Kaf dağının ardına.
Sonra ferman etmeli katledilmelerine dertlerin.
Dönüp seyran etmek istiyor gönlüm
Yârin gönül bağına...
Sana giden yollar mayınlı geçilmez gülüm
Mayın tarlasında gül de yetişmez gülüm
Sen orada, ben burada, hasret tam ortada,
Sevda bir nehir olmuş ama içilmez gülüm.
Sen seheri geçmişsin kuşluk vaktinde
Bir kavgada başımı yaran taşını
Kapkara çorak toprağını
Kara dağdaki aç kurdunu
Gökte uçan kuşunu sevdim.
Gün geldi taşlar mihrap oldu
Küçükle küçük olduk,
Büyükle büyük...
Uyumu,
Anlaşmayı, konuşmayı başardık,
Ama seviyesizin
Alçağın ve edepsizin
Ey mevki
Ey Makam
Sen ne görkemli bir şeysin…
Abası olmayan çulsuza aba,
Libası olmayan çıplağa giysi,
Şerefi olmayan şerefsize kılıf
Karıştır kazanı dibinde ne var, neler çıkar,
İyiye güller, yaramaza bir koca tokmak çıkar
Sahipsiz sanmasın kimse bu Şehr-i Karamanı
Yolların bir ucu hizmete, bir ucu MEYDAN’a çıkar
Mezarım
Bir mezar kazıverin serin topraktan
Örtüler örtün üstüme daldan yapraktan
Taşlar dizin çepeçevre sağlı ve sollu
Beni de götür huzur deryasına yeşil dört kollu.
Bir gül olup açtın gönlüme,
Dikenini batırsan da ne çıkar.
Bahar meltemleri verdin ömrüme,
Sağanak olup yağsan da ne çıkar.
Günlerim mutlu aylarım şen oldu,
Neden çıkmaz sesi açlıkların,
Neden utanmaz savaşanlar çocuklardan?
Güçlüler ibret alsalar ya dağlardan.
Yetişmez mayın tarlalarında güller
Hiç fayda vermemiş sana ne mektep ne de medrese,
Okur yazarsın ama anlamazsın ne kimya ne de hendese,
Aklın bir arpa boyundan da kısa fikrin dolu vesvese,
İnsanlığa iyilik et de git bir dağda odun ol sen vesselam…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!