BOŞLUĞA YANKI...
I. Fısıltı
Boşluk, adımı çağırdı harfsiz bir dille.
Ne sesti bu, ne de bir yankı.
Varlığın damarlarında yürüyen sükûtun gölgesiydi.
Gönlünde yanardı aşkın ocağı,
Çekti cefasını o gençlik çağı.
Bozkırın tezenesinin kucağı,
Sırrını sazına kattı derlerdi.
Öyle yıkılıp kalma hemen,
Omuzlarında bir koca cihanın sancısı,
Yüreğinde kırbaç izi gibi bir hasretle...
Çırılçıplak geldin, şu fani hana,
Bir top bezle döneceksin vatana,
Saraylar yaptırsan, sığmazsın ona,
Giderken peşinden, bakmaz bu dünya.
Bakkalın önünde nasip aradım,
Alın teri ile piştim bu gece.
Dünya pazarında bir yer taradım,
Siyah bir kumaşa düştüm bu gece.
Bu Gece...
Yine efkâr bastı, gönül yorgunu,
Hesabı kadere kestim bu gece.
Ruhumda bir aşkın bitmez vurgunu,
Kendi rüzgârımla estim bu gece.
Bu Gece 3...
Gönül tezgahında hasret dokudum,
İlmik ilmik seni çözdüm bu gece.
Aşkın kitabını baştan okudum,
Kaderi alnıma kazdım bu gece.
Bu gız bana neye, hep Agam deyu...
Pınar başında ha gördüm ben onu
Dedim bak bu sevda olucek sonu
Hayal gurarken de, gördü bak beni
Bu gız bana neye, hep agam deyu...
Hayat bir meşakkat, bitmez sınavdır,
Hakk'ın kapısında, durur bu gönül.
Nefis bir canavar, sanki bir avdır,
Tuzağı imanla, kırar bu gönül.
Dünya bir gölgedir, gelip geçilir,
Sabır hırkasını, giyer bu gönül.
Zehir sunsalar da, şifa içilir,
Rıza lokmasını, yer bu gönül.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!